Küresel finans piyasaları, yapay zeka teknolojilerine yönelik devasa iyimserliğin yarattığı yüksek getiri sarhoşluğu ile makroekonomik gerçeklerin sert rüzgarları arasında sıkışmış durumda. Yatırımcıların trene geç kalma korkusuyla teknoloji hisselerine akın etmesi kağıt üzerinde muazzam karlar yaratsa da bu rüyanın sürdürülebilirliği ciddi şekilde sorgulanıyor.
Bank of America türev ekibinin yayımladığı sert uyarı raporu, piyasadaki değerleme baskılarının tehlikeli seviyelere ulaştığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle mart ayının sonundan bu yana yüzde 32 oranında fırlayan NASDAQ 100 endeksi, Federal Reserve’ün şahin duruşuna ve faiz oranlarının yeniden fiyatlanmasına rağmen yükselişini sürdürerek finans tarihçilerinin klasik balon olarak nitelendirdiği bir direnç sergiliyor.
Banka tarafından geliştirilen ve getiri oynaklığı, ivme ile kırılganlık gibi kritik boyutları ölçen Balon Risk Göstergesi (BRI), NASDAQ için kritik kırmızı çizgiyi aşarak 0.8 seviyesine tırmandı. Sıfırın risksiz durumu, birin ise mutlak aşırı balonu temsil ettiği bu sistemde eşiğin bu denli aşılması geçmişteki büyük varlık çöküşlerinin zirve dönemlerini hatırlatıyor.
Buna karşın S&P 500 endeksinin aynı dönemde yalnızca yüzde 16 yükselmesi ve BRI seviyesinin oldukça düşük seyretmesi, piyasadaki köpüklenmenin genele yayılmadığını, tamamen belirli bir alanda odaklandığını kanıtlıyor. Bu ayrışmanın merkezinde ise yapay zeka çılgınlığının amiral gemileri olan Micron, AMD ve Intel gibi yüksek endeks ağırlığına sahip çip üreticileri yer alıyor.
Bank of America verilerine göre ABD piyasalarında risk puanı en yüksek on hissenin sekizi doğrudan NASDAQ 100 endeksini domine ediyor ve bu durum endeksin genel fiyat performansını yapay şekilde şişiriyor.
Küresel piyasalarda sadece ABD teknoloji ve medya yatırımları değil, Avrupa’nın yarı iletken sektörü ve Japonya’nın kurumsal yönetişim reformları da yüksek risk puanlarıyla bu döngüye eşlik ediyor. Bu noktada eklemek gerekir ki, fon yöneticileri arasında yapılan güncel anketlerde “en kalabalık işlem” olarak küresel yarı iletken pozisyonları gösterilirken, ikinci en büyük kuyruk riski olarak ise yapay zeka balonu işaret ediliyor.
Finansal analistler, yüksek değerlemelerin tek başına bir çöküş sebebi olmadığını ancak şirketlerin açıkladığı finansal sonuçlar ile yapay zekanın iş dünyasındaki gerçek üretkenlik çıktıları arasındaki makasın açılması durumunda sert bir düzeltmenin kaçınılmaz olacağını vurguluyor.
Yatırımcıların rüyadan uyanıp uyanmayacağını piyasadaki likidite koşulları ve teknoloji devlerinin önümüzdeki çeyreklerdeki gelir tabloları belirleyecek.









