Küresel ve yurt içi tahvil piyasaları, yeni haftaya artan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde temkinli bir başlangıç yaparken, yatırımcıların odağı ABD ile İran arasında gerçekleşmesi beklenen kritik görüşmelere çevrilmiş durumda. Geçtiğimiz hafta Cuma günü savaşın sona erebileceğine yönelik iyimserliğin artmasıyla birlikte piyasalar olumlu bir fiyatlama ile kapanış yapmıştı. Ancak haftanın ilk gününde tansiyonun yeniden yükselmesi, bu iyimserliğin yerini belirsizliğe bırakmasına neden oldu.
Tahvil piyasalarında yön arayışı büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı kalmaya devam ediyor. Eğer ABD-İran hattında barış süreci güç kazanırsa, tahvil faizlerinde düşüş eğilimi görülebilir. Bu senaryoda risk algısının azalması ve enflasyon beklentilerinin gerilemesi, özellikle uzun vadeli tahvillere alım getirebilir. Ancak aksi durumda, yani gerilimin yeniden tırmanması halinde faizlerde yukarı yönlü riskin daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Yurt içi tarafta gözler aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Perşembe günü açıklayacağı Para Politikası Kurulu (PPK) kararına çevrilmiş durumda. Jeopolitik gelişmelerin seyri, TCMB’nin faiz politikasında belirleyici bir faktör olabilir. Özellikle risklerin artması durumunda sıkı para politikasının daha uzun süre korunması beklenirken, barışa yönelik adımların güçlenmesi halinde piyasada daha ılımlı bir beklenti oluşabilir.
Son verilere göre, 2 yıllık gösterge tahvil faizi %39,22, 10 yıllık gösterge tahvil faizi ise %31,74 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, kısa vadede sıkı para politikasının etkisinin daha güçlü hissedildiğini, uzun vadede ise enflasyon beklentilerinin nispeten daha dengeli fiyatlandığını gösteriyor.
Eurobond piyasasında da benzer şekilde jeopolitik gelişmelerin etkisi hissediliyor. Küresel tarafta artan risk algısı, özellikle ABD tahvillerinde satış baskısını artırırken, ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,30 seviyesine kadar yükseldiği görülüyor. Bu yükseliş, küresel finansal koşulların sıkılaşmaya devam ettiğine işaret ederken, gelişmekte olan ülke eurobondları üzerinde de dolaylı baskı oluşturuyor.
Bununla birlikte, Türkiye cephesinde iyimser bir tablo da dikkat çekiyor. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 228 baz puan seviyesinde günü tamamlarken, eurobond piyasasında alıcılı bir seyir izlenmesi ve fiyatların 0 ile +101 cent aralığında değişmesi, yatırımcı ilgisinin sürdüğünü gösteriyor. Özellikle olası bir diplomatik çözüm senaryosunda, enflasyon riskinin azalması ve makroekonomik görünümün iyileşmesi, eurobondlara olan talebi daha da artırabilir.
Önümüzdeki süreçte piyasaların yönünü belirleyecek ana unsur, ABD-İran görüşmelerinden çıkacak sonuç olacak. Olumlu bir senaryoda tahvil faizlerinde gerileme, risk primlerinde düşüş ve eurobond fiyatlarında yükseliş beklenebilir. Bu durum aynı zamanda yaz aylarına yönelik faiz indirimi beklentilerini de güçlendirebilir. Ancak gerilimin devam etmesi halinde, küresel faizlerde yükseliş ve riskli varlıklarda baskı ön planda kalacaktır.
Genel görünüm, tahvil ve eurobond piyasalarının yüksek hassasiyetle jeopolitik gelişmelere tepki verdiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle yatırımcıların, yalnızca faiz ve enflasyon verilerini değil, aynı zamanda küresel siyasi gelişmeleri de yakından takip etmesi gereken bir dönemden geçiliyor.











