Borsa İstanbul’da 3,5 Dolar Hedefi Neden Hâlâ Masada?

Borsa İstanbul'da sanayi şirketlerinde dip sürecinin sona yaklaşması ve yabancı ilgisi 3,5 dolar hedefini destekliyor.

Borsa İstanbul son aylarda hem küresel belirsizlikler hem de yurt içindeki sıkı para politikası nedeniyle dalgalı bir görünüm sergilese de, orta ve uzun vadeli beklentiler açısından tablo sanıldığı kadar karamsar görünmüyor. Özellikle şirket kârlılıkları, sektör dinamikleri ve yabancı yatırımcı davranışları birlikte değerlendirildiğinde, BIST 100 endeksinin dolar bazında 3,5 seviyesine ulaşabileceği yönündeki beklentiyi değiştirecek güçlü bir neden henüz ortaya çıkmış değil.

2026 yılının ilk yarısı özellikle bankacılık sektörü açısından oldukça zorlu geçti. Yüksek fonlama maliyetleri, kredi büyümesine yönelik düzenlemeler, sıkı para politikası ve faiz seviyelerinin yüksek seyretmesi bankaların kâr artışlarını sınırladı. İlk çeyrek finansalları incelendiğinde bankacılık sektöründeki toparlanmanın kısa vadede sınırlı kalabileceği zaten görülüyordu. Bu nedenle piyasanın önümüzdeki dönemde lokomotif sektör olarak bankacılıktan ziyade sanayi ve ihracatçı şirketlere odaklanması daha olası görünüyor.

Sanayi şirketleri tarafında ise uzun süredir devam eden marj baskısı, yüksek finansman giderleri ve zayıf iç talebin yarattığı olumsuzlukların önemli ölçüde fiyatlandığı düşünülüyor. Özellikle birçok analistin ortak görüşü, en zorlu dönemin büyük ölçüde 2026 yılının birinci ve ikinci çeyrek bilançolarında yaşandığı yönünde şekilleniyor. Bu durum, yılın ikinci yarısında baz etkisinin de katkısıyla şirket kârlılıklarında daha dengeli bir görünümün ortaya çıkabileceğine işaret ediyor.

İç talebe duyarlı sektörlerde baskının tamamen sona erdiğini söylemek için ise henüz erken. Yüksek faiz ortamı tüketici harcamalarını sınırlamaya devam ederken perakende, dayanıklı tüketim ve bazı hizmet sektörleri açısından büyüme temposunun zayıf seyretmesi beklenebilir. Buna rağmen piyasa açısından önemli olan unsur, kötüleşmenin devam edip etmeyeceğidir. Mevcut veriler ise birçok sektörde kötüleşmenin hız kestiğine ve dip sürecinin büyük ölçüde geride kalmış olabileceğine işaret ediyor.

İhracat tarafı ise Borsa İstanbul açısından kritik önem taşımayı sürdürüyor. Türkiye’nin ihracatının önemli bir bölümü Avrupa pazarına gerçekleştiriliyor ve bu nedenle Avrupa ekonomisindeki gelişmeler doğrudan Türk şirketlerinin performansını etkiliyor. Şu an itibarıyla ihracat tarafında belirgin bir bozulma sinyali bulunmuyor. Ancak Avrupa’da zaten düşük seviyelerde bulunan tüketici güveninin daha da gerilemesi, özellikle otomotiv, beyaz eşya, tekstil, demir-çelik ve makine sektörleri üzerinde baskı oluşturabilir. Borsa İstanbul için en önemli dış risklerden biri Avrupa talebinde yaşanabilecek olası bir zayıflama olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte son dönemde yabancı yatırımcı davranışları dikkatle takip ediliyor. Son haftalarda yabancı ilgisinin güçlü olmasa da devam ettiği görülüyor. Özellikle tahvil piyasasına yönelik girişler ve hisse senedi tarafındaki seçici alımlar, uluslararası yatırımcıların Türkiye piyasalarından tamamen uzaklaşmadığını gösteriyor. MSCI kaynaklı satış baskıları ve bazı büyük yabancı kurumların gerçekleştirdiği satışlar kısa vadeli dalgalanmalara neden olsa da, uzun vadeli yatırım kararları açısından belirleyici olan unsur Türkiye ekonomisinin dezenflasyon sürecindeki başarısı olacak.

Önümüzdeki dönemde enflasyonda kalıcı düşüşün devam etmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yıl içerisinde faiz indirim sürecine başlayabilmesi durumunda, Borsa İstanbul için yeni bir hikâye yazılması mümkün olabilir. Faizlerin düşmesi sadece şirketlerin finansman maliyetlerini azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda mevduatın sunduğu yüksek getirinin azalması nedeniyle yerli yatırımcıların yeniden hisse senedi piyasasına yönelmesini de sağlayabilir.

Dolar bazında 3,5 seviyesi tarihsel perspektiften değerlendirildiğinde ulaşılamaz bir hedef olarak görünmüyor. Geçmiş dönemlerde Borsa İstanbul daha yüksek dolar bazlı değerlemeleri test etmişti. Bugün şirketlerin ihracat kapasitesi, üretim gücü, savunma sanayi yatırımları, enerji dönüşümü projeleri ve teknolojik dönüşüm süreçleri dikkate alındığında, mevcut değerlemelerin uzun vadeli yatırımcılar açısından hâlâ önemli fırsatlar sunduğu değerlendirilebilir.

Dolar bazlı 3,5 hedef ne anlama geliyor?

BIST 100’ün dolar bazlı 3,5 cent seviyesine ulaşması için gerekli endeks seviyesi, dolar/TL kuruna bağlı olarak değişir:

Dolar/TLBIST 100 karşılığı
45 TL15.750
47 TL16.450
50 TL17.500
52 TL18.200

Örneğin dolar/TL’nin 50 seviyesinde olduğu bir senaryoda BIST 100’ün yaklaşık 17.500 puana ulaşması gerekir.

Özellikle savunma sanayi, enerji ekipmanları, havacılık, yazılım, teknoloji ve yüksek katma değerli üretim gerçekleştiren şirketlerin önümüzdeki yıllarda Borsa İstanbul’un büyüme hikâyesinin merkezinde yer alması bekleniyor. Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinde daha fazla yer edinmesi ve jeopolitik konumunun sağladığı avantajlar da bu süreci destekleyebilir.

Sonuç olarak, kısa vadeli dalgalanmalar ve dönemsel satış baskıları yatırımcı psikolojisini olumsuz etkileyebilse de, sanayi şirketlerinde dip sürecinin geride kalmaya başlaması, ihracat tarafında ciddi bir bozulmanın görülmemesi, yabancı yatırımcı ilgisinin tamamen kaybolmaması ve olası faiz indirim döngüsü Borsa İstanbul’da dolar bazlı 3,5 hedefini destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu hedefe ulaşmanın yolu muhtemelen düz bir çizgi olmayacak, ancak mevcut veriler bu senaryonun hâlâ güçlü bir olasılık olarak masada durduğunu gösteriyor.