Mehmet Şimşek başkanlığındaki ekonomi yönetimi, CHP kurultayına ilişkin davada verilen “mutlak butlan” kararının ardından finansal piyasalarda yaşanan sert satış dalgası üzerine harekete geçti. Özellikle Borsa İstanbul’da gün içinde kayıpların yüzde 6’yı aşması, piyasalarda artan belirsizlik ve siyasi risk algısını gündemin merkezine taşırken, ekonomi kurmayları Finansal İstikrar Komitesi’ni olağanüstü toplantıya çağırdı.
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen yargı kararının ardından yatırımcı cephesinde tedirginlik hızla fiyatlandı. Gün boyunca satış baskısının etkisini artırdığı Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi sert değer kaybı yaşarken, bankacılık ve holding hisselerinde görülen yoğun satışlar piyasanın genelinde riskten kaçış eğilimini güçlendirdi. Analistler, siyasi belirsizliklerin özellikle kısa vadede finansal varlıklarda oynaklığı artırabildiğine dikkat çekerken, kararın ekonomik etkilerinden çok piyasa psikolojisi ve güven algısı üzerinden fiyatlandığını belirtiyor.
Yaşanan sert hareketlerin ardından ekonomi yönetimi hızlı bir refleks gösterdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplanan Finansal İstikrar Komitesi, piyasalarda oluşabilecek riskleri ve alınabilecek olası tedbirleri değerlendirdi. Toplantıda yalnızca yurtiçindeki gelişmeler değil, küresel piyasalardaki görünüm ve dış finansman koşullarının Türkiye ekonomisine etkileri de kapsamlı şekilde ele alındı.
Toplantının ardından yapılan resmi açıklamada, ekonomi yönetiminin piyasalara güven verme mesajı öne çıktı. Açıklamada, “Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğu” vurgulanırken, mevcut ekonomik programın sürdürüleceği mesajı verildi. Ayrıca makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devam etmesi ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların eşgüdüm içinde atılacağı ifade edildi.
Ekonomi yönetiminin kullandığı “güçlü sermaye tamponları” ifadesi, özellikle bankacılık sisteminin olası dalgalanmalara karşı dayanıklılığına işaret ediyor. Türkiye’de bankacılık sektörünün son yıllarda uygulanan sermaye yeterlilik politikaları sayesinde belirli düzeyde koruma kalkanına sahip olduğu değerlendirilirken, ani piyasa hareketlerinin kalıcı ekonomik hasara dönüşmemesi adına likidite yönetimi ve piyasa istikrarına yönelik araçların gerektiğinde devreye alınabileceği beklentisi güç kazandı.
Uzmanlar, piyasalardaki sert düşüşün temelinde doğrudan ekonomik verilerden ziyade artan siyasi belirsizlik algısının etkili olduğuna dikkat çekiyor. Bu tür dönemlerde yatırımcıların risk iştahının azalmasıyla birlikte döviz, altın ve tahvil gibi güvenli limanlara yönelimin artabildiği belirtilirken, piyasalarda yönün yeniden belirlenmesinde gelecek günlerde siyasi ve hukuki sürece ilişkin açıklamaların kritik rol oynayacağı ifade ediliyor. Özellikle ekonomi yönetiminin vereceği güven mesajları ve atılacak olası destekleyici adımların, yatırımcı psikolojisi üzerinde belirleyici olması bekleniyor.
Piyasalarda yaşanan son sert hareket, Türkiye ekonomisinin yalnızca ekonomik göstergelerle değil, aynı zamanda siyasi gelişmelerin oluşturduğu beklenti ve güven ortamıyla da şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu. Gözler şimdi hem siyasi sürecin seyrine hem de ekonomi yönetiminin atacağı yeni adımlara çevrilmiş durumda.











