Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı son Baş Ekonomistler Görünümü raporu, küresel ekonominin 2026 yılında belirgin bir yavaşlama sürecine girebileceğine işaret ediyor. Raporda, küresel ekonomik güvenin geçen yıla kıyasla sınırlı ölçüde iyileştiği belirtilse de, tablo genel olarak temkinli bir görünüm sunuyor. Ankete katılan baş ekonomistlerin %53’ü önümüzdeki aylarda küresel ekonomik koşullarda kötüleşme beklerken, yalnızca %19’u daha güçlü bir büyüme öngörüyor. Bu dağılım, dünya ekonomisinin halen kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koyuyor.
Raporda küresel görünümü şekillendiren temel unsurlar arasında yüksek borç seviyeleri, şişirilmiş varlık fiyatları ve devam eden jeopolitik gerilimler öne çıkıyor. Son yıllarda uygulanan genişleyici maliye ve para politikaları, birçok ülkede kamu borcunu tarihi zirvelere taşırken, şirket bilançolarında da kaldıraç oranlarının yükselmesine neden oldu. Bu durum, faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir ortamda hem hükümetlerin hem de özel sektörün manevra alanını daraltıyor. Uzmanlar, borç sürdürülebilirliğinin önümüzdeki dönemde politika tartışmalarının merkezinde yer alacağını vurguluyor.
Finans piyasaları ise küresel ekonomideki bu kırılganlığa rağmen göreceli olarak dirençli bir görünüm sergiliyor. Özellikle ABD borsalarında yapay zekâ odaklı teknoloji şirketlerinin güçlü performansı, endeksleri yukarı taşıyan ana faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak ekonomistler arasında bu yükselişin kalıcılığı konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Bazı uzmanlar, mevcut değerlemelerin yeni varlık balonlarının habercisi olabileceği uyarısında bulunurken, diğerleri büyük teknoloji şirketlerinin geçmiş dönemlere kıyasla daha karlı, daha güçlü nakit akışına sahip ve daha iyi sermayelendirilmiş olduğunu savunuyor.
Belirsizlik ortamında yatırımcı davranışlarında da dikkat çekici değişimler gözleniyor. Altın ve diğer güvenli liman varlıklarına yönelik talep artarken, bu eğilim yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Raporda, küresel piyasalarda olası ani düzeltmelere karşı kırılganlığın sürdüğü ve şoklara karşı dayanıklılığın sınırlı olduğu vurgulanıyor.
Borç sorununa ek olarak, hükümetlerin harcama önceliklerinde de önemli bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. WEF, önümüzdeki yıllarda savunma, dijital altyapı ve enerji güvenliği yatırımlarının artacağını, buna karşılık eğitim, sosyal koruma ve çevre programlarının bütçe baskısı altında kalabileceğini öngörüyor. Bu durum, uzun vadede toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesi riskini beraberinde getirebilir. Uzmanlar, mali disiplin ile sosyal harcamalar arasında kurulacak dengenin ekonomik istikrar açısından kritik olacağını belirtiyor.
Küresel ticaret yapısında da belirgin bir dönüşüm yaşanıyor. Rapora göre dünya, giderek daha parçalı ve bölgesel bloklara dayalı bir ticaret düzenine doğru ilerliyor. Ülkeler, kritik hammaddelere ve stratejik teknolojilere erişimi güvence altına almak için ikili ve bölgesel anlaşmalara daha fazla önem veriyor. Bu eğilim bazı ülkeler için yeni fırsatlar yaratırken, diğerleri için korumacılık, ticaret engelleri ve politika belirsizliği anlamına geliyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, maliyetleri artırarak enflasyonist baskıların uzun süre devam etmesine yol açabilir.
Yapay zekâ, raporda hem büyük bir fırsat hem de önemli bir dönüşüm kaynağı olarak ele alınıyor. Ekonomistler, yapay zekânın uzun vadede verimliliği artıracağını, ancak bu kazanımların ülkeler ve sektörler arasında eşit dağılmayacağını öngörüyor. Yüksek teknolojiye erişimi olan gelişmiş ekonomilerin bu dönüşümden daha fazla fayda sağlaması beklenirken, gelişmekte olan ülkelerin geride kalma riski bulunuyor.
WEF’in genel değerlendirmesi, 2026’ya girerken dünya ekonomisinin düşük büyüme, yüksek borç ve artan jeopolitik risklerin gölgesinde ilerleyeceği yönünde. Raporda, politika yapıcılara yönelik en önemli mesajlardan biri, kısa vadeli istikrar önlemlerinin yanı sıra uzun vadeli yapısal reformlara da ağırlık verilmesi gerektiği. Aksi takdirde, küresel ekonominin önümüzdeki yıllarda düşük büyüme tuzağından çıkmakta zorlanabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak WEF raporu, 2026’nın dünya ekonomisi açısından kolay bir yıl olmayacağını ortaya koyuyor. Yavaşlayan büyüme, artan borç yükü ve belirsizlik ortamı, hem hükümetler hem de yatırımcılar için daha temkinli ve stratejik bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.











