Emtia piyasaları haftayı jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarına ilişkin hukuki tartışmalar ve ABD Merkez Bankası’nın (Federal Reserve) faiz patikasına yönelik beklentilerin gölgesinde dalgalı bir seyirle tamamladı. ABD-İran hattındaki tansiyon ve Washington’ın tarife adımlarına yönelik belirsizlikler risk algısını yukarı çekerken, yatırımcılar hem makro verileri hem de küresel siyasi gelişmeleri eş zamanlı fiyatladı.
ABD ekonomisinin 2025’in son çeyreğinde beklentilerin altında büyümesi ve yıl genelinde yüzde 2,2’lik bir performans sergilemesi, ekonomik momentumun yavaşladığına işaret etti. Buna karşın çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinin aralıkta aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 3 artarak beklentileri aşması, enflasyon cephesinde risklerin henüz tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Bu tablo sonrası ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,09’a yükselirken dolar endeksi de haftayı güçlü kapattı. Yani piyasalar aynı anda hem yavaşlama hem de enflasyon riski fiyatladı.
Değerli metallerde ise hafta ortasında zayıflayan görünüm, hafta sonuna doğru yerini güçlü bir toparlanmaya bıraktı. Doların ilk etapta güçlenmesi ve likidite koşullarının sıkılaşması altın ve gümüşü baskılarken, zayıf ABD verileri ve artan jeopolitik belirsizlikler yönü tersine çevirdi. Sonuçta ons bazında gümüş yüzde 9,9, platin yüzde 4,5, paladyum yüzde 3,7 ve altın yüzde 1,4 yükseldi. Özellikle gümüşteki çift haneli sayılara yaklaşan artış, risk iştahındaki ani değişimin en net göstergesi oldu.
Altın tarafında bazı analistler, ocak ayında artan jeopolitik gelişmeler sonrası “boğa senaryosunun” yeniden masada olduğunu belirtiyor. Yıl sonuna doğru ons fiyatının 6.500 dolara yaklaşabileceği, 2027 sonuna kadar ise 8.600 dolar seviyelerinin görülebileceği yönündeki projeksiyonlar dikkat çekiyor. Bu tahminler iddialı olmakla birlikte, altında asıl belirleyici unsurun reel faizler ve Fed’in gevşeme zamanlaması olacağı unutulmamalı. Eğer enflasyon kademeli biçimde geriler ve faiz indirim süreci başlarsa, altın için güçlü bir makro zemin oluşabilir. Ancak enflasyonda yeniden hızlanma senaryosu, faizlerin yüksek kalmasına ve altının ivme kaybetmesine yol açabilir.
Gümüş cephesinde ise tablo daha karmaşık. Gümüş hem değerli metal hem de sanayi girdisi niteliği taşıdığı için fiyatlaması çift yönlü dinamiklere bağlı. Analistler, son yükselişin ardından piyasada dengeleme sürecinin başlayabileceğini ve endüstriyel talep görünümünün belirleyici olacağını vurguluyor. Küresel büyüme beklentileri zayıflarsa gümüşte oynaklık artabilir.
Baz metaller artan küresel risk iştahıyla yükselirken, petrol fiyatları da jeopolitik tansiyonun etkisiyle değer kazandı. Orta Doğu kaynaklı arz riskleri, petrol fiyatlamalarında her zaman hassas bir başlık olmaya devam ediyor. Buna karşılık doğal gaz fiyatları, talep beklentilerindeki zayıflama nedeniyle geri çekildi. Bu ayrışma, enerji piyasasında arz ve talep dinamiklerinin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Tarım emtialarında ise daha mikro dinamikler öne çıktı. Buğday ve soya fasulyesi yükselirken; mısır, pirinç ve özellikle kakao fiyatlarında düşüş görüldü. Kakao tarafındaki geri çekilme, önceki dönemde yaşanan sert yükselişlerin ardından kar realizasyonuna bağlanıyor. Tarım piyasalarında iklim koşulları, stok seviyeleri ve lojistik maliyetler fiyatlamada temel belirleyici olmaya devam ediyor.
Genel tabloya bakıldığında emtia piyasalarında tek yönlü bir hikâye yok. Değerli metaller jeopolitik risklerden destek bulurken, enerji piyasası arz endişeleriyle yön arıyor; tarım emtiaları ise arz-talep dengesi ekseninde ayrışıyor. Tüm bu fiyat hareketlerinin merkezinde ise Fed’in atacağı adımlar yer alıyor. Faiz indirim beklentileri güçlendikçe değerli metaller destek buluyor; faizlerin yüksek kalma ihtimali ise doları ve tahvil faizlerini yukarı çekerek emtialar üzerinde baskı yaratıyor.
Önümüzdeki süreçte piyasaların odağında üç temel başlık olacak: Jeopolitik risklerin seyri, ABD’de enflasyonun yönü ve Fed’in politika patikası. Bu üçlü denklemin nasıl çözüleceği, emtia fiyatlarında yeni bir trendin mi başlayacağını yoksa mevcut dalgalı seyrin mi süreceğini belirleyecek. Şimdilik görünen şu ki, küresel belirsizlik azalmadıkça emtia piyasalarında oynaklık yüksek kalmaya devam edecek.









