Haftalık Piyasa Takvimi: 14-18 Eylül 2026 Haftasında Piyasaları Yoğun Veri Gündemi Bekliyor

14-18 Eylül haftasında Hazine ihaleleri, bütçe, konut verileri, yabancı işlemleri ve TCMB rezervleri piyasaların yönünü belirleyecek.

Türkiye piyasalarında 14-18 Eylül 2026 haftası, Hazine ihalelerinden bütçe dengesine, konut piyasasından TCMB rezervlerine ve yabancı yatırımcı hareketlerine kadar çok sayıda önemli verinin takip edileceği yoğun bir dönem olacak. Özellikle 15 Eylül Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ile 17 Eylül Perşembe günü yayımlanacak TCMB haftalık istatistikleri, piyasaların yönü açısından öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Hafta boyunca Hazine’nin gerçekleştireceği borçlanma ihaleleri tahvil piyasasının gündeminde bulunurken, konut fiyatları ve konut satışlarına ilişkin veriler ise yüksek faiz ortamında iç talebin seyrine ilişkin önemli ipuçları verecek. Bunun yanında yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil piyasasındaki pozisyonları ile TCMB rezervlerindeki değişim de yakından izlenecek.

14 Eylül Pazartesi: Hazine’nin yeni gösterge tahvili gündemde

Haftanın ilk işlem gününde piyasaların odağında Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tahvil ihaleleri olacak.

14 Eylül Pazartesi günü Hazine, 2 yıl vadeli sabit kuponlu tahvil ile 4 yıl vadeli TLREF’e endeksli tahvil ihalesi gerçekleştirecek. 13 Eylül 2028 itfa tarihli 2 yıllık tahvil, işlem görmeye başlamasının ardından Türkiye’nin yeni 2 yıllık gösterge tahvili niteliğini kazanacak.

Yeni gösterge tahvilin oluşacak bileşik faiz seviyesi, önümüzdeki dönemde kısa vadeli TL faizlerinin ve Hazine borçlanma maliyetlerinin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Özellikle TCMB’nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde tuttuğu ve gecelik borç verme faizinin yüzde 40 olduğu mevcut para politikası çerçevesinde, kısa vadeli tahvil faizlerindeki hareket piyasanın gelecekteki faiz beklentileri açısından da izlenecek.

4 yıl vadeli TLREF’e endeksli tahvil ise yatırımcıların değişken faiz beklentilerini ve uzun vadeli TL getiri eğrisine ilişkin pozisyonlarını görmek açısından önem taşıyacak.

15 Eylül Salı: Bütçe dengesi ve yoğun Hazine gündemi

15 Eylül Salı günü Hazine’nin borçlanma programı açısından haftanın en yoğun günlerinden biri olacak.

Hazine, 5 ve 8 yıl vadeli sabit kuponlu iki tahvil ihalesi düzenlerken, aynı gün 2 yıl vadeli kira sertifikasının doğrudan satışını gerçekleştirecek. Böylece eylül ayı iç borçlanma programı tamamlanmış olacak.

Eylül-kasım dönemini kapsayan üç aylık iç borçlanma stratejisine göre Hazine’nin eylül ayında 296,7 milyar TL’lik itfaya karşılık 110,4 milyar TL iç borçlanma gerçekleştirmeyi hedeflemesi dikkat çekiyor. Buna göre öngörülen geri çevirme oranı yüzde 37,2 seviyesinde bulunuyor.

Ancak günün en önemli makroekonomik verisi saat 11.00’de açıklanacak ağustos ayı merkezi yönetim bütçe dengesi olacak.

Hazine nakit dengesi ağustos ayında 49,8 milyar TL fazla, faiz dışı denge ise 209,6 milyar TL fazla vermişti. Bu rakamlar merkezi yönetim bütçesi açısından önemli bir öncü gösterge niteliğinde.

Haziran ayında ertelenen tahsilatlar ve geçici vergi kaynaklı baz etkisiyle merkezi yönetim bütçesi 114,2 milyar TL fazla vermiş, ancak bu etkilerin ortadan kalkması ve kamu harcamalarındaki sert artışla birlikte temmuz ayında 378,1 milyar TL açık oluşmuştu.

Ağustos ayında nakit dengesinin yeniden fazla vermesi, merkezi yönetim bütçe dengesinde temmuza kıyasla belirgin bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte tek aylık bütçe performansından çok, yılın kalan bölümünde harcamaların ve gelirlerin seyri önem taşıyacak.

