Şubat 2026 Enflasyon Rakamları Açıklandı

Şubat'ta enflasyon aylık %2,96, yıllık %31,53 oldu; gıda ve konut artışları fiyat baskısını sürdürdü.

Enflasyonda Şubat Gerçeği: Yükseliş Hız Kesti mi, Yeni Bir Dalga mı Başlıyor?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı şubat ayı verileri, enflasyon cephesinde dengelerin hâlâ kırılgan olduğunu ortaya koydu. Şubat ayında enflasyon aylık bazda %2,96, yıllık bazda ise %31,53 olarak gerçekleşti. Ocak ayında aylık enflasyonun %4,84 gelmesinin ardından hız kesilmiş gibi görünse de, yıllık enflasyonun yeniden yukarı yönlü hareket etmesi dikkat çekti. Ocakta yıllık oran %30,65 idi; şubatla birlikte yeniden yükselişe geçilmiş oldu. Aralık 2025’te yıllık enflasyonun %30,89 olduğu düşünüldüğünde, son üç ayda enflasyonun yatay fakat yukarı eğilimli bir bantta seyrettiği görülüyor.

Piyasa beklentileri açısından bakıldığında açıklanan veri sürpriz sayılmaz. 33 ekonomistin katıldığı ankette aylık beklenti ortalaması %2,87 seviyesindeydi; gerçekleşme %2,96 ile bu tahminin bir miktar üzerinde kaldı. Yıllık enflasyonun %31,42 olacağı tahmin edilirken, gerçekleşme %31,53 oldu. Bu tablo, fiyat artış hızının kontrol altına alınmaya çalışıldığını ancak henüz güçlü bir düşüş trendinin oluşmadığını gösteriyor.

Enflasyonun bileşenlerine bakıldığında asıl baskının nereden geldiği daha net anlaşılıyor. En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunda yıllık artışlar oldukça yüksek. Gıda ve alkolsüz içeceklerde %36,44, ulaştırmada %28,86, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %42,33 artış gerçekleşti. Özellikle konut kalemindeki yüksek oran, hane halkı bütçesi üzerindeki baskının sürdüğünü ortaya koyuyor. Bu üç grubun yıllık enflasyona katkısı da oldukça belirgin: Gıda 9,07 puan, ulaştırma 4,63 puan, konut ise 6,24 puan katkı yaptı. Toplam yıllık enflasyonun üçte birinden fazlası yalnızca bu üç kalemden geliyor.

Aylık bazda da benzer bir tablo var. Şubat ayında gıda fiyatları %6,89 artarak aylık enflasyona 1,71 puan katkı verdi. Bu oran tek başına toplam aylık enflasyonun yarısından fazlasına denk geliyor. Ulaştırmadaki %2,58 artış 0,43 puan, konuttaki %2,40 artış ise 0,27 puan katkı sundu. Özellikle gıdadaki aylık sıçrama, mevsimsel etkilerin ötesinde yapısal fiyat katılıklarının sürdüğüne işaret ediyor.

Burada kritik soru şu: Enflasyonda kalıcı düşüş ne zaman başlayacak? Aylık verilerde ocak ayına göre bir yavaşlama var ancak yıllık orandaki artış, baz etkisinin henüz güçlü bir dezenflasyon sağlamadığını gösteriyor. Önümüzdeki aylarda özellikle enerji fiyatları, döviz kuru hareketleri ve ücret ayarlamaları belirleyici olacak. Gıda fiyatlarında arz kaynaklı sorunlar devam ederse, aylık enflasyondaki oynaklık sürebilir.

Diğer yandan, beklentilerle gerçekleşmeler arasındaki farkın sınırlı kalması, para politikasının öngörülebilirliğinin arttığına işaret edebilir. Ancak fiyatlama davranışlarında tam bir normalleşmeden söz etmek için erken. Hizmet enflasyonundaki katılık, kira artışları ve enerji maliyetleri enflasyonun aşağı yönlü hareketini zorlaştıran temel unsurlar olmaya devam ediyor.

Enflasyon yalnızca makro bir veri değil; ücretli çalışan, emekli ve sabit gelirli kesim için doğrudan alım gücü anlamına geliyor. Aralık ayı verisiyle birlikte memur ve emeklilerin 6 aylık farkı netleşmişti. Şubat verisi ise yılın geri kalanında ücret artışlarının reel olarak korunup korunamayacağına dair soru işaretlerini artırıyor. Eğer aylık ortalama enflasyon %3 civarında kalmaya devam ederse, yıllık oran yeniden yukarı yönlü risk barındırabilir.

Sonuç olarak şubat verisi, enflasyonda sert bir bozulmaya işaret etmiyor ancak güçlü bir iyileşme sinyali de vermiyor. %31,53’lük yıllık oran, fiyat istikrarı hedefinden hâlâ uzak olunduğunu gösteriyor. Özellikle gıda ve konut kalemlerindeki yüksek artışlar, toplumun geniş kesimlerini etkilemeye devam ediyor. Önümüzdeki süreçte para politikası kadar mali disiplin, arz yönlü reformlar ve beklenti yönetimi de belirleyici olacak. Enflasyonla mücadelede asıl sınav, aylık oranları kalıcı biçimde %2’nin altına indirebilmek olacak.