Küresel ekonomide son yıllarda en çok tartışılan konuların başında, ABD dolarının uluslararası finans sistemindeki hâkimiyetini kaybedip kaybetmeyeceği geliyor. Özellikle ticaret savaşları, jeopolitik gerilimler, yaptırımlar, BRICS ülkelerinin yerel para birimleriyle ticaret girişimleri ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikaları, “dolarsızlaşma” tartışmalarını gündemin üst sıralarına taşıdı. Ancak Uluslararası Para Fonu (IMF) Baş Ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas’ın son değerlendirmeleri, mevcut tablonun söylemlerden çok farklı olduğunu ortaya koyuyor.
Gourinchas’ın ifadelerine göre, ABD doları uluslararası ticaretin, küresel bankacılık sisteminin ve merkez bankalarının rezerv yapısının temel taşı olmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın birçok ülkeye yönelik tek taraflı gümrük tarifeleri uygulamasıyla küresel ticaret dengelerinde önemli değişimler yaşansa da, bu gelişmeler doların sistem içindeki merkezi konumunu değiştirebilmiş değil.
IMF Baş Ekonomisti’nin en dikkat çekici vurgularından biri ise, “Dolar merkezli dünyadan uzaklaştığımızı gösterecek hareketler açısından çok çok az şey görüyoruz” sözleri oldu. Bu değerlendirme, son yıllarda sıkça dile getirilen “doların sonu geliyor” söylemlerinin henüz somut verilerle desteklenmediğini ortaya koyuyor. Gourinchas, son on yılda yaşanan değişimlerin oldukça sınırlı kaldığını belirtirken, elbette bu yapının gelecekte değişmeyeceğini söylemenin mümkün olmadığını ancak bugün itibarıyla küresel sistemin hâlâ güçlü şekilde dolar etrafında şekillendiğini ifade etti.
Bunun temel nedenlerinden biri, uluslararası ticaret sözleşmelerinin büyük bölümünün hâlâ dolar üzerinden yapılması, emtia fiyatlarının önemli kısmının dolar cinsinden belirlenmesi ve küresel finans piyasalarının derinliğinin büyük ölçüde ABD dolarına dayanmasıdır. Dünya genelindeki merkez bankalarının rezervlerinde doların ağırlığını koruması da bu yapının kısa vadede kolay kolay değişmeyeceğini gösteriyor.
Öte yandan yatırımcıların güvenli liman arayışında öne çıkan altın piyasasında dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Son dönemde görülen güçlü yükselişin arkasında yalnızca jeopolitik riskler bulunmuyor. Gourinchas’a göre fiyat artışlarında en büyük etkenlerden biri, yatırımcılara fiziksel altın taşımadan yatırım yapma imkânı sağlayan altın borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelik güçlü talep oldu. Ayrıca stablecoin ihraççılarının rezervlerinde altına yer vermesi de talebi destekleyen yeni unsurlar arasında bulunuyor.
IMF Baş Ekonomisti’nin dikkat çektiği önemli noktalardan biri ise, yaygın kanının aksine merkez bankalarının son yükselişte belirleyici alıcı olmadığı yönündeki değerlendirmesi oldu. Bu durum, altın fiyatlarındaki yükselişin daha çok özel sektör yatırımcıları ve finansal yatırım araçları üzerinden gerçekleştiğine işaret ediyor.
Piyasalarda haftanın son işlem gününde spot altın ons başına 4.083 dolara kadar yükselerek yüzde 1,4 değer kazandı. Bu yükselişte ABD dolarındaki zayıflama ve Fed’in faiz artırımlarına ilişkin beklentilerin bir miktar gerilemesi etkili oldu. ABD’de açıklanan enflasyon verilerinin fiyat baskılarının zirveye ulaşmış olabileceğine işaret etmesi, yatırımcıların daha temkinli bir para politikası beklentisini güçlendirdi. Buna rağmen altın fiyatları haftalık bazda üst üste dördüncü kez değer kaybetmeye hazırlanıyor. Bu tablo, kısa vadeli yükselişlerin uzun vadeli trendi değiştirmediğini gösteriyor.
Dolar endeksindeki geri çekilme de aynı makroekonomik gelişmelerden beslendi. Fed’in yakından takip ettiği enflasyon göstergelerinin beklentileri yumuşatması, faiz artırımı ihtimalini bir miktar azaltırken doların son zirvelerinden geri çekilmesine neden oldu. Ancak bu hareket, doların küresel rezerv para niteliğini sorgulatacak ölçekte bir değişim olarak değerlendirilmiyor.
Bugün gelinen noktada küresel ekonomi önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Çin başta olmak üzere birçok ülke alternatif ödeme sistemleri geliştirmeye çalışıyor, yerel para birimleriyle ticaret hacmi artıyor ve dijital para projeleri hız kazanıyor. Buna rağmen küresel finans sisteminin altyapısı, likiditesi, hukuki güvenliği ve sermaye piyasalarının derinliği açısından ABD doları hâlâ rakipsiz konumunu koruyor. Dolarsızlaşma yönündeki girişimler uzun vadede etkisini artırabilecek olsa da mevcut veriler, bu dönüşümün sanıldığından çok daha yavaş ilerlediğini gösteriyor.
Sonuç olarak, altın güçlü bir yatırım alternatifi olmaya devam ederken ve küresel ticarette yeni arayışlar hız kazansa da ABD doları bugün itibarıyla uluslararası finans sisteminin en güçlü para birimi olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde Fed’in para politikası, ABD ekonomisinin performansı, jeopolitik gelişmeler ve alternatif ödeme sistemlerinin yaygınlaşma hızı, doların küresel konumunu belirleyecek en önemli faktörler arasında yer almaya devam edecek.









