Perakende Satışlarında Çift Haneli Artış: Ticaret Verileri Büyümenin Şifresini Veriyor

Perakende satışlar %16,3 arttı; iç talep güçlü. Toptan toparlanıyor, ekonomi 2026’ya canlı tüketimle giriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Aralık 2025 Ticaret Satış Hacim Endeksi verileri, ekonominin yılın son ayında nasıl bir tempoyla kapandığını net biçimde ortaya koyuyor. Ticaret satış hacminin yıllık bazda yüzde 3,8 artması, genel ekonomik aktivitenin zayıflamadığını gösterirken, asıl dikkat çeken unsur perakende satışlardaki yüzde 16,3’lük güçlü artış oldu. Bu oran, iç talebin hâlâ ekonominin en dinamik bileşeni olduğunu açık biçimde teyit ediyor.

Alt kalemlere bakıldığında, motorlu kara taşıtları ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımında satış hacminin yıllık yüzde 3,0 artması, otomotiv tarafında talebin tamamen sönümlenmediğine işaret ediyor. Finansman koşullarındaki sıkılık ve krediye erişimdeki zorluklara rağmen bu artışın sürmesi, ertelenmiş talebin hâlâ devrede olduğuna işaret edebilir.

Buna karşın yıllık bazda toptan ticaret satış hacmindeki yüzde 1,0’lık düşüş, üretim ve dağıtım zincirinde daha temkinli bir tabloya işaret ediyor. Toptan taraf genellikle ileriye dönük beklentileri yansıttığı için buradaki zayıflama, firmaların stok yönetiminde daha kontrollü davrandığını düşündürüyor. Ancak aylık veriler bu alanda bir toparlanma sinyali veriyor. Aralık ayında toptan ticaret satış hacminin aylık yüzde 2,8 artması, yıl sonuna doğru beklentilerde bir iyileşme yaşandığını gösteriyor.

Genel ticaret satış hacminin aylık bazda yüzde 2,1 artması, ekonomik aktivitenin yılın son çeyreğinde ivme kaybetmediğini ortaya koyuyor. Perakende ticaret satış hacminin aylık yüzde 1,7 artış göstermesi ise tüketim eğiliminin istikrarlı şekilde devam ettiğini teyit ediyor. Bu tablo, 2025’in son döneminde hanehalkının harcama iştahını koruduğunu, özellikle enflasyonist ortamda talebin öne çekilmesi davranışının sürdüğünü düşündürüyor.

Perakendedeki çift haneli yıllık artışın arkasında birkaç dinamik bulunuyor. Öncelikle ücret artışları ve sosyal transferler, nominal gelirleri yukarı taşırken; tüketiciler yüksek enflasyon beklentisi nedeniyle harcamalarını ertelemek yerine öne çekmeyi tercih etmiş olabilir. Ayrıca kampanya dönemleri, e-ticaret kanallarındaki büyüme ve kredi kartı kullanımındaki artış da bu güçlü performansı destekleyen unsurlar arasında sayılabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Perakendedeki güçlü artış, her zaman reel refah artışına işaret etmeyebilir. Yüksek enflasyon ortamında nominal artışların reel etkisi sınırlı kalabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde fiyat etkisinden arındırılmış veriler ve hanehalkı güven endeksleri daha belirleyici olacaktır.

Öte yandan, toptan ticarette aylık toparlanma sinyali alınması, 2026’nın ilk çeyreğine ilişkin daha dengeli bir görünüm sunuyor. Eğer bu toparlanma kalıcı hale gelirse, üretim ve istihdam tarafında da daha olumlu bir tablo görebiliriz. Aksi halde perakende ile toptan arasındaki makasın açılması, tedarik zincirinde baskı yaratabilir.

Genel çerçevede bakıldığında, iç talep ekonominin büyüme motoru olmaya devam ediyor. Ancak sürdürülebilir bir büyüme için yalnızca tüketime dayalı bir yapı yeterli değil. İhracat performansı, sanayi üretimi ve yatırım iştahı ile desteklenmeyen bir büyüme kompozisyonu kırılganlık yaratabilir. Bu nedenle 2026’ya girerken politika yapıcıların hem fiyat istikrarını hem de dengeli büyümeyi gözeten adımlar atması kritik önem taşıyor.

Aralık verileri, ekonominin frene basmadığını; aksine yılın son ayında canlı bir tüketim temposuyla kapandığını gösteriyor. Perakende güçlü, toptan toparlanma sinyali veriyor ve iç talep hâlâ oyunun merkezinde. Asıl soru ise şu: Bu canlılık, 2026’da dengeli ve sürdürülebilir bir büyümeye evrilebilecek mi, yoksa enflasyon baskısıyla birlikte yeniden şekillenen bir talep kompozisyonu mu göreceğiz? Ekonominin yönü, bu sorunun yanıtında saklı.