Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Kasım 2025 işgücü verileri, işgücü piyasasında aynı anda hem toparlanma hem de kırılganlık sinyallerinin bir arada yaşandığını gösteriyor. Dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 8,6’ya yükselmesi, ilk bakışta olumsuz bir tabloya işaret etse de, detaylara inildiğinde istihdam ve işgücüne katılım tarafındaki artışlar, resmin daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.
Kasım ayında işsiz sayısı 54 bin kişi artarak 3 milyon 98 bine yükseldi. Bu artış, tek başına bir bozulma göstergesi gibi algılanabilir. Ancak aynı dönemde istihdam edilenlerin sayısının 75 bin kişi artarak 32 milyon 737 bine çıkması ve işgücünün 128 bin kişi büyümesi, işsizlik oranındaki yükselişin önemli ölçüde iş arayanların sayısındaki artıştan kaynaklandığını düşündürüyor. Yani piyasaya yeni giren ya da yeniden iş aramaya başlayan kişiler, oranı yukarı çekmiş durumda.
İşgücüne katılım oranının yüzde 53,8’e yükselmesi, özellikle uzun süredir işgücü dışında kalan kesimlerin yeniden umutla iş aramaya başladığına işaret ediyor. Bu, ekonomik beklentilerin tamamen bozulmadığını, aksine temkinli bir iyimserliğin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor. Ancak bu iyimserlik, herkes için eşit dağılmıyor.
Verilerde en çarpıcı başlıklardan biri yine kadın işsizliği. Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 7,0 seviyesindeyken, kadınlarda bu oran yüzde 11,8. İstihdam oranlarında da benzer bir tablo var: erkeklerde yüzde 66,8, kadınlarda ise yalnızca yüzde 31,9. Bu fark, Türkiye’de işgücü piyasasının yapısal sorunlarından birinin hâlâ kadınların işgücüne erişimi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Ekonomideki her toparlanma, kadınlara aynı hızda yansımıyor.
Genç işsizliği cephesinde ise dikkat çekici bir durağanlık söz konusu. 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı yüzde 15,4 ile değişmedi. Erkek gençlerde oran yüzde 10,6 iken, genç kadınlarda yüzde 24,4 gibi oldukça yüksek bir seviyede seyrediyor. Bu tablo, eğitimden işe geçiş sürecinin özellikle genç kadınlar için hâlâ ciddi bir sorun olduğunu düşündürüyor.
Çalışma sürelerindeki artış da gözden kaçmaması gereken bir detay. Haftalık ortalama fiili çalışma süresinin 42,3 saate yükselmesi, istihdam edilenlerin daha uzun çalıştığını gösteriyor. Bu durum, işletmelerin yeni personel almak yerine mevcut çalışanlarla üretimi sürdürmeyi tercih ettiğine işaret edebilir. Verimlilik artışı olumlu olsa da, bu tercih uzun vadede istihdam yaratma kapasitesini sınırlayabilir.
Belki de en çarpıcı gösterge, geniş tanımlı işsizlik olarak da bilinen atıl işgücü oranı. Kasım ayında bu oran yüzde 29,1’e geriledi. Aylık bazda 0,6 puanlık düşüş olumlu bir gelişme gibi görünse de, neredeyse her üç kişiden birinin ya işsiz, ya eksik istihdamda ya da çalışmaya hazır olduğu halde iş bulamıyor olması, işgücü piyasasındaki yapısal sorunun büyüklüğünü gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak Kasım verileri, işsizlikte sınırlı bir artışa rağmen istihdam ve işgücüne katılımda canlılığın sürdüğünü gösteriyor. Ancak bu canlılık, kadınlar ve gençler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine eşit dağılmıyor. Rakamlar iyileşmeye işaret etse de, geniş tanımlı işsizlik ve cinsiyet temelli farklar, işgücü piyasasında çözüm bekleyen sorunların hâlâ masada olduğunu hatırlatıyor.










