Yabancı Yatırımcıların Türkiye’ye Güveni Güçleniyor: Hisse ve Tahvil Alımları Hız Kesmeden Sürüyor

Yabancılar 30 Ocak haftasında 455 milyon $ hisse, 721,8 milyon $ tahvil aldı. Hisse alımlarında kesintisiz seri sürüyor.

Türkiye piyasalarına yönelik yabancı yatırımcı ilgisi yeni haftada da güçlü seyrini korudu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı haftalık menkul kıymet istatistikleri, yabancı yatırımcıların hem hisse senedi hem de tahvil piyasasında net alım pozisyonunu sürdürdüğünü ortaya koydu. 30 Ocak haftasında yabancı yatırımcılar 455 milyon dolar tutarında hisse senedi ve 721,8 milyon dolar değerinde tahvil satın aldı.

Bu verilerle birlikte, yabancı yatırımcıların hisse senedi piyasasında 28 Kasım haftasından bu yana kesintisiz alım yaptığı görülüyor. Süregelen bu eğilim, Türkiye varlıklarına yönelik güvenin arttığına işaret ederken, aynı zamanda küresel fonların portföylerinde Türkiye’ye daha fazla yer ayırmaya başladığını gösteriyor.

Bir önceki haftada yabancı yatırımcılar 490,6 milyon dolarlık hisse senedi ve 1,26 milyar dolarlık tahvil alımı gerçekleştirmişti. Böylece son haftada tahvil alımlarında bir miktar yavaşlama yaşansa da hisse tarafındaki güçlü ilginin korunduğu dikkat çekti.

Son açıklanan rakamlarla birlikte yabancı yatırımcıların Türkiye’deki hisse senedi stoku 39,86 milyar dolardan 42,37 milyar dolara yükselirken, tahvil stoku ise 21,51 milyar dolardan 22,40 milyar dolara çıktı. Bu artışlar, yabancıların yalnızca kısa vadeli alım yapmadığını, aynı zamanda pozisyonlarını kalıcı şekilde büyüttüğünü ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre bu tablo, Türkiye’de uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadeleye yönelik kararlı duruş ve finansal istikrara verilen önemin yabancı yatırımcı nezdinde karşılık bulduğunu gösteriyor. Ayrıca küresel piyasalarda faiz indirim beklentilerinin güçlenmesi, gelişmekte olan ülke varlıklarına olan ilgiyi artırırken, Türkiye bu akımdan olumlu ayrışan ülkeler arasında yer alıyor.

Önümüzdeki dönemde yabancı girişlerinin sürmesi halinde, Borsa İstanbul’da likiditenin artması, tahvil faizlerinde ise aşağı yönlü baskının güçlenmesi bekleniyor. Bu durum hem şirketlerin finansman koşullarını iyileştirebilir hem de piyasalardaki genel risk algısını destekleyici bir rol oynayabilir.