Haftalık Piyasa Takvimi ve Veri Gündemi (27 Nisan – 1 Mayıs 2026)

Türkiye’de işsizlik artarken güven zayıflıyor; dış ticaret açığı büyüyor, cari açık yükseliyor, rezervler güçleniyor.

Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin arttığı, özellikle ABD – İran hattındaki gerilimin ekonomik beklentileri şekillendirdiği bir haftaya girilirken, yurt içinde açıklanacak kritik makroekonomik veriler piyasaların yönü açısından belirleyici olacak. İşgücü piyasasından dış ticarete, güven endekslerinden Merkez Bankası verilerine kadar geniş bir veri seti, ekonomik aktivitenin mevcut durumuna ve geleceğine ilişkin önemli sinyaller verecek.

Yurt İçi Veri Takvimi

29 Nisan Çarşamba – İşgücü ve Güven Endeksi Öne Çıkıyor

Saat 10:00’da açıklanacak Mart ayı İşgücü İstatistikleri, istihdam piyasasının genel görünümüne dair en kritik verilerden biri olacak. Şubat ayında mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %8,2’den %8,5’e yükselmişti. Ancak daha dikkat çekici olan, geniş tanımlı işsizliği ifade eden âtıl işgücü oranının %29,9 seviyesine ulaşması oldu. Bu veri, işgücü piyasasında görünenden daha derin bir zayıflık olduğuna işaret ediyor.

Alt kırılımlar incelendiğinde, zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı %19,2 ile sabit kalırken, işsiz ve potansiyel işgücünün oranı %20,6’ya yükseldi. Bu tablo, özellikle iş bulma umudu azalan kesimlerin arttığını gösteriyor.

Aynı gün saat 10:00’da açıklanacak Nisan Ekonomik Güven Endeksi de yakından izlenecek. Mart ayında 100,7’den 97,9’a gerileyen endeks, yeniden kritik eşik olan 100 seviyesinin altına inmişti. Bu durum, ekonomik aktörlerin genel görünüm konusunda daha temkinli hale geldiğini ortaya koyuyor.

Alt kalemlerde de zayıflama dikkat çekiyor:

  • Tüketici güveni: 85
  • Reel kesim güveni: 100
  • Hizmet sektörü: 113,2
  • Perakende ticaret: 113,6
  • İnşaat sektörü: 80,6

ABD – İran geriliminin yarattığı belirsizlik ortamı nedeniyle, güven endekslerinde aşağı yönlü risklerin sürdüğü değerlendiriliyor.

30 Nisan Perşembe – Dış Ticaret ve TCMB Verileri Kritik

Saat 10:00’da açıklanacak Mart Dış Ticaret İstatistikleri, büyüme ve cari denge açısından belirleyici olacak. Öncü verilere göre:

  • İhracat %6,4 düşüşle 21,9 milyar dolar
  • İthalat %8,4 artışla 33,2 milyar dolar

Bu gelişmeler doğrultusunda dış ticaret açığı 11,3 milyar dolara yükseldi. Yıllık bazda ise açık 98,2 milyar dolara ulaştı.

Cari denge tarafında beklentiler de dikkat çekici:

  • Mart ayında 10,4 milyar dolar cari açık
  • Dış ticaret açığı (ödemeler dengesi tanımlı): 9,9 milyar dolar
  • Turizm gelirleri (net): 2,1 milyar dolar
  • Hizmetler dengesi fazlası: 2,4 milyar dolar

Artan enerji fiyatları ve küresel belirsizlikler nedeniyle 2026 yıl sonu cari açık tahmini 45 milyar dolar (GSYİH’nın %2,6’sı) seviyesine revize edildi. Ancak bu tahmine yönelik risklerin yukarı yönlü olduğu özellikle vurgulanıyor.

Saat 14:30 – TCMB Haftalık Verileri

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıklayacağı haftalık veriler, sermaye akımları ve rezerv dinamikleri açısından önem taşıyor.

