Euro Bölgesi’nde Aralık ayı enflasyonunun %1,9 ile Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) %2’lik hedefinin altına gerilemesi, ilk bakışta para politikası cephesinde önemli bir eşik olarak görülüyor. Üstelik bu rakam, daha önce açıklanan öncü verilerin de altında. Ekim ve Kasım aylarında görülen %2,1’lik artış temposunun kırılması, yılın sonuna girerken fiyat baskılarının beklenenden daha hızlı zayıfladığını ortaya koyuyor. Enflasyonla mücadelede “zor kısım” geride mi kaldı sorusu tam da bu noktada gündeme geliyor.
Ancak manşet rakamın altına inildiğinde tablo biraz daha karmaşık. Çekirdek enflasyonun %2,3’e gerilemesi, ECB açısından olumlu bir sinyal olsa da hâlâ hedefin üzerinde. Özellikle çekirdek enflasyonun son aylarda yavaş ama istikrarlı bir düşüş sergilemesi, dezenflasyon sürecinin kırılgan ama sürdürülebilir ilerlediğini düşündürüyor. Yine de bu seviyeler, ECB’nin “erken gevşeme” konusunda temkinli kalmasını gerektirecek kadar yüksek.
Kalem bazındaki görünüm ise enflasyondaki düşüşün kaynağını net biçimde işaret ediyor. Enerji fiyatlarında yıllık %1,9’luk düşüş, Aralık verilerinin en belirleyici unsuru. Bir önceki ay görülen sınırlı gerilemenin ardından, bu sert düşüş enflasyonu aşağı çeken ana faktör olmuş durumda. Bu da bize şunu hatırlatıyor: Euro Bölgesi’nde enflasyon hâlâ büyük ölçüde enerji fiyatlarına duyarlı ve bu alan, jeopolitik risklere son derece açık.
Hizmet tarafında ise tablo daha yavaş bir iyileşmeye işaret ediyor. Hizmet enflasyonunun %3,5’ten %3,4’e gerilemesi, genel düşüşe katkı sağlasa da ECB için asıl “zor alanın” burası olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ücret artışları, iç talep ve hizmet sektöründeki yapışkan fiyatlar, çekirdek enflasyonun kalıcı olarak hedefe inmesini zorlaştıran başlıca unsurlar olmaya devam ediyor.
Buna karşılık gıda, alkollü içecekler ve tütün ürünlerinde enflasyonun %2,5’e yükselmesi, enflasyon cephesinde tek yönlü bir rahatlamadan söz edilemeyeceğini gösteriyor. Hanehalkının günlük harcamalarında önemli yer tutan bu kalemlerdeki artış, manşet enflasyon düşse bile algılanan enflasyonun yüksek kalmasına neden olabilir. Enerji dışı sanayi ürünlerinde fiyat artışının %0,4’e gerilemesi ise talep tarafındaki zayıflığın sinyalini veriyor.
Aylık bazda %0,2’lik artışın korunması, enflasyonun tamamen sönümlenmediğini açıkça ortaya koyuyor. Yıllık oran hedefin altına inse bile, fiyatların aylık bazda artmaya devam etmesi ECB için önemli bir uyarı niteliğinde. Bu durum, “enflasyon bitti” algısının erken olduğunu gösteriyor.
Bu noktada asıl soru şu: ECB ne yapacak? Manşet enflasyon hedefin altına inmiş olsa da çekirdek ve hizmet enflasyonu hâlâ yüksek, üstelik enerji kaynaklı düşüşlerin kalıcılığı belirsiz. ECB’nin önümüzdeki dönemde faiz indirimi konusunda aceleci davranması, enflasyonda ikinci bir dalga riskini beraberinde getirebilir. Öte yandan, ekonomide büyümenin zayıf seyrettiği bir ortamda aşırı sıkı duruşu sürdürmek de resesyon riskini artırıyor.
Sonuç olarak Aralık verileri, Euro Bölgesi için net bir “zafer” ilanından ziyade yeni bir ikilem yaratıyor. Enflasyon hedefin altına inmiş olabilir; ancak bu düşüşün kompozisyonu, ECB’nin elini hâlâ bağlayan unsurlar barındırıyor. Önümüzdeki aylarda belirleyici olacak şey, enerji dışı kalemlerdeki yavaşlamanın kalıcı hale gelip gelmeyeceği ve ücret artışlarının enflasyon üzerindeki baskısının ne ölçüde azalacağı olacak. ECB için asıl sınav, tam da burada başlıyor.










