Haftalık Piyasa Takvimi ve Veri Gündemi (29 Aralık 2025 – 2 Ocak 2026)

Manşet verilerde iyileşme var ancak atıl işgücü, PMI ve reel sektör göstergeleri ekonomide kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor.

30 Aralık 2025 – Salı

10:00 | Kasım İşgücü İstatistikleri (TÜİK)

  • Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı: %8,5
  • Atıl işgücü oranı: %29,6
  • İstihdam: 32,8 milyon kişi
  • İşgücüne katılım oranı: %53,8

10:00 | Aralık Ekonomik Güven Endeksi (TÜİK)

  • Genel endeks: 99,5
  • Tüketici güven endeksi: 85
  • Reel kesim güven endeksi: 103,2
  • Hizmet sektörü güven endeksi: 111,8
  • Perakende ticaret güven endeksi: 114,2
  • İnşaat sektörü güven endeksi: 84,9

31 Aralık 2025 – Çarşamba

10:00 | Kasım Dış Ticaret İstatistikleri (Ticaret Bakanlığı – Ön Ciro Verileri)

  • İhracat: 22,7 milyar dolar
  • İthalat: 30,5 milyar dolar
  • Dış ticaret açığı: 7,8 milyar dolar
  • Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı: 91,2 milyar dolar

2 Ocak 2026 – Cuma

10:00 | İSO Türkiye Aralık İmalat PMI Endeksi

  • Kasım PMI: 48,0
  • 50 eşik değerinin altında kalınan ay sayısı: 20
  • Üretim artışı görülen sektör sayısı: 2 / 10

14:30 | Haftalık TCMB Verileri (19 – 26 Aralık Dönemi)

  • Yabancı yatırımcı hisse senedi net alımı: 354,5 milyon dolar
  • Yabancı yatırımcı tahvil net alımı (repo hariç): 202,8 milyon dolar
  • TCMB net döviz rezervi: 80,3 milyar dolar
  • TCMB brüt döviz rezervi: 192,4 milyar dolar (rekor)
  • Yurt içi yerleşik DTH değişimi (altın hariç): +139 milyon dolar
  • Toplam DTH değişimi (altın dahil): +479 milyon dolar

Bu haftaki veriler, finansal cephede güçlenme ve yabancı ilgisinin arttığını, ancak istihdam ve imalat sanayinde toparlanmanın hâlen kırılgan olduğunu gösteriyor. Özellikle âtıl işgücü oranı ve PMI, 2025’in ilk çeyreği için yakından izlenmesi gereken başlıklar olmaya devam ediyor.

Haftalık Veri Gündemi Piyasaya Ne Söylüyor? İstihdamdan PMI’a Ekonomide Kırılgan Toparlanma

29 Aralık – 2 Ocak haftası, yılın son günlerinde açıklanan kritik makroekonomik verilerle birlikte Türkiye ekonomisinin 2026’e nasıl bir zeminde girdiğine dair önemli sinyaller veriyor. İşgücü piyasası, ekonomik güven, dış ticaret ve imalat sanayi verileri bir arada değerlendirildiğinde; manşet göstergelerde sınırlı iyileşme, alt kırılımlarda ise yapışkan zayıflık dikkat çekiyor.

İşgücü Verileri: Manşet İyileşme, Geniş Tanımda Bozulma

Kasım ayına ait işgücü istatistikleri, manşet işsizlik oranında %8,6’dan %8,5’e sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Aynı dönemde istihdam 185 bin kişi artarken, işgücüne katılım oranı %53,8’e yükseldi. Bu görünüm ilk bakışta olumlu olsa da, daha geniş tanımlı göstergeler istihdam piyasasındaki kırılganlığı ortaya koyuyor.

Yakından izlenen âtıl işgücü oranı %28,5’ten %29,6’ya yükselerek dikkat çekici bir bozulmaya işaret etti. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranının %20 seviyesine çıkması, istihdam artışının nitelik açısından zayıf kaldığını gösteriyor. Bu oranın 2025 başı itibarıyla %30 civarında yapışkanlık göstermesi, istihdam piyasasının manşet verilerin ima ettiğinden daha zayıf bir zeminde olduğuna işaret ediyor.

