Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, küresel ekonomide artan belirsizlikler ve özellikle Batı Asya’daki jeopolitik gerilimlerin enflasyon üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası adına konuşan Karahan, enflasyon dinamiklerinin mevcut küresel gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, sürecin seyrinde savaşın süresinin belirleyici olacağını ifade etti.
Washington DC’de Institute of International Finance tarafından düzenlenen “Global Outlook Forum: Deglobalization and Fragmentation” panelinde konuşan Karahan, son yıllarda dünya ekonomisinin peş peşe yaşadığı şokların para politikası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Pandemi sonrası toparlanma sürecinin henüz tam anlamıyla dengelenemediği bir dönemde, jeopolitik risklerin yeniden yükselmesinin enflasyonla mücadeleyi daha karmaşık hale getirdiğini belirtti.
Karahan’a göre mevcut kriz, klasik talep enflasyonundan ziyade arz yönlü bir şok niteliği taşıyor. Enerji, lojistik ve tedarik zinciri kaynaklı sorunların fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Karahan, bu tür şokların geçici mi yoksa kalıcı mı olacağının doğru analiz edilmesinin merkez bankaları açısından kritik olduğunu söyledi. “Nispi fiyat değişimleri mi yoksa genele yayılan kalıcı bir enflasyon mu oluşacak” sorusunun para politikası kararlarında belirleyici olacağını dile getirdi.
Bu noktada özellikle ücret artışları ve enflasyon beklentilerinin yakından takip edildiğini vurgulayan Karahan, ikincil etkilerin ortaya çıkmasının enflasyonun kalıcılığı açısından risk oluşturduğunu belirtti. Eğer fiyat artışları ücretlere yansır ve bu durum beklentiler kanalını bozarsa, enflasyonun kontrol altına alınmasının daha zor hale geleceğine dikkat çekti.
Para politikası tarafında ise TCMB’nin proaktif bir yaklaşım benimsediğini ifade eden Karahan, özellikle beklentiler kanalı ve döviz kuru kanalı üzerinden enflasyonun kontrol altına alınmasına odaklanıldığını söyledi. Küresel şokların Türkiye ekonomisine yansımasını sınırlamak amacıyla zamanında ve kararlı adımlar atıldığını belirten Karahan, son dönemde alınan kararların bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Karahan ayrıca, sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği mesajını net bir şekilde verdi. Enflasyon beklentilerinin çıpalanmasının büyük önem taşıdığını belirten TCMB yetkilisi, bu doğrultuda iletişim politikasının da aktif bir araç olarak kullanıldığını dile getirdi. Merkez bankalarının sadece faiz kararlarıyla değil, aynı zamanda güven verici ve yönlendirici mesajlarla da piyasa davranışlarını şekillendirdiğini vurguladı.
Batı Asya’daki jeopolitik gelişmelerin süresi ve şiddeti, özellikle enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyonu etkilemeye devam ediyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde bu durumun cari denge ve kur üzerinde baskı yaratma potansiyeli bulunuyor. Bu da enflasyonla mücadelede para politikasının yanı sıra maliye politikası ve yapısal reformların da önemini artırıyor.
Ek olarak, küresel ölçekte artan “deglobalizasyon” ve ekonomik parçalanma eğilimleri, ticaret akışlarını ve maliyet yapısını değiştirerek enflasyonist baskıları kalıcı hale getirebilir. Tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, üretim maliyetlerinin artması ve ticarette korumacı politikaların yaygınlaşması, önümüzdeki dönemde fiyat istikrarını sağlama sürecini zorlaştırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.
Sonuç olarak TCMB, mevcut konjonktürde temkinli, veri odaklı ve sıkı para politikası çizgisini koruyarak enflasyonla mücadeleyi sürdürmeyi hedefliyor. Karahan’ın açıklamaları, küresel risklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin para politikasında erken tepki veren ve beklentileri yönetmeye odaklanan bir strateji izlediğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, özellikle belirsizliklerin yüksek olduğu dönemlerde finansal istikrarın korunması açısından kritik önem taşıyor.










