Büyüme, Enflasyon ve Rezervler Gündemin Merkezinde
2–6 Mart 2026 haftası, hem makroekonomik görünüm hem de para politikası beklentileri açısından kritik veri başlıklarını barındırıyor. Yurt içinde büyüme, enflasyon, reel efektif döviz kuru, TCMB rezervleri ve Hazine nakit dengesi verileri piyasaların odağında olacak. Açıklanacak veriler, 2026 yılına ilişkin büyüme ve dezenflasyon patikasına dair beklentilerin yeniden şekillenmesine neden olabilir. Ayrıca İran’a karşı İsrail ve ABD saldırıları piyasaların yönünü belirlemede önemli olacak.
2 Mart Pazartesi: İmalat PMI ve 4Ç25 Büyüme Verisi
Haftanın ilk işlem gününde saat 10:00’da İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanacak Türkiye Şubat İmalat PMI verisi, sanayi sektöründeki eğilimi ortaya koyacak. Ocak ayında 48,9’dan 48,1’e gerileyen endeks, Nisan 2024’ten bu yana 50 eşik değerinin altında kalarak daralmaya işaret etmeye devam etmişti.
Son aylarda 46 seviyelerinden 48 bandına doğru gözlenen toparlanma, daralmanın hız kestiğini gösterse de, talep koşullarındaki zayıflık sürüyor. Yeni siparişler ve üretim hacminde gerileme dikkat çekerken, firmaların üretim ve istihdam kararlarında temkinli davrandığı görülüyor. Ayrıca hem girdi maliyetleri hem de nihai ürün fiyatlarında Nisan 2024’ten bu yana en yüksek enflasyon oranlarının kaydedilmesi, maliyet baskılarının sürdüğünü gösteriyor.
Aynı gün açıklanacak 2025 yılı 4. çeyrek GSYİH büyüme verisi, yıl geneline dair tabloyu netleştirecek. Türkiye ekonomisinin 4Ç25’te yıllık bazda yaklaşık %4 büyüme kaydetmesi bekleniyor. Bu gerçekleşmenin yıl geneline yansıması halinde 2025 büyümesi %3,8 civarında oluşabilir. Ancak risklerin aşağı yönlü olduğu belirtiliyor; daha zayıf bir veri, yıllık büyümeyi %3,6–%3,7 bandına çekebilir.
2026 yılı için büyüme beklentisi %4 seviyesinde korunuyor. Bununla birlikte sanayi üretimindeki artışın daha çok inşaat bağlantılı alt sektörler ve savunma gibi belirli alanlarda yoğunlaşması, büyümenin tabana yayılmadığına işaret ediyor. İç talep ve kamu destekli harcamalar büyümenin ana sürükleyicileri olmaya devam ediyor.
3 Mart Salı: Enflasyon Verisi Kritik Eşik
3 Mart Salı günü açıklanacak Şubat ayı enflasyon verisi haftanın en kritik başlığı olacak. Aylık TÜFE artışının %2,9 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu doğrultuda yıllık enflasyonun %30,7’den %31,5’e yükselmesi ve dezenflasyon sürecinin şubat ayında geçici olarak kesintiye uğraması öngörülüyor.
Ancak mart ayı itibarıyla yıllık enflasyondaki gerilemenin yeniden başlaması bekleniyor. Yılın ilk yarısında daha yavaş seyredecek olan dezenflasyon sürecinin, ikinci yarıda ivme kazanacağı tahmin ediliyor. 2026 yıl sonu TÜFE beklentisi %23 seviyesinde korunurken, yukarı yönlü riskler dikkat çekiyor.
Bu veri, para politikasına ilişkin beklentiler açısından da belirleyici olacak. Özellikle çekirdek enflasyon eğilimi ve hizmet enflasyonundaki seyir, piyasaların faiz beklentilerini şekillendirebilir.
4 Mart Çarşamba: Reel Kur ve TCMB Fiyat Raporu
Çarşamba günü saat 14:30’da açıklanacak Şubat ayı Reel Efektif Döviz Kuru verisi, TL’nin enflasyondan arındırılmış değerini gösterecek. Hesaplamalara göre endeksin 102,17’den 103,59 seviyesine yükselmesi ve TL’de yaklaşık %1,4 oranında reel değer kazancı yaşanması bekleniyor.
Aynı gün saat 18:00’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanacak Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu, teknik nitelikte olsa da enflasyonun alt kalemlerine ilişkin detaylı analizler içerecek. Rapor doğrudan politika mesajı vermese de, TCMB’nin temel enflasyon eğilimine dair değerlendirmeleri piyasalar tarafından yakından takip edilecek.
