USD/TRY’de Kritik Enflasyon Haftası

Ocak enflasyonu öncesi USD/TRY 43,50 civarında. İçerde sıkılaşma, dışarda güçlü dolar teması kurda yukarı riskleri canlı tutuyor.

İç Sıkılaşma Adımları, Küresel Dolar Dinamikleri ve Kur Üzerindeki Olası Etkiler

Bu hafta USD/TRY açısından en önemli gündem maddesi, 3 Şubat salı günü açıklanacak olan ocak ayı TÜFE verisi olacak. Öncesinde açıklanan İstanbul Ticaret Odası (İTO) verileri, İstanbul’da perakende fiyatların aylık bazda %4,56 arttığını göstererek enflasyonist baskıların yılın başında da güçlü seyrettiğine işaret etti. Son iki yıllık eğilim dikkate alındığında, TÜİK enflasyonunun büyük ölçüde İstanbul enflasyonuna paralel gerçekleştiği görülüyor. Bu nedenle piyasanın yaklaşık %4,3 seviyesindeki aylık TÜFE beklentisi, yukarı yönlü riskler barındırıyor. Beklentilerin üzerinde gelebilecek bir veri, para politikasında sıkılığın daha uzun süre korunacağı algısını güçlendirebilirken, beklenti altında kalacak bir sonuç ise sınırlı da olsa kur üzerindeki baskıyı azaltabilir.

Yurt içinde atılan son adımlar, ekonomi yönetiminin kredi genişlemesini kontrol altına alma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. TCMB’nin yabancı para kredilerde büyüme sınırını %1’den %0,5’e düşürmesi ve kredili mevduat hesabı limitlerine büyüme kısıtı getirmesi, finansal koşulları sıkılaştırıcı nitelikte. Buna ek olarak BDDK’nın yüksek limitli kredi kartlarına yönelik düzenlemesi, tüketici tarafında harcama iştahını sınırlamayı hedefliyor. Bu tür makro ihtiyati adımlar, orta vadede iç talebi yavaşlatarak enflasyon üzerinde aşağı yönlü etki yaratabilir. Ancak kısa vadede kur üzerindeki etkileri genellikle sınırlı ve dolaylı kalmaktadır.

Öte yandan bu sabah açıklanan imalat PMI verisinin 48,1’e gerilemesi, ekonomik aktivitedeki zayıflığın sürdüğünü teyit ediyor. Üst üste 22 aydır 50 eşik seviyesinin altında kalan PMI, büyümenin kompozisyonunda iç talep yerine daha çok ihracat ve kamu destekli alanların öne çıktığını düşündürüyor. Bu görünüm, sıkı para politikası ile uyumlu olmakla birlikte, şirket kârlılıkları ve yatırım iştahı açısından baskı yaratabilir. Büyümede yavaşlama sinyalleri, teorik olarak TL lehine olsa da yüksek ve yapışkan enflasyon nedeniyle bu etki zayıf kalıyor.

Küresel tarafta ise Fed’in faizi sabit bırakması beklenen bir gelişmeydi. Asıl fiyatlama, karar sonrası söylemler ve Trump’ın Kevin Warsh’ı Fed başkanlığına aday göstermesiyle şekillendi. Warsh’ın daha şahin veya parasal genişlemeye mesafeli bir duruş sergileyebileceğine dair beklentiler, doların küresel çapta toparlanmasına katkı sağladı. Bunun yansıması olarak altın ve değerli metallerde sert geri çekilmeler görülürken, gelişen ülke para birimleri karşısında dolar talebi artış gösterdi.

Buna ek olarak Trump’ın ticaret politikalarına yönelik sert açıklamaları, küresel risk iştahında dalgalanmaya neden oluyor. Kanada-Çin hattına ilişkin gümrük vergisi tehdidi, korumacılık risklerinin yeniden gündeme geldiğini gösteriyor. Bu tür dönemlerde yatırımcıların güvenli liman olarak dolara yönelmesi, USD/TRY üzerinde yukarı yönlü baskıyı destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor.

ABD tarafında bugün açıklanacak imalat ve hizmet PMI verileri, küresel büyüme algısı açısından önemli olacak. Verilerin güçlü gelmesi, ABD tahvil faizlerini yukarı çekerek doları destekleyebilir. Zayıf veriler ise kısa vadeli bir rahatlama sağlayabilir ancak genel resimde doların küresel gücünü tamamen tersine çevirmesi zor görünüyor.

Bu sabah itibarıyla USD/TRY’nin 43,50 civarında seyretmesi, kurun yukarı yönlü ana trendini koruduğunu gösteriyor. İçerde sıkılaşma adımlarının artması, kurdaki yükselişi yavaşlatabilir ancak yüksek enflasyon, güçlü dolar teması ve jeopolitik/ticari belirsizlikler nedeniyle yatay-dalgalı fakat yukarı eğilimli bir görünüm daha olası görünüyor. Özellikle ocak ayı enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesi halinde, kısa vadede kurda yukarı yönlü hareketlerin hız kazanması şaşırtıcı olmayacaktır.

Sonuç olarak, kısa vadede USD/TRY üzerinde belirleyici olacak ana unsur enflasyon verisi ve buna bağlı oluşacak para politikası beklentileri olacak. Orta vadede ise Türkiye’nin dezenflasyon sürecindeki başarısı, mali disiplinin korunması ve küresel dolar görünümü kurun seyrini tayin etmeye devam edecek. Mevcut koşullar altında, kurda sert geri çekilmelerden ziyade kontrollü ama istikrarlı bir yükseliş eğilimi daha gerçekçi bir senaryo olarak öne çıkıyor.