Küresel Çip Depremi Borsaları Sarstı: Asya’daki Satış Dalgası BIST’e de Ulaştı

TSMC kaynaklı çip satışları Asya borsalarını sarstı, BIST geriledi; gözler Fed, petrol ve yapay zekâda.

Küresel piyasalarda son yılların en güçlü yükseliş hikâyelerinden biri olan yapay zekâ ve yarı iletken sektörü, bu kez yatırımcıların sert kâr realizasyonlarıyla karşı karşıya kaldı. ABD’de başlayan ve kısa sürede Asya piyasalarına yayılan satış dalgası, yalnızca teknoloji hisselerini değil, küresel risk iştahını da aşağı çekti. Asya borsalarında görülen %4 ila %6 arasındaki kayıplar, Türkiye piyasalarına da yansırken, BIST 100 endeksi ise an itibarı ile %1,90 düşüşle 13.979,10 puanda.

Satışların merkezinde dünyanın en büyük yarı iletken üreticilerinden biri olan TSMC yer aldı. Şirketin ikinci çeyrek net kârı yıllık bazda %77 artarak piyasa beklentilerini aşmasına rağmen, hisse senedinde yaklaşık %5’lik değer kaybı yaşandı. Normal şartlarda böylesine güçlü bilanço rakamlarının hisseyi desteklemesi beklenirken, yatırımcıların odağı bu kez farklı bir noktaya kaydı.

TSMC’nin ABD’deki üretim kapasitesini artırmak amacıyla açıkladığı 100 milyar dolarlık yatırım taahhüdü, ilk etapta büyüme hikâyesini destekleyen bir gelişme olarak görülse de, piyasa bu haberi artan sermaye harcamaları ve düşebilecek kâr marjları açısından değerlendirdi. Özellikle yapay zekâ teması nedeniyle son iki yılda olağanüstü değerlemelere ulaşan yarı iletken şirketlerinde yatırımcıların beklenti çıtası son derece yükselmiş durumda. Bu nedenle artık yalnızca güçlü sonuçlar yeterli olmuyor; şirketlerin beklentilerin de ötesine geçmesi gerekiyor.

Bu durum piyasalarda sıkça görülen “iyi bilanço satılır” olgusunun son örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Çünkü fiyatların çok önceden güçlü sonuçları satın aldığı dönemlerde, beklentilerin gerçekleşmesi bile yeni alıcı yaratmak yerine kâr satışlarını tetikleyebiliyor.

Satışların Tayvan ile sınırlı kalmaması dikkat çekti. Japonya’da teknoloji ve elektronik şirketlerinin yoğun ağırlığa sahip olduğu Nikkei 225 endeksi yaklaşık %4 gerilerken, düşüşe öncülük eden şirketler arasında Murata Manufacturing ve Kioxia Holdings öne çıktı. Çin tarafında ise Şanghay Bileşik Endeksi %1,6, CSI 300 Endeksi %2,5 ve Hang Seng Endeksi %2 düşüş kaydetti. Bölgedeki tek pozitif ayrışma ise Hindistan piyasalarından geldi ve Nifty 50 endeksi günü artıda kapatmayı başardı.

Reuters’ın da dikkat çektiği gibi, küresel endekslerdeki yüksek yarı iletken ağırlığı nedeniyle teknoloji hisselerindeki düzeltme artık yalnızca sektör bazlı değil, endeks bazlı bir risk haline gelmiş durumda. Özellikle son iki yılda yapay zekâ yatırımlarının piyasa değerlerine yaptığı katkı düşünüldüğünde, yaşanan satışların küresel borsalarda zincirleme etki yaratması şaşırtıcı görünmüyor.

Satış baskısını artıran ikinci unsur ise jeopolitik gelişmeler oldu. ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının altıncı güne taşınması ve Orta Doğu’da tansiyonun yeniden yükselmesi, enerji piyasalarında ciddi hareketlilik yarattı. Brent petrol fiyatlarının haftalık bazda %10’un üzerinde yükselmesi, küresel enflasyon beklentilerinin yeniden yukarı yönlü revize edilmesine neden oldu.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin teknoloji hisseleri üzerinde ayrı bir baskı oluşturmasının nedeni ise faiz beklentileriyle ilgili. Yüksek enerji fiyatları enflasyonu beslerken, merkez bankalarının faiz indirimlerinde daha temkinli davranabileceği düşüncesi güç kazanıyor. Özellikle yüksek büyüme beklentileriyle fiyatlanan teknoloji şirketleri, yükselen faiz ortamından en fazla etkilenen sektörlerin başında geliyor.

Türkiye piyasaları açısından bakıldığında, Borsa İstanbul’da doğrudan yarı iletken üreticisi bulunmuyor. Ancak küresel teknoloji tedarik zincirine entegre şirketler ile savunma elektroniği alanında faaliyet gösteren firmalar, uluslararası teknoloji hisseleriyle yüksek korelasyon gösterebiliyor. Bu nedenle küresel teknoloji satışlarının BIST üzerinde etkili olması sürpriz olarak değerlendirilmiyor.

Türkiye açısından daha önemli risk ise enerji tarafında ortaya çıkıyor. Brent petroldeki yükseliş Türkiye’nin enerji ithalat faturasını artırırken, cari açık üzerinde baskı oluşturma potansiyeli taşıyor. Bunun yanında yüksek enerji maliyetleri enflasyon görünümünü bozabileceği için, TCMB’nin para politikası üzerindeki hareket alanını da daraltabilir. Bu durum, Türk lirası açısından ilave kırılganlık anlamına geliyor.

Bununla birlikte piyasalarda yaşanan gelişmelerin uzun vadeli yapay zekâ hikâyesinin sona erdiği şeklinde yorumlanması için henüz erken görünüyor. Sektör analistlerinin büyük bölümü mevcut satışları, son dönemde yaşanan güçlü yükselişlerin ardından gelen bir değerleme düzeltmesi ve kâr realizasyonu olarak değerlendiriyor. Veri merkezleri, yapay zekâ modelleri, otonom sistemler ve gelişmiş işlemci ihtiyacının önümüzdeki yıllarda katlanarak artacağı yönündeki beklentiler ise büyük ölçüde korunuyor.

Önümüzdeki süreçte yatırımcıların odağı, TSMC yönetiminin sermaye harcamalarına ilişkin vereceği yeni rehberlikte ve Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentilerde olacak. Eğer küresel yarı iletken hisseleri kısa süre içerisinde denge bulabilirse, mevcut geri çekilme piyasalarda sağlıklı bir soluklanma olarak tarihe geçebilir. Ancak petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve faiz beklentilerinin yeniden yukarı yönlü revize edilmesi halinde, teknoloji hisselerinde başlayan düzeltmenin daha geniş bir riskten kaçış hareketine dönüşmesi ihtimali de göz ardı edilmemeli.

Piyasalar bugün yalnızca çip hisselerini değil, aynı zamanda yapay zekâ çağının büyüme hızını, enerji fiyatlarını ve küresel faiz görünümünü aynı anda fiyatlıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yarı iletken sektöründeki her bilanço ve her yatırım kararı, yalnızca teknoloji şirketleri için değil, dünya borsalarının genel yönü açısından da belirleyici olmaya devam edecek.