2026 yılının tamamı açısından mevcut tahmin 2,8 trilyon TL bütçe açığı, yani GSYH’nin yaklaşık yüzde 3,3’ü seviyesinde bulunuyor. Dolayısıyla ağustos verisi yalnızca aylık bütçe performansını değil, mali disiplin tartışmalarını da yakından ilgilendirecek.

16 Eylül Çarşamba: Konut fiyatlarında reel kayıp sürecek mi?

16 Eylül Çarşamba günü saat 10.00’da ağustos ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksi (KFE) açıklanacak.

Temmuz ayında KFE aylık bazda yüzde 1,5, yıllık bazda ise yüzde 25 artarak 234,8 seviyesine yükselmişti. Ancak enflasyonun üzerinde gerçekleşmeyen bu nominal artış, konut fiyatlarının reel olarak gerilemeye devam ettiğini gösterdi. Temmuz itibarıyla konut fiyatlarında yıllık reel değişim yüzde 5,1 düşüş şeklinde gerçekleşmişti.

Kira tarafında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Yeni Kiracı Kira Endeksi temmuz ayında aylık yüzde 1,9, yıllık yüzde 28,4 yükselerek 328,5 seviyesine çıkarken, reel bazda yıllık değişim yüzde 2,6 gerilemeye işaret etti.

Bu nedenle ağustos KFE verisinde piyasaların özellikle nominal fiyat artışı ile enflasyona göre düzeltilmiş reel değişim arasındaki farka odaklanması bekleniyor.

Konut fiyatlarının nominal olarak yükselmesine rağmen reel olarak gerilemesi, yüksek enflasyon ortamında konut piyasasında önemli bir düzeltme sürecinin devam ettiğini gösteriyor. Ağustos verisi, bu düzeltmenin hız kazanıp kazanmadığını veya konut fiyatlarının enflasyona karşı yeniden güç kazanıp kazanmadığını ortaya koyacak.

17 Eylül Perşembe: Konut satışları ve TCMB rezervleri izlenecek

17 Eylül Perşembe günü saat 10.00’da ağustos ayı konut satış istatistikleri açıklanacak.

Temmuz ayında Türkiye genelinde toplam konut satışları yıllık bazda yüzde 17 gerileyerek 123 bin 603 adet olmuştu. İlk el konut satışları yüzde 8,6 düşüşle 42 bin 529, ikinci el konut satışları ise yüzde 20,8 gerilemeyle 81 bin 74 seviyesinde gerçekleşmişti.

Konut piyasasında dikkat çeken gelişmelerden biri ise ipotekli satışlarda yaşandı. İpotekli konut satışları temmuz ayında yıllık bazda yüzde 23,7 artarak 23 bin 888 adede yükseldi. Ancak ipotekli satışların toplam satışlar içindeki payı yüzde 20’den yüzde 19,3’e geriledi.

Finansman maliyetleri ise konut talebinin önündeki temel engellerden biri olmaya devam ediyor. Konut kredi faizinin ortalama seviyesi temmuz ayında haziran ayındaki yüzde 40,34’ten yüzde 41,46’ya yükseldi. Temmuz 2025’te bu oran yüzde 42,56 seviyesindeydi.

Dolayısıyla ipotekli satışlardaki yıllık artışın önemli bölümünde baz etkisinin rol oynadığı değerlendiriliyor. Yüksek konut kredi faizleri, krediye dayalı konut talebinin güçlü bir şekilde toparlanmasının önündeki en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor.

Aynı günün ikinci önemli başlığı ise saat 14.30’da açıklanacak haftalık TCMB verileri olacak.

4-11 Eylül dönemine ilişkin haftalık menkul kıymet istatistikleri, para ve banka istatistikleri ile Merkez Bankası rezervleri yayımlanacak.

Yabancı yatırımcı hareketleri kritik önem taşıyor

Bir önceki haftanın verileri, yabancı yatırımcıların Borsa İstanbul’daki pozisyonlarında önemli bir değişime işaret etmişti.

28 Ağustos-4 Eylül haftasında yabancı yatırımcılar hisse senedi piyasasında 647,6 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi. Böylece hisse senedi piyasasında dört hafta boyunca devam eden yabancı alımları sona ermiş oldu.

