Sanayide Alarm Zilleri: Üretim Ocak Ayında Geriledi

Sanayi üretimi Ocak ayında yıllık %1,8, aylık %2,8 düştü. Gerilemenin ana nedeni imalat sanayindeki zayıflama oldu. Enerji üretimi arttı.

Türkiye ekonomisinin nabzını en güçlü şekilde tutan göstergelerden biri olan sanayi üretimi, 2026 yılının ilk ayında ekonomiye çok net bir mesaj verdi: üretim cephesinde yavaşlama var. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre sanayi üretimi Ocak ayında hem yıllık hem de aylık bazda geriledi. Yıllık bazda yüzde 1,8, aylık bazda ise yüzde 2,8’lik düşüş, üretim tarafında ivmenin zayıfladığını ortaya koyuyor.

Sanayi üretimi Türkiye ekonomisinin büyüme dinamiklerini doğrudan etkileyen en kritik alanlardan biri. Çünkü Türkiye’de büyümenin önemli bir kısmı imalat sanayi ve ihracata dayalı üretimden geliyor. Bu nedenle üretimde yaşanan her yavaşlama, yalnızca fabrikaların değil aynı zamanda istihdamın, ihracatın ve ekonomik büyümenin de yavaşlama riski taşıdığı anlamına geliyor.

Ocak ayı verilerinin en dikkat çekici noktası ise üretimdeki düşüşün büyük ölçüde imalat sanayinden kaynaklanması. Sanayi üretiminin en büyük bölümünü oluşturan imalat sektöründe yıllık bazda yüzde 2,5’lik düşüş yaşandı. Aylık bazda bakıldığında ise tablo daha belirgin: imalat sanayi üretimi yüzde 3,4 geriledi. Bu durum, özellikle iç talepteki zayıflama ve yüksek finansman maliyetlerinin üretim kararlarını etkilediğine işaret ediyor.

Son dönemde uygulanan sıkı para politikası, kredi maliyetlerini yükseltirken işletmelerin yatırım ve üretim kararlarını da daha temkinli hale getiriyor. Özellikle yüksek faiz ortamı, üretim maliyetlerinin artması ve finansmana erişimin zorlaşması gibi faktörler imalat sanayinde üretim iştahını azaltabiliyor. Ayrıca küresel ekonomideki yavaşlama ve Avrupa pazarındaki talep zayıflığı da Türkiye’nin ihracata dayalı sektörlerini doğrudan etkiliyor.

Sanayinin bir diğer önemli kolu olan madencilik ve taş ocakçılığı sektörü de yıllık bazda yüzde 2,8 düşüş gösterdi. Ancak aylık bazda bu sektörde yüzde 2,1’lik bir artış görülmesi dikkat çekiyor. Bu durum, bazı sektörlerde kısa vadeli toparlanma sinyalleri olabileceğini düşündürüyor ancak genel tabloyu değiştirecek kadar güçlü görünmüyor.

Öte yandan sanayi üretimindeki düşüşe rağmen enerji tarafında farklı bir tablo ortaya çıktı. Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü hem yıllık hem aylık bazda artış gösterdi. Yıllık bazda yüzde 5,6, aylık bazda ise yüzde 1,8’lik artış yaşandı. Bu artış, enerji talebinin görece güçlü seyrettiğini ve bazı sektörlerde faaliyetlerin tamamen durmadığını gösteriyor.

Ancak enerji üretimindeki artış tek başına sanayi üretimindeki genel zayıflığı telafi etmeye yetmiyor. Çünkü ekonomik büyümenin ana motoru katma değeri yüksek üretim yapan imalat sanayi olmaya devam ediyor. Bu alandaki yavaşlama sürdüğü sürece sanayi üretimindeki genel ivmenin güçlü olması zor görünüyor.

Ocak ayı verileri aynı zamanda yılın geri kalanına ilişkin bazı ipuçları da veriyor. Eğer iç talep sınırlı kalmaya devam eder, finansman koşulları sıkı seyrini sürdürür ve küresel talep zayıf kalırsa sanayi üretiminde dalgalı bir seyir görmek şaşırtıcı olmayacaktır. Buna karşılık enflasyonda beklenen düşüşle birlikte yılın ikinci yarısında faizlerin gevşemesi ve finansman koşullarının iyileşmesi halinde üretimde yeniden toparlanma görülebilir.

Türkiye ekonomisi geçmişte birçok kez benzer üretim dalgalanmaları yaşadı ve çoğu zaman ihracat pazarlarının toparlanmasıyla birlikte yeniden güçlü büyüme yakalayabildi. Ancak küresel ekonominin belirsiz olduğu bir dönemde üretim tarafındaki bu zayıflama, ekonomik politikalarda üretimi ve yatırımı destekleyici adımların önemini bir kez daha hatırlatıyor.

Kısacası Ocak ayı verileri bize şunu söylüyor: Türkiye ekonomisinin üretim motoru şu anda yavaşlıyor. Bu yavaşlamanın geçici mi yoksa daha uzun süreli bir eğilimin başlangıcı mı olduğunu ise önümüzdeki aylarda açıklanacak sanayi üretimi ve büyüme verileri gösterecek.