5 Mart Perşembe: Rezervler ve Yabancı Hareketleri
Perşembe günü açıklanacak haftalık TCMB verileri, özellikle rezervler ve yabancı yatırımcı işlemleri açısından önem taşıyor. 13–20 Şubat haftasında yabancı yatırımcılar hisse senedi piyasasında 410 milyon dolar net alım yaparken, tahvil piyasasında (repo hariç) 991,4 milyon dolar satış gerçekleştirdi. Bu gelişmeyle yabancıların toplam bono stoku içindeki payı %9,2’den %9’a geriledi.
Aynı dönemde TCMB net döviz rezervi 6,7 milyar dolar azalarak 89 milyar dolara, brüt rezervler ise 206,2 milyar dolara geriledi. Swap hariç net rezervin de düşüş göstermesi, rezerv dinamiklerinin yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Rezervlerdeki oynaklık, kur beklentileri ve risk primi üzerinde etkili olmaya devam edebilir. Özellikle küresel finansal koşulların sıkılaştığı dönemlerde rezerv yeterliliği piyasalar açısından daha da kritik hale geliyor.
6 Mart Cuma: Hazine Nakit Dengesi ve Mali Disiplin
Haftanın son işlem gününde açıklanacak Şubat ayı Hazine nakit dengesi, 16 Mart’ta açıklanacak merkezi yönetim bütçe verileri için öncü gösterge niteliğinde olacak.
Ocak ayında merkezi yönetim bütçesi 214,5 milyar TL açık verirken, faiz dışı denge 241,8 milyar TL fazla kaydetti. 12 aylık kümülatif bütçe açığı 1,87 trilyon TL’ye yükseldi. Hazine nakit dengesi ise ocakta 246,2 milyar TL açık verdi.
2026 yılı için bütçe açığı tahmini 2,8 trilyon TL (GSYİH’nın %3,4’ü) seviyesinde bulunuyor. Mevcut görünüm, mali duruşta yapısal bir sıkılaşmadan ziyade harcama kompozisyonundaki geçici iyileşmelerin belirleyici olduğunu gösteriyor. Özellikle cari harcamalar ve sermaye giderlerinin seyri, mali disiplinin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.
Yurt Dışı Veri Gündemi
Küresel Piyasalarda Kritik Hafta: Gözler PMI ve İstihdam Verilerinde
Mart ayının ilk haftasına, küresel ekonominin sağlık karnesi olarak kabul edilen İmalat ve Hizmet PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verileri damga vuruyor. Haftanın ilk günlerinde Japonya’dan ABD’ye kadar geniş bir coğrafyada açıklanacak olan imalat verileri, sanayi üretimindeki ivmeyi gözler önüne serecek. Özellikle 2 Mart’ta ABD’den gelecek olan ISM İmalat Endeksi ve 4 Mart’taki Hizmet PMI verileri, ekonomik aktivitenin gücünü ölçmek isteyen yatırımcıların radarında olacak. Aynı zamanda Çin’den gelecek resmi PMI verileri, Asya piyasalarındaki yönü tayin edecek ana unsur olarak öne çıkıyor.
Haftanın orta ve son bölümünde ise para politikalarına yön verecek kritik enflasyon ve büyüme rakamları takip edilecek. 3 Mart’ta Avrupa Bölgesi’nden gelecek olan TÜFE (Enflasyon) verileri, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz patikasını netleştirebilir. Bu süreçte ECB Başkanı Lagarde ve Fed üyelerinin yapacağı konuşmalar, piyasadaki volatiliteyi artırabilir. 6 Mart Cuma günü ise haftanın “finali” ABD’den gelecek Tarım Dışı İstihdam, İşsizlik Oranı ve Ortalama Saatlik Kazançlar verileriyle yapılacak. ABD iş gücü piyasasına dair bu rakamlar, Fed’in bir sonraki faiz kararı üzerindeki en belirleyici faktörlerden biri olacak.
Piyasalar İçin Yoğun ve Belirleyici Bir Hafta
2–6 Mart haftası, büyüme–enflasyon–rezerv üçgeninde yoğun bir veri akışına sahne olacak. Özellikle enflasyon verisi ve rezerv gelişmeleri, para politikasına yönelik beklentileri şekillendirebilir.
Büyümenin %4 bandına yaklaşması olumlu bir tablo sunsa da, sektörel ayrışma ve iç talep ağırlıklı kompozisyon dikkat çekiyor. Enflasyonda ise şubat ayındaki olası geçici yükseliş, dezenflasyon patikasının kalıcılığı konusunda piyasaların temkinli kalmasına neden olabilir.
Önümüzdeki hafta açıklanacak veriler, 2026 yılı makro görünümüne ilişkin beklentilerin yeniden fiyatlanmasına yol açabilecek nitelikte. Bu nedenle yatırımcıların hem yurt içi makro verileri hem de küresel risk iştahını birlikte değerlendirmesi kritik önem taşıyor.










