Altın Piyasası: Jeopolitik Riskler, FED Baskısı ve Kritik Teknik Görünümler

Altın 4.360 dolar desteğinde tutunurken FED baskısı, tahvil faizleri ve jeopolitik riskler yön arayışını belirliyor.

Altın piyasası, son haftalarda yatırımcıların yön bulmakta zorlandığı en karmaşık dönemlerden birini yaşıyor. Bir tarafta Orta Doğu merkezli jeopolitik riskler, diğer tarafta sertleşen merkez bankası politikaları ve yükselen tahvil faizleri… Tüm bu faktörler, sarı metalin yönünü belirleyen çok katmanlı bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Son hareketler gösteriyor ki altın fiyatları 4.360 dolar desteğinde güçlü bir savunma bulmuş olsa da yükseliş hâlâ kırılgan ve teyide ihtiyaç duyuyor.

İki ayın en düşük seviyelerine kadar gerileyen altın, hafta sonunda yeniden toparlanarak ons başına 4.500 dolar seviyesinin üzerine çıkmayı başardı. Ancak bu yükseliş, yüzeyde görüldüğü kadar güçlü bir trend değişimine işaret etmiyor. Çünkü altını aşağı çeken temel makro dinamikler hâlâ masada duruyor.

Piyasaların yön değiştirmesinde en büyük katalizörlerden biri, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomatik süreç oldu. İran ile ilgili geçici ateşkes uzatma haberleri ilk etapta piyasalardaki güvenli liman ihtiyacını azaltarak altın üzerinde satış baskısı yarattı ve fiyatların 4.360 dolar seviyesine kadar geri çekilmesine neden oldu. Ancak ardından farklı bir mekanizma devreye girdi: ABD dolarındaki zayıflama.

Altın dolar bazında fiyatlandığı için doların değer kaybetmesi, metalin daha cazip hâle gelmesini sağladı. Ateşkes iyimserliği küresel risk iştahını artırırken dolar endeksinde yaşanan geri çekilme, altına kısa vadeli bir nefes alma alanı sundu. Böylece fiyatlar yeniden 4.500 dolar psikolojik eşiğine doğru yükseldi.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta şu: İran kaynaklı risk tamamen ortadan kalkmış değil. Diplomatik uzlaşma hâlâ kırılgan bir zeminde ilerliyor. Özellikle nükleer program, enerji yolları ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik başlıklarda uzlaşmazlık devam ediyor. Bu nedenle tek bir olumsuz açıklama ya da bölgesel gerilim artışı, altının yeniden güçlü güvenli liman talebiyle karşılaşmasına neden olabilir. Başka bir ifadeyle, jeopolitik risk primi masadan tamamen kalkmış değil; yalnızca geçici olarak zayıflamış durumda.

Bununla birlikte altın üzerinde belirleyici olan tek faktör savaş ve diplomasi değil. Daha derin ve uzun vadeli baskı unsuru, ABD’de yeniden hızlanan enflasyon görünümü. Son açıklanan çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) verisi, yıllık bazda yüzde 3,3’e yükselerek Mayıs 2023’ten bu yana görülen en hızlı artışı kaydetti. Bu veri, fiyat baskılarının beklenenden daha kalıcı olabileceğini ortaya koyuyor.

Normal şartlarda yükselen enflasyon, altın için olumlu kabul edilir. Çünkü yatırımcılar satın alma güçlerini koruyabilmek için tarihsel olarak altına yönelir. Altın, itibari para birimlerinin değer kaybettiği dönemlerde güvenli liman ve enflasyondan korunma aracı olarak görülür. Bu açıdan bakıldığında mevcut tablo sarı metal için yapısal bir destek sunuyor.

Ancak piyasanın yaşadığı ikilem tam da burada başlıyor.

Yüksek enflasyon altına destek olurken aynı zamanda FED’in faizleri uzun süre yüksek tutması için de gerekçe yaratıyor. Bu da altın için önemli bir dezavantaj anlamına geliyor. Çünkü altın faiz getirisi üretmeyen bir varlık. Yatırımcılar risksiz tahvillerden yüksek getiri elde edebildiklerinde, altın taşımanın fırsat maliyeti yükseliyor.

