Haftalık Piyasa Takvimi ve Veri Gündemi (19-23 Ocak 2026)

Konut, güven endeksleri ve PPK faiz kararı bu hafta piyasaların ana gündemi olurken kredi notu beklentileri öne çıkıyor.

Haftanın Gündemi Yoğun: Konut, Güven Endeksleri ve Kritik Faiz Kararı Piyasaların Odağında

19–23 Ocak 2026 haftasında yurt içi piyasalarda makroekonomik veriler, para politikası kararı ve kredi derecelendirme kuruluşlarının olası adımları yakından takip edilecek. Haftanın genel çerçevesi, ekonomik aktivitede dirençli bir görünüme karşın talep tarafındaki zayıflama ve enflasyon baskılarının devam ettiğine işaret ediyor.

Haftanın ilk işlem gününde açıklanacak Aralık Konut Fiyat Endeksi, konut piyasasındaki fiyat dinamikleri açısından önemli sinyaller verecek. Kasım ayında endeks aylık %2,7, yıllık %31,4 artışla 204,2 seviyesine yükselirken, reel bazda yıllık artışın %0,3 ile pozitif bölgeye geçmesi, Ocak 2024’ten bu yana bir ilk olarak dikkat çekmişti. Buna rağmen konut satışlarında gözlenen zayıflama, arz kısıtları ve maliyet kaynaklı fiyat katılığının talep koşullarından bağımsız şekilde fiyatları yukarıda tuttuğunu gösteriyor. Mevcut faiz seviyesi ve talep görünümü dikkate alındığında, reel fiyat artışlarının kısa vadede kırılgan kalması bekleniyor.

Aynı gün açıklanacak Kasım Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacına dair görünümü netleştirecek. Ekim itibarıyla kısa vadeli dış borç stoku 165,7 milyar dolar seviyesinde bulunurken, kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stokunun 226 milyar dolar olması, dış finansman tarafındaki hassasiyeti ortaya koyuyor. Bankalar ve özel sektörün yurt dışı şubelerine olan borçlar hariç tutulduğunda bu tutar yaklaşık 200 milyar dolara gerilerken, önümüzdeki 12 aylık cari açık beklentisi de eklendiğinde Türkiye’nin bir yıllık dış finansman ihtiyacının yaklaşık 230 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanıyor.

20 Ocak Salı günü yayımlanacak Aralık Konut Satış İstatistikleri, talep tarafındaki seyrin daha net okunmasını sağlayacak. Kasım ayında konut satışları aylık %14,1, yıllık %7,8 düşüşle 141 bin adet seviyesine gerilerken, özellikle ipotekli satışlardaki zayıflama dikkat çekmişti. İpotekli satışlar kasımda yıllık bazda %1,4 düşerek Ağustos 2024’ten bu yana ilk kez daralma göstermişti. Konut kredi faizlerinin yüksek seviyesini koruması, talep üzerinde baskı oluşturan temel unsur olarak öne çıkıyor. İlk el ve ikinci el satışlarda düşüş sürerken, yabancılara yapılan konut satışlarının da yıllık %9,7 gerilemesi, sektördeki yavaşlamanın genele yayıldığını gösteriyor. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle birlikte değerlendirildiğinde, yılın son çeyreğinde konut talebinde belirgin bir zayıflama eğilimi olduğu görülüyor.

22 Ocak Perşembe günü açıklanacak Ocak Reel Kesim Güven Endeksi ve Kapasite Kullanım Oranı, üretim cephesine dair önemli ipuçları sunacak. Aralık ayında mevsim etkilerinden arındırılmış reel kesim güven endeksinin 103,7’ye yükselmesi, Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye işaret etmişti. Kapasite kullanım oranında da sınırlı bir iyileşme gözlenirken, üretim ve istihdam beklentilerinin güveni desteklediği, buna karşın siparişler ve yatırım iştahının daha zayıf seyrettiği görülüyor. Bu tablo, ekonomik aktivitenin potansiyelin üzerinde kalmaya devam ettiğini ancak ihracat ve yatırım tarafında temkinli bir görünümün sürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede büyümenin 2025’te %3,8, 2026’da ise %4 seviyesine yükselmesi bekleniyor.

Aynı gün açıklanacak Ocak Tüketici Güven Endeksi, iç talep açısından kritik olacak. Aralık ayında endeksin 83,5 seviyesine gerileyerek temmuzdan bu yana en düşük düzeye inmesi, tüketici tarafındaki kötümserliğin devam ettiğini gösteriyor. Hanehalkının maddi durumuna ve genel ekonomik görünüme ilişkin beklentilerdeki zayıflama ile dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcama iştahındaki düşüş, iç talep görünümünün kırılgan seyrini teyit ediyor. Endeksin uzun süredir 100 eşik değerinin altında kalması, tüketici güveninde kalıcı bir toparlanmanın henüz sağlanamadığına işaret ediyor.

Haftanın en kritik başlığı ise 22 Ocak Perşembe günü açıklanacak Para Politikası Kurulu kararı olacak. Piyasa beklentisi, politika faizinde 150 baz puanlık bir indirimle faizin %36,5 seviyesine çekilmesi yönünde. Bununla birlikte, ocak ayı TÜFE artışının %4’ün üzerinde gerçekleşmesinin beklenmesi ve enflasyon risklerinin canlılığını koruması, TCMB’nin daha temkinli bir adım atabileceği ihtimalini güçlendiriyor. 100 baz puanlık bir indirim olasılığı masada kalırken, 200 baz puan ve üzeri bir adımın düşük ihtimal olduğu değerlendiriliyor. Yıl sonu için politika faizinin %29,5, TÜFE’nin ise %23 civarında gerçekleşmesi beklenirken, enflasyon risklerinin yukarı yönlü olduğu vurgulanıyor.

Aynı gün yayımlanacak haftalık TCMB verileri, sermaye hareketleri ve rezerv görünümü açısından izlenecek. Yabancı yatırımcıların hisse ve tahvil piyasasında güçlü alımlarını sürdürmesi, Türkiye varlıklarına yönelik ilginin arttığını gösterirken, net ve brüt rezervlerdeki yükseliş de finansal istikrar açısından olumlu bir tablo sunuyor. Swap hariç net rezervlerin 70 milyar dolara ulaşması, rezerv birikiminin güçlendiğine işaret ediyor.

Haftanın son işlem gününde ise Moody’s ve Fitch’in Türkiye kredi notu değerlendirmeleri gündemde olacak. Değerlendirme gelmesi halinde, her iki kuruluşun da kredi notu görünümünü durağandan pozitife çevirmesi olası görülürken, kredi notlarında bu aşamada bir değişiklik beklenmiyor. Olası bir görünüm artışı, özellikle yabancı yatırımcı algısı açısından piyasalara destekleyici bir sinyal verebilir.

Genel olarak bakıldığında, bu hafta açıklanacak veriler ve kararlar, para politikası patikası, iç talep görünümü ve finansal istikrar açısından önemli mesajlar içerecek. Özellikle faiz kararı ve kredi notu beklentileri, kısa vadede piyasa fiyatlamaları üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.