Öncü göstergeler de bu tabloyu destekliyor. İmalat PMI alt kalemleri, kapasite kullanım oranı ve beklenti anketleri, yakın dönemde istihdam cephesinde toparlanmanın sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.

Ekonomik Güven: Toparlanma Var Ama Eşik Aşılamadı

Aralık ayına ilişkin ekonomik güven endeksi, kasımda aylık %1,3 artışla 99,5’e yükselerek Mart 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Endeksin 100 eşik değerinin altında kalması, ekonomiye yönelik kötümser algının hâlen baskın olduğunu gösteriyor.

Alt kalemlerde ise daha dengeli bir görünüm var. Tüketici güven endeksi 85’e, reel kesim güven endeksi 103,2’ye, hizmet sektörü güven endeksi 111,8’e yükseldi. Buna karşın inşaat sektörü güven endeksinin 84,9 seviyesinde kalması, iç talep ve yatırım iştahının henüz tam anlamıyla toparlanmadığını gösteriyor.

Dış Ticaret: Açık Sınırlı Arttı, Cari Denge Yeniden Baskı Altında

Kasım ayı dış ticaret öncü verileri, dış ticaret açığında 7,6 milyar dolardan 7,8 milyar dolara sınırlı bir yükselişe işaret etti. İhracat yıllık bazda %2,2 artışla 22,7 milyar dolar, ithalat ise %2,6 artışla 30,5 milyar dolar oldu.

Bu görünüm, cari işlemler dengesinin yılın son aylarında yeniden açığa dönme riskini artırıyor. Mevcut eğilimler ışığında 2025 yılının 20 milyar dolar civarında bir cari açıkla tamamlanabileceği öngörülürken, 2026 için açık beklentisi 25 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Enerji fiyatları ve küresel talep koşulları, bu görünümde belirleyici olmaya devam edecek.

İmalat PMI: Dipten Tepki Var Ama Daralma Sürüyor

İSO Türkiye İmalat PMI, kasım ayında 46,5’ten 48’e yükselerek son ayların en yüksek seviyesine çıktı. Ancak endeksin 20 aydır 50 eşik değerinin altında kalması, imalat sanayinde daralmanın sürdüğünü gösteriyor.

Sektörel PMI verileri ise görece olumlu bir ayrışmaya işaret ediyor. On sektörün ikisinde üretim artışı görülürken, ekim ayında tüm sektörlerde yaşanan gerilemenin ardından kasımda daha dengeli bir tablo oluştu. Bu iyileşmede, maliyet enflasyonunun yavaşlamasının etkili olduğu görülüyor. Ancak yeni siparişler ve istihdam kalemlerindeki zayıflık, kalıcı toparlanma için henüz erken olduğuna işaret ediyor.

TCMB Verileri: Yabancı Girişi ve Rezervlerde Güçlenme

Haftalık TCMB verileri, finansal istikrar açısından olumlu bir tablo sundu. Yabancı yatırımcılar, bir haftada hisse senedinde 354,5 milyon dolar, tahvil piyasasında ise 202,8 milyon dolar net alım yaptı. Yılbaşından bu yana toplam giriş 5 milyar doları aştı.

Aynı dönemde TCMB net döviz rezervleri 80,3 milyar dolara, brüt rezervler ise 192,4 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. Faiz indirim sürecinin 2026 boyunca devam etmesi ve siyasi risk algısındaki kademeli normalleşme, portföy girişlerinin orta vadede güçlenebileceğine işaret ediyor.

Genel Değerlendirme

Veri seti bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Türkiye ekonomisi 2026’ya temkinli bir iyileşme eğilimiyle giriyor. Finansal cephede güçlenme ve güven endekslerinde toparlanma sinyalleri görülse de, istihdam ve reel sektör tarafındaki zayıflık kalıcı büyüme açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde enflasyonun seyri, küresel finansal koşullar ve iç talep dinamikleri, bu kırılgan dengeyi belirleyecek temel unsurlar olacak.