10 – 17 Nisan haftasında:

  • Yabancılar hisse senedinde 579,4 milyon dolar alım yaptı
  • Tahvil piyasasına 243 milyon dolar giriş gerçekleşti
  • Yabancı payı %5,9’a yükseldi

Rezerv tarafında ise güçlü bir artış gözlendi:

  • Brüt rezerv: 174,5 milyar dolar (+3,6 milyar dolar)
  • Net rezerv: 58,3 milyar dolar (+2,8 milyar dolar)
  • Swap hariç net rezerv: 39,6 milyar dolar (+7,6 milyar dolar)

Yurt içi yerleşiklerin döviz talebinde de artış dikkat çekiyor. DTH hesapları 1,4 milyar dolar yükseldi.

Saat 17:30 – Hazine İç Borçlanma Programı

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklayacağı Mayıs – Temmuz 2026 dönemi iç borçlanma programı, piyasalarda faiz ve likidite beklentileri açısından yakından izlenecek.

Önceki programda:

  • Mayıs ayı itfası: 335,3 milyar TL
  • Planlanan borçlanma: 362,1 milyar TL

Yeni program, kamu finansman stratejisinin yönü hakkında önemli ipuçları verecek.

Yurt Dışı Veri Takvimi

Küresel piyasalar, Nisan ayının son haftasında adeta bir “Merkez Bankaları Maratonu” yaşamaya hazırlanıyor. Haftanın ana gündem maddelerini ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) tarafından açıklanacak faiz kararları oluşturuyor. Özellikle Çarşamba akşamı Fed’in faiz koridorunu %3,50 – 3,75 seviyesinde sabit bırakması beklenirken, Perşembe günü ECB ve BoE’nin vereceği mesajlar ile Başkan Powell, Lagarde ve Bailey’nin yapacağı açıklamalar piyasalardaki volatiliteyi artırabilir.

ABD cephesinde faiz kararının yanı sıra ekonomik aktiviteye dair kritik veriler takip edilecek. Çarşamba günü açıklanacak Dayanıklı Mal Siparişleri ve Perşembe günü gelecek olan 1. Çeyrek GSYİH Büyüme Oranı, Amerikan ekonomisinin resesyon riskine karşı direncini test edecek. Ancak haftanın en önemli verisi, Fed’in enflasyon göstergesi olarak baz aldığı Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) Endeksi olacak. Yıllık Çekirdek PCE Enflasyonunun %3,2 seviyesine gerileyip gerilemeyeceği, yaz aylarındaki faiz indirim senaryolarını doğrudan etkileyebilir.

Avrupa ve Asya tarafında ise büyüme ve üretim verileri ön planda yer alıyor. Perşembe günü Almanya ve Euro Bölgesi’nin 1. çeyrek büyüme rakamları ile öncü enflasyon verileri takip edilecek. Asya kanadında ise Çin’den gelecek olan İmalat ve Hizmet PMI verileri küresel büyüme iştahı hakkında önemli sinyaller verecek. Haftanın son işlem gününde ise Japonya’dan gelecek enflasyon rakamları ve ABD’nin ISM İmalat Endeksi, piyasaların haftayı nasıl bir risk algısıyla kapatacağını belirleyecek.

Genel Değerlendirme

Bu haftaki veri akışı, Türkiye ekonomisinin üç temel başlığına odaklanıyor: İstihdamdaki zayıflama, dış dengedeki bozulma ve güven endekslerindeki gerileme.

Özellikle geniş tanımlı işsizlik oranının %30’a yaklaşması, ekonomik aktivitenin tabana yayılmadığını gösterirken; dış ticaret ve cari açık tarafındaki genişleme, finansman ihtiyacını artırıyor.

Küresel tarafta enerji fiyatlarının yüksek seyri ve jeopolitik riskler, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde hem enflasyon hem de büyüme dengesi açısından daha kırılgan bir görünüm söz konusu olabilir.