Türkiye’ye yönelik uluslararası doğrudan yatırım akışı 2026 yılına sınırlı ancak dikkat çekici bir başlangıç yaptı. Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı Ödemeler Dengesi verilerinden derlediği bültene göre, şubat ayında Türkiye’ye 780 milyon dolarlık doğrudan yatırım girişi gerçekleşti. Böylece yılın ilk iki ayında toplam giriş 1,5 milyar dolara ulaşırken, 2003 yılından bu yana ülkeye gelen toplam yatırım tutarı 289 milyar doların üzerine çıktı.
Şubat ayındaki toplam yatırım girişinin detaylarına bakıldığında, 370 milyon dolarlık kısmın doğrudan yatırım sermayesi olarak gerçekleştiği görülüyor. Bunun yanında 513 milyon dolarlık giriş borçlanma araçları kaynaklı olurken, yabancıya gayrimenkul satışından 230 milyon dolarlık katkı sağlandı. Ancak aynı dönemde 333 milyon dolarlık yatırım tasfiyesi, toplam girişin daha yüksek seviyelere ulaşmasını sınırlayan bir unsur olarak öne çıktı. Bu tablo, Türkiye’ye yönelik yatırım iştahının sürdüğünü ancak çıkışların da dengede belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Sektörel dağılım incelendiğinde, bilgi ve iletişim sektörü 65 milyon dolarlık yatırım ve yüzde 18 pay ile şubat ayında ilk sırada yer aldı. Bu alanı finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 17 pay ile, toptan ve perakende ticaret ise yüzde 14 pay ile takip etti. Yılın ilk iki ayı birlikte değerlendirildiğinde ise toptan ve perakende ticaret 146 milyon dolarla en fazla yatırım çeken sektör olurken, elektronik imalatı 143 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı. Bu dağılım, Türkiye’de hem iç tüketime hem de üretim altyapısına yönelik yatırım ilgisinin devam ettiğine işaret ediyor.
Ülke bazlı yatırım dağılımında ise dikkat çekici bir çeşitlilik görülüyor. Şubat ayında en fazla yatırım yapan ülke yüzde 18 pay ile Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Onu Singapur ve ABD yüzde 15’er payla, Almanya yüzde 14, İspanya ise yüzde 9 payla izledi. Yılın ilk iki ayı toplamında ise Almanya 198 milyon dolarlık yatırım ile ilk sırada yer alırken, Hollanda 118 milyon dolar ve Birleşik Arap Emirlikleri 95 milyon dolar ile onu takip etti. Uzun vadeli perspektifte bakıldığında ise 2003-2025 döneminde Türkiye’ye gelen yatırımların yüzde 59’unun Avrupa Birliği ülkelerinden geldiği görülüyor. Ancak 2026 yılı şubat ayında AB’nin payının yüzde 35’e gerilemesi, yatırım kaynaklarında coğrafi çeşitlenmenin arttığını gösteriyor.
Mevcut veriler, küresel ekonomik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin yoğun olduğu bir dönemde Türkiye’ye yönelik yatırım akışının tamamen durmadığını, ancak daha temkinli bir seyir izlediğini ortaya koyuyor. Özellikle teknoloji, finans ve ticaret gibi alanlarda yatırımların sürmesi, Türkiye’nin bölgesel üretim ve hizmet merkezi olma konumunu koruduğunu gösteriyor. Bununla birlikte yatırım girişlerinin kalıcı biçimde artabilmesi için makroekonomik istikrar, öngörülebilir politika çerçevesi ve hukuk güvenliği gibi unsurların belirleyici olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde küresel faiz politikaları, enerji fiyatları ve bölgesel gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin uygulayacağı ekonomi politikaları, doğrudan yatırımların yönü ve büyüklüğü üzerinde kritik rol oynayacak. Özellikle dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim alanlarında atılacak adımlar, yatırım çekme kapasitesini artırabilecek temel faktörler arasında öne çıkıyor.











