Hisse Rallisi, Ortak Satışları ve Fon Çıkışları Tartışma Yarattı
Türk İlaç Serum’un (BIST: TRILC) konkordato kararı alması, yalnızca şirketin mali yapısına ilişkin soru işaretlerini değil, aynı zamanda borsa tarafında yaşanan sert fiyat hareketlerini ve yatırımcı kayıplarını da gündemin merkezine taşıdı. Şirket hisselerinde konkordato öncesinde yaşanan hızlı yükseliş, ortak satışları, yatırım fonlarının yoğun çıkışı ve kredi notu uyarıları, piyasalarda “erken sinyal” tartışmasını beraberinde getirdi. Piyasa uzmanları, özellikle küçük yatırımcıların ciddi zarar gördüğünü belirterek düzenleyici kurumların daha hızlı refleks göstermesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Pandemi döneminde borsaya açılan ve özellikle aşı üretimi ile sağlık alanındaki yatırımları üzerinden yatırımcı ilgisi çeken Türk İlaç Serum, halka arz sonrası birçok şirket gibi tavan serileriyle başlayan dikkat çekici bir borsa performansı sergilemişti. Şirket hisseleri uzun süre görece sakin bir seyir izlese de, Mayıs 2024’ten itibaren sert yükseliş ve düşüşlerin yaşandığı yüksek volatilite dönemi başladı. Geçen yıl ağustos ayında dikkat çeken hareketlerin ardından, bu yıl yaşanan en sert yükseliş ise yüzde 540,89 oranındaki bedelsiz sermaye artırımı sonrası gerçekleşti.
27 Nisan’da gerçekleştirilen bedelsiz sermaye artırımıyla birlikte yatırımcıların elindeki her 100 lot hisse 640 lota yükseldi. Şirket sermayesi 161 milyon 805 bin liradan yaklaşık 1 milyar 37 milyon liraya çıkarıldı. Bu gelişme sonrası hissede güçlü bir ralli başladı ve fiyat 27 Nisan ile 8 Mayıs arasında yüzde 35 yükseldi. Ancak dikkat çekici gelişme, hissenin zirve yaptığı günlerden birinde yaşandı. 8 Mayıs tarihinde şirket ortaklarının hisse satışı yaptığı Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirildi. Bu durum, yükseliş sürecinin zamanlamasına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Piyasa uzmanlarının aktardığı bilgilere göre, yalnızca ortak satışları değil, aynı zamanda yatırım fonlarının da dikkat çekici şekilde pozisyon azaltması sürecin önemli parçalarından biri oldu. Özellikle 4 Mayıs’tan itibaren yatırım fonlarının Türk İlaç Serum hisselerinde yoğun satışlara başladığı, KAP bildirimleri üzerinden görüldü. Bir yatırım fonunun tek başına süreç boyunca 100 milyon lotun üzerinde satış gerçekleştirdiği belirtilirken, uzmanlar henüz kamuoyuna şirketin mali sorunlarına ilişkin net bir açıklama yapılmamışken gerçekleşen bu hızlı çıkışın dikkatle incelenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Uzmanlara göre en dikkat çekici noktalardan biri, bedelsiz sermaye artırımı öncesinde ortakların bazı hisselerini borsada işlem gören tipe dönüştürmüş olması ve bu hisselerin yükseliş döneminde satışa konu edilmesi oldu. Özellikle 8 Mayıs’taki ortak satışlarının ardından 10 Mayıs’ta gerçekleşen yüksek hacimli satışlar, piyasa çevrelerinde olağan dışı hareket olarak değerlendiriliyor. Bu durum, yatırımcılar arasında içeriden bilgiye dayalı işlem şüphelerini ve regülasyon eksikliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Şirketin yalnızca hisse tarafında değil, borçlanma araçlarında da önemli bir risk oluşturduğu değerlendiriliyor. Türk İlaç Serum, 18 Mart’ta 30 milyon liralık, 30 Mart’ta ise 336 milyon liralık iki finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Nisan sonu itibarıyla yaklaşık 20 yatırım fonunun portföyünde şirket tahvillerinin bulunduğu belirtiliyor. Bu fonlar arasında borçlanma araçları fonları, para piyasası fonları, değişken şemsiye fonlar ve serbest fonlar da yer alıyor. Mayıs ayı portföy dağılımları henüz açıklanmasa da, konkordato süreciyle birlikte bu tahvillerin yatırım fonları açısından yeni bir risk alanı yaratabileceği ifade ediliyor.
Şirketin mali sıkıntılarına yönelik en güçlü sinyallerden biri ise 21 Mayıs’ta kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia’nın yaptığı değerlendirme ile ortaya çıktı. Kuruluş, şirketi izleme ve gözden geçirme sürecine aldığını duyurarak önemli finansal risklere dikkat çekti. Açıklamada, 14 Mayıs 2026 itibarıyla başlayan ve henüz kapanmayan kredi geri ödeme gecikmeleri, 20 Mayıs’ta oluşan karşılıksız çek kayıtları, kısa vadede yoğunlaşan yüksek tutarlı ödeme yükümlülükleri ve banka kredilerindeki baskı öne çıkarıldı.
JCR Eurasia ayrıca, şirketin 2026 ilk çeyreğinde dönem kârı açıklamış olmasına rağmen 2025 yıl sonunda oluşan yüksek zararın etkisinin sürdüğünü, banka kredilerinin ise büyük ölçüde kısa vadeli ve yüksek seviyede devam ettiğini vurguladı. Tüm bu gelişmelerin ardından şirketin Uzun Vadeli Ulusal Kurum Kredi Notu “BBB (tr)” seviyesinden “BB (tr)” seviyesine düşürülürken, kredi görünümü de “Durağan”dan “Negatif”e revize edildi. Bu değişiklik, finans piyasalarında şirketin ödeme kapasitesine ilişkin risk algısının ciddi şekilde yükseldiğine işaret etti.
Piyasa uzmanlarına göre Türk İlaç Serum dosyası, son yıllarda Borsa İstanbul’da görülen en dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle bedelsiz sermaye artırımı sonrası yaşanan sert yükselişin hemen ardından ortak satışlarının gelmesi, yatırım fonlarının hızlı çıkışı ve kredi risklerinin kısa sürede görünür hale gelmesi, küçük yatırımcı açısından önemli kayıplara yol açtı. Uzmanlar, benzer süreçlerin tekrar yaşanmaması için özellikle olağan dışı fiyat hareketleri, ortak satışları ve fon işlemlerinin daha erken aşamada denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Konkordato sürecinin nasıl ilerleyeceği ve yatırımcıların alacakları konusunda nasıl bir yol haritası oluşacağı ise önümüzdeki dönemde piyasaların yakından izleyeceği başlıklar arasında yer alıyor.











