Varlık Barışı Geri Döndü, Kamu Borçlarına 72 Ay Taksit İmkânı

Yeni vergi düzenlemesi yürürlüğe girdi; varlık barışı geldi, kamu borçlarına 72 ay taksit imkânı sağlandı.

Vergi Düzenlemelerinde Yeni Dönem

Vergi uygulamalarından kamu alacaklarının tahsiline, yatırım teşviklerinden istihdama kadar geniş bir alanı kapsayan yeni düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile birlikte hem bireyleri hem de şirketleri yakından ilgilendiren önemli değişiklikler hayata geçirilirken, özellikle varlık barışı uygulamasının yeniden devreye alınması, kamu borçlarının yapılandırılmasına yönelik yeni kolaylıklar ve İstanbul Finans Merkezi’ne verilen uzun vadeli teşvikler ekonomi çevrelerinin dikkatini çekti.

Yeni düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri, uzun süredir ekonomi gündeminde tartışılan varlık barışı uygulamasının yeniden yürürlüğe alınması oldu. Buna göre, gerçek veya tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını 31 Temmuz 2027 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirmesi halinde, bu varlıklara ilişkin herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak. Düzenleme, özellikle yurt dışında varlık bulunduran yatırımcılar ve şirketler için önemli bir güvence olarak görülüyor.

Ekonomi yönetiminin bu adımla temel hedeflerinden birinin, yurt dışındaki tasarrufların Türkiye finans sistemine kazandırılması olduğu değerlendiriliyor. Benzer uygulamalar geçmiş yıllarda da hayata geçirilmiş ve özellikle döviz rezervlerinin desteklenmesi, finansal sistemde likiditenin artırılması ve kayıt dışı sermayenin sisteme dahil edilmesi amacıyla kullanılmıştı. Ancak varlık barışı uygulamaları geçmişte zaman zaman eleştirilere de konu olmuş, düzenli vergi ödeyen mükellefler açısından adalet tartışmalarını beraberinde getirmişti. Buna rağmen ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde hükümetlerin sıkça başvurduğu araçlardan biri olmayı sürdürüyor.

Kanunun dikkat çeken bir diğer düzenlemesi ise yurt dışı kazançlara yönelik gelir vergisi istisnası oldu. Buna göre, Türkiye’de yerleşmiş kabul edilen gerçek kişilerin, Türkiye’ye dönmeden önceki son üç takvim yılında ülkede ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, yurt dışında elde ettikleri kazançlardan 20 yıl boyunca gelir vergisi alınmayacak. Bu düzenlemenin özellikle yüksek gelir grubunda yer alan profesyoneller, girişimciler, teknoloji uzmanları ve uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye çekmeyi amaçladığı değerlendiriliyor. Son yıllarda küresel ölçekte ülkeler arasında nitelikli insan kaynağını çekme yarışı hız kazanırken, vergi avantajları bu yarışın en önemli araçlarından biri haline geldi.

Kamu borcu bulunan vatandaşlar ve işletmeler açısından en kritik değişikliklerden biri ise tecil süresinin 72 aya çıkarılması oldu. Daha önce kamu alacaklarında azami taksit süresi 36 ay ile sınırlıyken, yeni düzenlemeyle bu süre iki katına çıkarılarak 72 aya yükseltildi. Ayrıca teminatsız tecil tutarı 1 milyon liraya yükseltildi. Bu değişiklik özellikle vergi borcu, SGK primi ve kamuya yönelik mali yükümlülüklerini ödemekte zorlanan işletmeler için önemli bir nefes alma alanı sağlayabilir. Yüksek faiz ortamı ve finansmana erişim sorunlarının yaşandığı bir dönemde, şirketlerin nakit akışını koruması açısından bu tür düzenlemelerin kısa vadede rahatlatıcı etki yaratabileceği değerlendiriliyor.

Kanun kapsamında istihdama yönelik vergi avantajları da dikkat çekiyor. Özellikle teknoloji, finans ve katma değerli hizmet alanlarında faaliyet gösteren işletmeleri desteklemeyi hedefleyen düzenleme ile nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin ücretlerine vergi istisnası getirildi. Buna göre, çalışan ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna tutulacak. Bu adımın, Türkiye’nin yüksek katma değerli sektörlerde rekabet gücünü artırma ve nitelikli iş gücünü ülkede tutma hedefiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Bir başka önemli düzenleme ise İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik teşviklerin süresinin uzatılması oldu. Katılımcı belgesi alarak finansal faaliyet yürüten kuruluşlar için uygulanan yüzde 100 kurumlar vergisi indirimi 2047 yılına kadar devam edecek. Bunun yanında kuruluş ve izin süreçlerinde finansal faaliyet harçlarına yönelik muafiyet süresi de 5 yıldan 20 yıla çıkarıldı. Bu teşviklerin amacı, İstanbul’u bölgesel ve küresel bir finans merkezi haline getirmek, uluslararası sermayeyi çekmek ve yabancı finans kuruluşlarının Türkiye’de faaliyet göstermesini teşvik etmek olarak öne çıkıyor.

Uzmanlara göre düzenleme kısa vadede piyasalara ve iş dünyasına destekleyici mesaj verirken, uzun vadede başarısı uygulamanın sonuçlarına bağlı olacak. Özellikle varlık barışı düzenlemesinin ne ölçüde sermaye dönüşü sağlayacağı, kamu borçlarında uzayan taksit sürelerinin tahsilat performansına nasıl yansıyacağı ve İstanbul Finans Merkezi teşviklerinin yabancı yatırım çekme kapasitesi önümüzdeki dönemde yakından izlenecek. Ayrıca vergi avantajlarının bütçe dengesi üzerindeki etkisi de ekonomi yönetiminin dikkatle takip edeceği başlıklardan biri olacak.

Yeni kanun, yalnızca teknik bir vergi düzenlemesi olmanın ötesinde, Türkiye’nin yatırım ortamını güçlendirme, sermaye girişini artırma ve ekonomik aktiviteyi destekleme hedeflerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak ekonomistler, vergi teşviklerinin tek başına yeterli olmayacağını, kalıcı yatırım ortamı için hukuk güvenliği, öngörülebilir ekonomi politikaları ve finansal istikrarın da belirleyici olmaya devam edeceğini vurguluyor.