İstanbul’da Enflasyonun Nabzı: Gıdadan Madene Fiyat Baskısı Derinleşiyor
İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı şubat verileri, İstanbul’da enflasyon baskısının hem tüketici hem de üretim tarafında canlı kaldığını gösteriyor. Perakende fiyatlar aylık yüzde 3,85 artarken yıllık artış yüzde 37,88’e ulaştı. Toptan fiyatlarda ise aylık artış yüzde 1 olurken, yıllık bazda artış yüzde 19,81 olarak gerçekleşti. Bu tablo, tüketici cephesindeki fiyat artışlarının üretim maliyetlerinden daha hızlı seyrettiğine işaret ediyor.
Şubat ayında en dikkat çekici artış yüzde 6,87 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı. Kış mevsiminin etkisiyle özellikle taze ürünlerde görülen fiyat yükselişleri, mutfak enflasyonunu yeniden gündemin merkezine taşıdı. Gıdayı yüzde 5,38 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 4,95 ile ulaştırma ve yüzde 3,26 ile sağlık harcamaları izledi. Ulaştırma ve sağlık kalemlerinde kamu kaynaklı fiyat düzenlemelerinin etkisi hissedilirken, eğlence ve kültür grubunda da yukarı yönlü hareket dikkat çekti.
Konut harcamalarındaki artışın yüzde 2,41 seviyesinde kalması ilk bakışta sınırlı gibi görünse de, barınma maliyetlerinin zaten yüksek bir bazdan geldiği düşünüldüğünde, bu artışın hane bütçeleri üzerindeki baskıyı hafifletmediği açık. Eğitim ve lokanta-oteller kalemlerindeki artış da hizmet enflasyonunun katılığını ortaya koyuyor. Buna karşılık giyim ve ayakkabı grubunda yüzde 0,17’lik düşüş, sezon geçişi ve talep koşullarına bağlı kampanyaların etkisini yansıtıyor.
Toptan eşya fiyatları tarafında ise en yüksek aylık artış yüzde 2,90 ile madenler grubunda görüldü. Kimyevi maddeler, yakacak ve enerji maddeleri ile inşaat malzemeleri de artış gösterdi. Bu tablo, üretim maliyetlerinde kademeli bir yukarı yönlü eğilime işaret ediyor. Özellikle inşaat malzemelerinde yıllık ortalama artışın yüzde 37,77 olması, gayrimenkul ve altyapı projelerinde maliyet baskısının süreceğini gösteriyor. Gıda maddelerinde yıllık toptan artışın yüzde 27,46 seviyesinde olması ise perakende gıda fiyatlarında önümüzdeki aylarda da yukarı yönlü risklerin devam edebileceğini düşündürüyor.
Burada önemli bir nokta, perakende enflasyonun toptan enflasyonun belirgin şekilde üzerinde seyretmesi. Bu durum, maliyet geçişkenliğinin yanı sıra talep koşulları, beklenti yönetimi ve fiyatlama davranışlarının da etkili olduğunu gösteriyor. Eğer üretici fiyatlarındaki artış sınırlı kalırken tüketici fiyatları yüksek seyretmeye devam ederse, bu durum kâr marjlarında genişleme ya da stok maliyetlerinin fiyatlara önceden yansıtılması gibi dinamikleri gündeme getirebilir.
İstanbul verileri, genellikle Türkiye geneli için öncü gösterge niteliği taşıyor. Bu nedenle İTO’nun açıkladığı rakamlar, ülke genelinde açıklanacak resmi enflasyon verilerine dair ipuçları barındırıyor. Özellikle gıda ve hizmet kalemlerindeki katılık, dezenflasyon sürecinin sanılandan daha uzun sürebileceğine işaret edebilir.
Önümüzdeki dönemde enerji fiyatları, döviz kuru hareketleri ve kamu fiyat ayarlamaları enflasyonun yönü üzerinde belirleyici olacak. Eğer küresel emtia fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası yaşanırsa, madenler ve enerji grubundaki artışların zincirleme etkisi daha net hissedilebilir. Buna karşılık sıkı para politikası ve talep koşullarındaki dengelenme, yılın ikinci yarısında aylık artış hızını sınırlayabilir.
Sonuç olarak, şubat ayı verileri İstanbul’da fiyat baskısının geniş tabanlı ve dirençli olduğunu ortaya koyuyor. Gıda öncülüğünde hızlanan aylık artış, yıllık enflasyonu yüksek seviyede tutarken, üretim tarafındaki maliyet artışları da risk oluşturmaya devam ediyor. Ekonomi yönetiminin en kritik sınavı, bu fiyatlama davranışlarını kalıcı olarak kırabilecek güven ve istikrar ortamını tesis etmek olacak.











