Yurt İçi Veri Takvimi
26–30 Ocak haftasında açıklanacak veriler, Türkiye ekonomisinde enflasyon beklentilerinin seyri, Hazine’nin borçlanma performansı, istihdam piyasasındaki görünüm ve dış dengeye ilişkin risklerin birlikte okunacağı yoğun bir gündem sunuyor. Haftanın ilk işlem gününde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın gerçekleştireceği doğrudan satışlar, iç borçlanma dinamikleri açısından yakından izlenirken, TCMB’nin yayımlayacağı sektörel enflasyon beklentileri para politikasının etkinliğine dair önemli sinyaller verecek.
26 Ocak Pazartesi günü Hazine, 1 yıl vadeli altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası doğrudan satışlarıyla ocak ayı iç borçlanma programını tamamlayacak. Ocak–Mart 2026 döneminde %80 geri çevirme rasyosu hedefleyen Hazine’nin, ayın son işlemiyle birlikte yaklaşık 152 milyar TL tutarında bir borçlanmaya gitmesi bekleniyor. Bu tablo, sıkı finansal koşullara rağmen kamu finansmanında kontrollü bir duruşun sürdüğüne işaret ediyor.
Aynı gün açıklanacak Ocak ayı Sektörel Enflasyon Beklentileri, fiyatlama davranışlarındaki kırılganlığın sürüp sürmediğini gösterecek. Aralık verilerinde piyasa katılımcıları için %23,35, reel sektör için %34,8 ve hanehalkı için %50,9 seviyelerinde oluşan 12 ay sonrası enflasyon beklentileri, kesimler arasındaki belirgin ayrışmanın korunduğunu ortaya koymuştu. TCMB’nin son Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 2026 yıl sonu TÜFE beklentisinin %23,2’ye gerilemesi, para politikasına duyulan güvenin kademeli olarak arttığına işaret etse de, hanehalkı beklentilerinin seviyesi enflasyonla mücadelenin halen en zayıf halkasının bu kesim olduğunu gösteriyor.
29 Ocak Perşembe günü açıklanacak Aralık ayı işgücü istatistikleri, manşet işsizlik oranının ötesine geçen bir tablo sunuyor. İşsizlik oranı %8,6’ya yükselirken, daha geniş tanımlı âtıl işgücü oranının %29,1 gibi yüksek bir seviyede kalması, istihdam piyasasında yapısal sorunların sürdüğünü teyit ediyor. Özellikle iş arama davranışındaki zayıflık, büyümenin istihdama yeterince yansımadığını gösteriyor.
Aynı gün yayımlanacak Ocak ayı Ekonomik Güven Endeksi, ekonomik algının yönü açısından kritik olacak. Endeksin 100 eşik değerinin altında kalmasına rağmen son aylarda yukarı yönlü eğilim göstermesi, kötümserliğin ivme kaybettiğine işaret ediyor. Hizmet ve perakende sektörlerinde görece güçlü görünüm korunurken, tüketici güveninin zayıf seyri, iç talep tarafında temkinli duruşun sürdüğünü ortaya koyuyor.
Perşembe günü açıklanacak haftalık TCMB verileri, son dönemde dikkat çeken rezerv birikiminin devam edip etmediğini gösterecek. Yabancı yatırımcıların hisse ve tahvil piyasasında net alım pozisyonuna geçmesi, sermaye girişlerinin güçlendiğine işaret ederken, brüt rezervlerin 205,2 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaşması ve swap hariç net rezervlerin 78,6 milyar dolara yükselmesi, dış kırılganlıkların belirgin şekilde azaldığını gösteriyor. Bu görünüm, TL varlıklara yönelik risk algısının iyileştiğini teyit ediyor.
Haftanın son işlem gününde açıklanacak Aralık ayı dış ticaret verileri ise daha temkinli bir tablo sunuyor. İhracattaki güçlü artışa rağmen ithalatın da yüksek seyretmesiyle dış ticaret açığının 9,4 milyar dolara yükselmesi, cari denge üzerindeki baskının sürdüğüne işaret ediyor. Aralık ayında cari açığın 5,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi beklenirken, 2025 yılının yaklaşık 24 milyar dolarlık cari açıkla tamamlanabileceği öngörülüyor. Bu çerçevede 2026 yıl sonu cari açık tahmininin 30 milyar dolara revize edilmesi, dış finansman ihtiyacının önümüzdeki dönemde de ekonomi politikalarının merkezinde kalacağını gösteriyor.
Yurt Dışı Veri Takvimi
26-30 Ocak tarihlerini kapsayan haftada küresel piyasalar oldukça yoğun bir veri trafiğiyle karşılaşıyor. Haftaya Japonya’nın öncü göstergeleri ve Almanya’nın IFO İş Dünyası Güven Endeksi ile başlanırken, ABD kanadında Chicago Fed İmalat Endeksi ile dayanıklı mal siparişleri takip edilecek. 27 Ocak’ta ABD’den gelecek konut fiyat endeksi ve Conference Board Tüketici Güven Endeksi verilerinin ardından, haftanın en kritik gelişmesi 28 Ocak akşamı saat 22:00’de açıklanacak olan Fed faiz kararı olacak. Piyasanın faiz oranını %3,50 – 3,75 aralığında sabit bırakmasını beklediği bu kararı, Fed Başkanı Jerome Powell’ın yapacağı açıklamalar izleyecek.
29-30 Ocak tarihlerinde ise büyüme ve enflasyon rakamları ön plana çıkıyor. 29 Ocak’ta AB tüketici güveni ile ABD’nin haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve dış ticaret dengesi verileri izlenecek. 30 Ocak Cuma günü ise veri akışı zirve noktasına ulaşarak Japonya’nın Tokyo enflasyonu ve sanayi üretimi rakamlarıyla başlayacak; ardından Almanya ve Avrupa Bölgesi’nin 2025 yılı 4. çeyrek öncü büyüme (GSYİH) oranları ile işsizlik verileri kamuoyuna duyurulacak. Haftanın son önemli verileri ise Almanya’nın Ocak ayı öncü TÜFE rakamları ile ABD’den gelecek olan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri olacak.
Genel olarak bakıldığında, söz konusu hafta açıklanacak veriler enflasyon beklentilerinde kademeli iyileşme, rezervlerde güçlü birikim ve cari denge kaynaklı risklerin yeniden artabileceğine işaret eden karmaşık bir tablo sunuyor. Piyasalar açısından ana belirleyici, TCMB’nin sıkı duruşunun beklentiler üzerindeki etkisinin ne ölçüde kalıcı olacağı ve dış denge tarafındaki bozulmanın finansman kalitesiyle ne kadar dengelenebileceği olacak.










