ChatGPT’nin küresel çapta popüler hale gelmesiyle birlikte finansal piyasalarda başlayan yapay zeka coşkusu, üç yıl boyunca defalarca köpükler, mini balonlar ve sert düzeltmeler üretti. Ancak bu hafta yaşananlar, önceki dalgalanmaların ötesinde bir anlam taşıyor. Çünkü yaşanan satış dalgası, sadece aşırı değerlemelere karşı bir tepki değil; yapay zekanın bizzat kendisinin, çok geniş bir şirketler kümesinin varlık sebebini tehdit etmeye başladığına dair kolektif bir farkındalığın sonucu.
Sadece iki gün içinde Silikon Vadisi merkezli büyük ve küçük ölçekli şirketlerin hisse, tahvil ve kredi piyasalarından yüz milyarlarca doların silinmesi, piyasanın bu farkındalığı ne kadar sert fiyatladığını gösteriyor. Özellikle yazılım hisseleri bu fırtınanın merkezinde yer aldı. iShares ETF tarafından izlenen yazılım hisselerinin toplam piyasa değerinin son yedi günde yaklaşık 1 trilyon dolar azalması, yaşananların basit bir düzeltmeden çok daha fazlası olduğuna işaret ediyor.
Bu kez yatırımcıları tedirgin eden şey, klasik bir “balon patlıyor” korkusu değil. Asıl korku, yapay zekanın artık bir yardımcı araç olmaktan çıkıp, doğrudan birçok sektörün iş modellerini ortadan kaldırabilecek bir üretim faktörüne dönüşmesi. Anthropic’in sözleşme inceleme gibi yasal işler için geliştirdiği yeni araç, tek başına bakıldığında devrimsel görünmeyebilir. Ancak bu ürün, son bir yılda kodlama, tasarım ve veri analizi alanlarında yaşanan sıçramalarla birlikte değerlendirildiğinde, piyasaya şu mesajı veriyor: Bugün hukuk, yarın satış, pazarlama, muhasebe ve finans.
Bu algı kırılması son derece önemli. Çünkü teknoloji şirketleri uzun yıllardır yatırımcılara “verimlilik artıran araçlar” anlatısı üzerinden satılıyordu. Oysa bugün piyasalar, yapay zekayı verimliliği artıran bir araçtan ziyade, işgücünü ve yazılım katmanını ikame eden bir güç olarak fiyatlamaya başladı. Bu iki bakış açısı arasındaki fark, şirket değerlemeleri açısından uçurum kadar büyük.
Üstelik bu endişe, sadece küçük oyunculara yönelik değil. Yapay zeka devriminin bayraktarları olarak görülen şirketler bile yorulma emareleri gösteriyor. Alphabet’in, yapay zeka yatırımları için beklenenden daha yüksek sermaye harcaması öngörmesi, kârlılık konusunda soru işaretleri doğururken; Arm Holdings’in beklentilerin altında kalan gelir tahmini, donanım tarafında bile büyümenin otomatik olmadığını hatırlattı. Her iki şirketin hisselerinin piyasa sonrası işlemlerde gerilemesi, “kazananlar da yara alabilir” düşüncesini güçlendirdi.
ABD yazılım hisselerini kapsayan ETF’nin yüzde 4’ü aşan günlük düşüşle nisan ayından bu yana en düşük seviyeye inmesi, paniğin ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. AppLovin, Unity, Take-Two, Adobe ve Omnicom gibi farklı alt sektörlerden şirketlerin aynı anda sert düşüşler yaşaması, problemin şirket bazlı değil, yapısal olduğunu ortaya koyuyor.
Bu tabloyu daha da çarpıcı kılan nokta, satışların hisse senetleriyle sınırlı kalmaması. Bloomberg endeksine göre 17,7 milyar doları aşan ABD teknoloji şirketi kredisi son dört haftada sıkıntılı işlem seviyelerine geriledi. Yani yalnızca hisse yatırımcıları değil, kreditörler ve özel sermaye fonları da riskten kaçmaya başladı. Bu tür hareketler genellikle piyasanın “hikâye değiştirdiği” dönemlerde görülür.
Yeni hikâye netleşiyor: Piyasa, yapay zekanın en büyük kazananlarının altyapı sağlayıcıları ve en gelişmiş modelleri üreten şirketler olacağına, yazılım katmanının ise baskı altında kalacağına inanıyor. Anthropic’in 350 milyar dolar değerleme üzerinden 10 milyar dolarlık yatırım görüşmeleri, OpenAI’ın 800 milyar doların üzerinde bir değerleme hedeflemesi ve Alphabet’in piyasa değerinin 4 trilyon dolara yaklaşması, sermayenin nereye aktığını açıkça gösteriyor.
Burada tarihsel bir paralellik kurmak mümkün. İnternetin ilk yıllarında da içerik üreticileri, portallar ve yazılım şirketleri öne çıkmış; zamanla asıl kazananların altyapıyı kontrol eden devler olduğu görülmüştü. Bugün yaşananlar, yapay zeka çağının benzer bir güç yoğunlaşmasına sahne olacağını düşündürüyor.
Ancak bu durum, yazılım şirketlerinin tamamen yok olacağı anlamına gelmiyor. Daha ziyade, mevcut iş modelleriyle ayakta kalamayacakları anlamına geliyor. Lisans satmaya dayalı, insan emeğini yoğun kullanan ve katma değeri sınırlı yazılım üreticileri için zor bir dönem başlıyor. Buna karşılık, yapay zekayı ürünlerinin merkezine koyabilen, benzersiz veri setlerine sahip olan ve platformlaşabilen şirketler için yeni fırsatlar doğabilir.
Bu satış dalgasının belki de en önemli mesajı şu: Piyasalar artık yapay zekayı bir “umut hikâyesi” olarak değil, kazananlar ve kaybedenler yaratacak sert bir yeniden yapılanma süreci olarak görüyor. Bu da yatırımcılar açısından basit bir sektör seçiminin yeterli olmayacağı, şirket bazında çok daha derin analiz gerektiren bir döneme girildiği anlamına geliyor.
ChatGPT ile başlayan rüya bitmedi. Ancak artık bu rüya, parlak vaatlerden çok, soğuk gerçeklerle şekilleniyor. Piyasalar, bu gerçeği oldukça acı bir şekilde fiyatlamaya başladı.