Buna karşılık yabancılar tahvil piyasasında, repo işlemleri hariç 156,7 milyon dolarlık net alım gerçekleştirdi. Üç haftalık çıkışın ardından tahvil piyasasında yeniden yabancı girişi görülmesi dikkat çekti.

Yabancı yatırımcıların tahvil stoku içerisindeki payı da bu dönemde yüzde 7’den yüzde 7,2’ye yükseldi.

17 Eylül’de açıklanacak yeni veriler, hisse senetlerinde görülen satışın geçici bir hareket mi yoksa yabancı portföylerinde daha kalıcı bir değişimin başlangıcı mı olduğunu anlamak açısından önem taşıyacak.

Özellikle Borsa İstanbul açısından yabancı yatırımcı girişlerinin yeniden başlayıp başlamadığı, piyasanın orta vadeli risk iştahı açısından önemli bir gösterge olacak.

Rezervlerdeki hareket de yakından izlenecek

Haftalık TCMB verilerinde ikinci kritik başlık Merkez Bankası rezervleri olacak.

28 Ağustos-4 Eylül haftasında TCMB’nin brüt döviz rezervi 4 milyar dolar azalarak 184,3 milyar dolara gerilemişti. Net döviz rezervi 1 milyar dolarlık düşüşle 65,5 milyar dolar, swap hariç net rezerv ise 2,5 milyar dolarlık düşüşle 53,3 milyar dolar olmuştu.

Rezervlerdeki haftalık değişimin yanı sıra döviz tevdiat hesapları da yatırımcı davranışlarının anlaşılması açısından önem taşıyor.

Söz konusu haftada yurt içi yerleşiklerin altın hariç, parite etkisinden arındırılmış döviz tevdiatları 526 milyon dolar, altın dahil toplam DTH’ları ise fiyat etkisinden arındırılmış olarak 277 milyon dolar geriledi.

Bu nedenle 17 Eylül’de açıklanacak verilerde yalnızca rezerv rakamları değil, yerleşiklerin döviz ve altın tercihlerindeki değişim ile yabancıların hisse ve tahvil pozisyonları birlikte değerlendirilecek.

Haftanın piyasa açısından ana başlıkları

14-18 Eylül haftasında piyasaların gündemi yalnızca tek bir veriye odaklanmayacak. Haftanın ilk iki gününde Hazine’nin borçlanma ihaleleri tahvil faizleri açısından öne çıkarken, 15 Eylül saat 11.00’deki bütçe dengesi maliye politikasının görünümüne ilişkin önemli bir sinyal verecek.

16 Eylül saat 10.00’da açıklanacak Konut Fiyat Endeksi, yüksek enflasyon ortamında konut fiyatlarının reel performansını gösterecek. 17 Eylül saat 10.00’daki konut satışları ise yüksek finansman maliyetlerinin konut talebi üzerindeki etkisini ortaya koyacak.

Haftanın son derece kritik başlıklarından biri ise 17 Eylül saat 14.30’da açıklanacak TCMB haftalık verileri olacak. Burada özellikle yabancıların hisse senedi ve tahvil işlemleri ile TCMB’nin brüt, net ve swap hariç net rezervlerindeki değişim takip edilecek.

Genel olarak bakıldığında 14-18 Eylül haftası Türkiye piyasaları açısından faiz, bütçe, konut, yabancı sermaye ve rezervler ekseninde şekillenecek. Özellikle yabancı yatırımcının yeniden hisse senedine dönüp dönmediği ve TCMB rezervlerindeki son hareketin devam edip etmediği, Borsa İstanbul’un risk iştahı açısından önemli sinyaller üretebilir.

Bunun yanında Hazine’nin eylül ayındaki 296,7 milyar TL itfaya karşı yalnızca 110,4 milyar TL borçlanma hedeflemesi, iç borçlanma tarafında görece düşük bir geri çevirme oranına işaret ediyor. Bu durum, tahvil piyasasında arz baskısının sınırlı kalmasına katkı sağlayabilecek unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Dolayısıyla yatırımcılar açısından haftanın temel sorusu yalnızca “hangi veri beklentinin üzerinde veya altında geldi?” olmayacak. Daha önemli olan, bu verilerin birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin enflasyonla mücadele, mali disiplin, dış finansman ve para politikası görünümünde nasıl bir tablo ortaya çıkardığı olacak.