Küresel piyasalarda artan belirsizlik ve ekonomik verilerde görülen zayıflama, finansal varlıklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu atmosferden etkilenen piyasalardan biri de Türkiye oldu. BIST 100, haftanın son işlem gününü yüzde 2,19 değer kaybederek 12.792,81 puandan tamamladı. Endeks gün içinde sert satışlarla karşılaşırken 286,12 puanlık düşüş kaydetti. Günlük toplam işlem hacmi ise 143,9 milyar lira seviyesinde gerçekleşti.
Borsa İstanbul’daki düşüşte özellikle bankacılık hisselerindeki sert satışlar belirleyici oldu. BIST Bankacılık Endeksi günü yüzde 5,07 düşüşle tamamlayarak piyasanın en zayıf sektörü oldu. Bankacılık sektöründeki bu sert geri çekilme, yatırımcıların riskten kaçınma eğilimini açık biçimde ortaya koydu. Bankacılık hisseleri genellikle ekonomik büyüme ve finansal koşullara duyarlılığı yüksek olduğu için küresel belirsizlik dönemlerinde ilk satış gelen sektörler arasında yer alıyor. Holding tarafında da benzer bir tablo görüldü ve BIST Holding Endeksi yüzde 2,89 değer kaybetti.
Sektörel performans incelendiğinde piyasa genelinde satış baskısı hissedilse de bazı sektörlerin görece daha dirençli kaldığı görüldü. Günün en fazla değer kazanan sektörü yüzde 2,07 ile kimya, petrol ve plastik oldu. Bu sektörün pozitif ayrışmasında küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş ve emtia tarafındaki hareketliliğin etkili olduğu değerlendiriliyor. Ancak genel tabloya bakıldığında Borsa İstanbul’da satışların geniş tabana yayıldığı ve yatırımcıların risk iştahının belirgin şekilde azaldığı görülüyor.
Küresel piyasalardaki satış dalgasının arkasında iki önemli gelişme bulunuyor. Bunlardan ilki Orta Doğu’da giderek tırmanan jeopolitik gerilim. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında artan çatışmalar yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda küresel enerji ticaretini etkileyebilecek bir kriz potansiyeli taşıyor. Enerji arzına yönelik riskler petrol fiyatlarında sert yükselişlere yol açarken bu durum küresel piyasalarda risk algısını da yükseltiyor.
Piyasaları etkileyen ikinci önemli gelişme ise ABD’den gelen zayıf ekonomik veriler oldu. U.S. Bureau of Labor Statistics tarafından açıklanan verilere göre ABD’de tarım dışı istihdam şubat ayında 92 bin kişi azaldı. Piyasa beklentilerinin aksine gelen bu veri, dünyanın en büyük ekonomisinde iş gücü piyasasının yavaşlamaya başladığı yönündeki endişeleri artırdı. Aynı dönemde işsizlik oranının yüzde 4,3’ten yüzde 4,4’e yükselmesi de ekonomide soğuma sinyallerini güçlendirdi.
ABD ekonomisine ilişkin bu veriler küresel piyasalar açısından kritik bir öneme sahip. Çünkü ABD’de büyüme ve istihdam tarafında görülebilecek bir zayıflama yalnızca Amerikan ekonomisini değil, küresel ticaret ve finans sistemini de doğrudan etkiliyor. Zayıf ekonomik veriler yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına neden olurken güvenli liman arayışını da artırabiliyor.
Borsa İstanbul’un küresel piyasalardaki satışlara paralel hareket etmesi aslında yeni bir durum değil. Son yıllarda Türkiye piyasalarının küresel risk iştahına daha duyarlı hale geldiği görülüyor. Özellikle yabancı yatırımcıların yeniden piyasaya dönmeye başladığı dönemlerde küresel gelişmelerin BIST üzerindeki etkisi daha belirgin hissediliyor. Bu nedenle dünya piyasalarında yaşanan her dalgalanma, Borsa İstanbul’da da hızlı fiyat hareketleri yaratabiliyor.
Önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirleyecek birkaç kritik başlık bulunuyor. Bunların başında Orta Doğu’daki gerilimin nasıl şekilleneceği geliyor. Eğer bölgedeki çatışmalar genişler ve enerji ticaretine yönelik riskler artarsa, küresel piyasalarda satış baskısının derinleşmesi mümkün. Bunun yanında ABD’den gelecek yeni ekonomik veriler ve merkez bankalarının para politikası kararları da yatırımcıların risk algısını belirleyecek en önemli faktörler arasında yer alacak.
Sonuç olarak haftanın son işlem gününde BIST 100’de görülen yüzde 2,19’luk düşüş, yalnızca yerel faktörlerden değil, büyük ölçüde küresel gelişmelerden kaynaklanan bir satış dalgasının yansıması olarak değerlendiriliyor. Bankacılık sektöründeki yüzde 5’i aşan kayıp, piyasalardaki riskten kaçış eğilimini net biçimde ortaya koyarken, yatırımcıların kısa vadede daha temkinli bir pozisyon alabileceğini gösteriyor. Küresel belirsizliklerin arttığı bir ortamda Borsa İstanbul’un yönü de büyük ölçüde dünya piyasalarındaki gelişmelerle birlikte şekillenmeye devam edecek.











