Küresel Jeopolitik Gerilimler Savunma Hisselerini Yeniden Şekillendiriyor
2026 yılının ilk yarısı, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin yatırım kararları üzerinde belirleyici olduğu bir dönem olarak kayıtlara geçti. Dört yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, ABD/İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerilim, Asya-Pasifik bölgesinde Çin ile Japonya arasındaki tansiyon ve ABD’nin Venezuela politikaları, dünya genelinde güvenlik algısını köklü biçimde değiştirdi.
Bu gelişmeler yalnızca diplomatik ve askeri dengeleri değil, aynı zamanda savunma ve havacılık sektörüne yönelik yatırımcı iştahını da artırdı. Birçok ülke savunma bütçelerini büyütme kararı alırken, savunma sanayii şirketleri küresel sermayenin ilgi odağı haline geldi.
Ancak yılın ilk yarısında ortaya çıkan tablo, tüm savunma şirketlerinin aynı ölçüde fayda sağlamadığını gösterdi. Bazı şirketler güçlü yükselişler kaydederken, bazıları operasyonel sorunlar, sipariş iptalleri ve jeopolitik beklentilerdeki değişim nedeniyle ciddi değer kayıpları yaşadı.
Yılın En Dikkat Çeken Performansı: ASELSAN
Bu dönemin en dikkat çekici başarısı hiç kuşkusuz ASELSAN’ın (BIST: ASELS) yatırımcısına sağladığı yüzde 48,9’luk getiri oldu.
Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki dönüşümüne liderlik eden şirket, yalnızca Borsa İstanbul’un değil, aynı zamanda küresel savunma sektörünün de en başarılı hisseleri arasında yer aldı. İlk yarıyı 1 trilyon 630 milyar 200 milyon liralık piyasa değeriyle tamamlayan şirket, BIST 100 endeksinin en değerli şirketi konumunu da güçlendirdi.
ASELSAN’ın başarısının arkasında yalnızca jeopolitik riskler bulunmuyor. Son yıllarda geliştirilen radar sistemleri, elektronik harp çözümleri, hava savunma sistemleri, insansız sistem teknolojileri ve ihracat kabiliyetindeki artış şirketi küresel rakiplerinden ayrıştırıyor.
Özellikle Türkiye’nin savunma ürünlerinde dışa bağımlılığı azaltma stratejisi ve ihracat pazarlarını genişletmesi, yatırımcıların şirkete yönelik uzun vadeli beklentilerini destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Dünya Devleri ASELSAN’ın Gerisinde Kaldı
Yılın ilk yarısında birçok önemli savunma ve havacılık şirketi pozitif getiri sağlasa da ASELSAN’ın performansına yaklaşabilen olmadı.
İngiliz Rolls-Royce hisseleri yüzde 25,6 yükselirken, Alman Lufthansa yüzde 19, Fransız Safran yüzde 16 değer kazandı.
Savunma sektörünün ağır toplarından BAE Systems yüzde 7,6, Güney Kore’nin yükselen savunma devi Hanwha Aerospace yüzde 5,7, ABD merkezli Lockheed Martin yüzde 5,3 ve General Dynamics yüzde 5,2 prim yaptı.
Fransız Dassault Aviation yüzde 4,9 ve RTX Corporation ise yüzde 3,5 yükselişle ilk yarıyı tamamladı.
Bu tablo, küresel savunma sektöründe yatırımcıların artık yalnızca geleneksel devlere değil, büyüme potansiyeli yüksek yeni oyunculara da yöneldiğini ortaya koyuyor.
Avrupa Savunma Hisselerinde Sert Düzeltme
Yılın en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Avrupa savunma hisselerinde görülen sert satışlar oldu.
Özellikle Almanya merkezli Rheinmetall hisseleri yüzde 36,5 düşerek sektörün en kötü performansını sergiledi. Almanya’nın F126 fırkateyn projesini iptal etmeyi değerlendirdiğine yönelik haberler yatırımcı güvenini önemli ölçüde zayıflattı.
Benzer şekilde İsveçli Saab yüzde 6,5, İtalyan Leonardo yüzde 4,6 ve ABD merkezli Northrop Grumman yüzde 13 değer kaybetti.
Bu düşüşlerde yalnızca şirket özelindeki gelişmeler değil, aynı zamanda Rusya-Ukrayna savaşının diplomatik yollarla çözülebileceğine ilişkin beklentiler de etkili oldu. Avrupa savunma hisselerinin son iki yılda yaşadığı olağanüstü yükselişin ardından yatırımcıların kar realizasyonuna yönelmesi de satışları hızlandırdı.
Havacılık Sektörü Operasyonel Sorunlarla Mücadele Ediyor
Savunma tarafındaki güçlü görünümün aksine ticari havacılık şirketleri operasyonel sorunlarla karşı karşıya kaldı.
Airbus’ın tedarik zinciri problemleri nedeniyle Qantas’ın uzun menzilli “Project Sunrise” projesindeki ilk A350 teslimatının 2027 yılına ertelenmesi sektörde önemli yankı uyandırdı.
Şirketin ilk çeyrek düzeltilmiş faaliyet karı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52 düşerek 300 milyon avroya geriledi.
Teslimat sorunları ve doların zayıf seyri şirketin finansal performansını baskılarken, Boeing tarafında ise üretim süreçleri ve düzenleyici baskılar hisse performansını sınırlamaya devam etti.
Çin Faktörü Küresel Rekabeti Sertleştiriyor
Savunma sektöründe dikkat çeken bir diğer gelişme ise Çin’in aralarında Boeing’in de bulunduğu 46 Amerikan savunma şirketini kamu ihalelerinden men etmesi oldu.
Çin’in aldığı karar, savunma sanayiinde teknolojik ayrışmanın ve ekonomik bloklaşmanın giderek hızlandığını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda ABD ve Çin arasındaki rekabetin yalnızca ticaret alanında değil, savunma teknolojileri ve tedarik zincirlerinde de daha sert hissedilmesi bekleniyor.
Savunma Sanayiinde Yeni Dönem Başlıyor
2026 yılının ilk yarısında ortaya çıkan veriler, savunma sanayiinin artık yalnızca kriz dönemlerinde ilgi gören geçici bir sektör olmaktan çıktığını gösteriyor.
Yapay zeka destekli savunma sistemleri, elektronik harp teknolojileri, hava savunma çözümleri, insansız hava araçları ve uzay teknolojileri önümüzdeki on yılın en stratejik yatırım alanları arasında yer alacak.
Türkiye’nin bu dönüşümde sahip olduğu mühendislik kapasitesi, üretim kabiliyeti ve ihracat ağı dikkate alındığında ASELSAN başta olmak üzere Türk savunma sanayi şirketlerinin küresel ölçekte daha fazla ön plana çıkması sürpriz olmayacaktır.
Bugün gelinen noktada ASELSAN’ın dünya devlerini geride bırakması yalnızca bir hisse performansı hikayesi değil, aynı zamanda Türkiye savunma sanayiinin ulaştığı teknolojik seviyenin ve küresel rekabet gücünün önemli bir göstergesidir.