Özellikle FED’in daha şahin bir politika izleyeceğine yönelik beklentiler, son dönemde Hazine tahvili faizlerini yukarı taşıdı. Tahvil getirilerindeki yükseliş, doların güçlü kalmasına yardımcı olurken altının yükseliş alanını daraltıyor. Piyasalar artık faiz indirimlerinin ötelenebileceğini ve sıkı para politikasının beklenenden daha uzun sürebileceğini fiyatlıyor.

Bu nedenle altının önünde iki yönlü bir baskı bulunuyor: Bir yanda jeopolitik riskler ve enflasyon nedeniyle güçlenen güvenli liman talebi, diğer yanda yükselen faizler ve güçlü dolar baskısı.

Teknik görünüm de bu kararsızlığı doğrular nitelikte.

Altın son sıçramasına rağmen 21 günlük, 50 günlük ve 100 günlük basit hareketli ortalamalarının altında işlem görüyor. Teknik analiz açısından bu görünüm, piyasanın hâlâ savunmada olduğuna işaret ediyor. Daha dikkat çekici olan gelişme ise 21 günlük ortalamanın 100 günlük ortalamanın altına sarkmasıyla oluşan “ölüm kesişimi” sinyali. Bu yapı genellikle orta vadeli düşüş riskinin güçlendiğini gösteren teknik bir uyarı olarak kabul edilir.

Göreceli Güç Endeksi’nin (RSI) hâlen nötr seviyenin altında kalması da alım iştahının yeterince güçlenmediğini gösteriyor. Yani piyasada sert bir yön tayininden çok, sıkışık ve temkinli bir fiyat hareketi öne çıkıyor.

Bu noktada yatırımcıların dikkatle izlemesi gereken birkaç kritik seviye bulunuyor.

Aşağı yönlü risklerde 4.360 dolar seviyesi ana destek konumunda. Burası son düşüşte alıcıların agresif biçimde devreye girdiği bölge olarak öne çıkıyor. Eğer fiyat bu desteğin altında günlük kapanışlar yaparsa, teknik görünüm daha da bozulabilir ve satış baskısı hızlanabilir. Böyle bir senaryoda piyasa psikolojisi hızlı şekilde negatife dönebilir.

Yukarı tarafta ise ilk psikolojik eşik 4.500 dolar seviyesi. Ancak daha önemli direnç bölgesi 4.450–4.500 dolar bandının üzerinde kalıcılık sağlanması. Altın bu bölgeyi güçlü şekilde aşmadan kısa vadeli görünümde net bir toparlanmadan söz etmek zor.

Daha büyük resimde ise yatırımcıların gözü 5.000 dolar seviyesinde olacak. Bu eşik yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda teknik anlamda da yeni bir yükseliş trendinin teyit alanı olarak görülüyor. Pek çok analist, altının uzun vadeli güçlü boğa trendine geri dönebilmesi için bu seviyenin kararlı biçimde kırılması gerektiğini düşünüyor.

Önümüzdeki bir aylık süreçte piyasadaki olası fiyatlama aralığının 4.380 ile 5.100 dolar bandı arasında şekillenmesi bekleniyor. Bu geniş aralık, hem jeopolitik gelişmelerin belirsiz doğasını hem de FED politikalarına ilişkin yön arayışını yansıtıyor.

Mevcut görünümde altın için en önemli belirleyici unsur, jeopolitik tansiyon ile FED politikalarının hangisinin ağır basacağı olacak. Eğer Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirse ve dolar eş zamanlı zayıflarsa, altın güçlü bir ralliye hazırlanabilir. Ancak yüksek tahvil faizleri ve şahin merkez bankası söylemleri güç kazanmaya devam ederse, sarı metalde yükselişlerin satış fırsatı olarak değerlendirilmesi ihtimali öne çıkabilir.

Şimdilik görünen tablo şu: Altın kritik bir eşikte bulunuyor. 4.360 dolar desteği ile 5.000 dolar direnci arasındaki mücadele, önümüzdeki haftalarda piyasanın yönünü belirleyecek ana savaş hattı olmaya devam edecek.