BofA’dan Türkiye Ekonomisine İlişkin Daha İyimser Görünüm

BofA, Türkiye için 2026 cari açık tahminini 52 milyar dolara, enflasyon beklentisini ise yüzde 29,5’e düşürdü.

Cari Açık ve Enflasyon Tahminleri Aşağı Çekildi

Bank of America (BofA), petrol fiyatlarında yaşanan gerileme ve küresel risklerdeki kısmi azalma nedeniyle Türkiye ekonomisine yönelik 2026 yılı beklentilerini güncelledi. Kurum, Türkiye’nin cari işlemler açığı tahminini 60 milyar dolardan 52 milyar dolara indirirken, yıl sonu enflasyon beklentisini de yüzde 30’dan yüzde 29,5’e düşürdü. Güncellenen tahminler, enerji maliyetlerindeki düşüşün Türkiye ekonomisi üzerindeki olumlu etkilerinin daha belirgin hale geldiğine işaret ediyor.

BofA ekonomistleri Hande Küçük, David Hauner ve Claudio Irigoyen tarafından hazırlanan değerlendirmede, özellikle ABD ile İran arasında olası bir anlaşma ihtimalinin ve petrol fiyatlarındaki sert geri çekilmenin Türkiye’nin makroekonomik görünümünü desteklediği vurgulandı. Analistler, enerji fiyatlarındaki düşüşün enflasyon baskılarını hafifletirken cari denge ve döviz rezervleri üzerindeki riskleri de azalttığını belirtti.

İstanbul’da gerçekleştirilen yatırımcı ve finans sektörü görüşmelerinin ardından yayımlanan raporda, son dönemde açıklanan olumlu enflasyon verileri, güçlü turizm gelirleri, ithalat talebindeki yavaşlama ve sınırlı dolarizasyon eğiliminin yaz aylarında Türkiye’ye yönelik sermaye girişlerini desteklediği ifade edildi. Bu gelişmelerin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv birikim sürecine de katkı sağladığına dikkat çekildi.

BofA’ya göre piyasalardaki temel gündem maddesi artık TCMB’nin para politikasında normalleşme adımlarını ne zaman ve hangi hızda atacağı olacak. Kurum, ilk aşamada bir haftalık repo ihalelerinin yeniden aktif hale getirilmesini beklerken, enflasyon ve rezerv göstergelerindeki olumlu görünümün devam etmesi durumunda ekim ayında 100 baz puanlık bir politika faizi indiriminin mümkün olabileceğini öngörüyor.

Raporda altın fiyatlarındaki dalgalanmanın rezervler ve bankacılık sisteminin döviz likiditesi açısından takip edilmesi gereken bir unsur olmaya devam ettiği belirtilirken, mevcut koşullarda bunun yönetilebilir bir risk olarak değerlendirildiği kaydedildi.

Enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerde ise temmuz-eylül döneminde baz etkilerinin yıllık enflasyondaki gerilemeyi desteklemesinin beklendiği ifade edildi. Ancak çekirdek enflasyondaki dirençli yapı, eğitim dönemi başlangıcında oluşabilecek fiyat baskıları ve olası tek seferlik fiyat ayarlamalarının dezenflasyon sürecini yavaşlatabileceği belirtildi. Buna karşılık iç talepte devam eden yavaşlamanın söz konusu riskleri kısmen dengeleyebileceği değerlendirildi.

BofA’nın görüştüğü yerel bankacılık sektörü temsilcileri de petrol fiyatlarının çatışma öncesi seviyelerin altına gerilemesi halinde enflasyon görünümünde aşağı yönlü risklerin güçlenebileceğini ifade etti. Bankacılık sektörü beklentilerine göre Türkiye’de manşet enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 29 ila 30 bandında gerçekleşmesi bekleniyor.

Raporda siyasi takvime ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Ekonomistler, mevcut ekonomik görünüm ve piyasa beklentileri çerçevesinde 2027 sonbaharının bir sonraki seçimler için en güçlü senaryo olmayı sürdürdüğünü belirtti.

Uzmanlara göre BofA’nın tahmin revizyonları, uluslararası yatırımcıların Türkiye ekonomisine yönelik risk algısında son dönemde yaşanan iyileşmenin bir yansıması niteliğinde. Özellikle enerji fiyatlarındaki düşüşün kalıcı olması halinde cari açık, enflasyon ve rezerv görünümünde daha olumlu sonuçlar ortaya çıkabilir. Bununla birlikte küresel jeopolitik gelişmeler, petrol piyasasındaki oynaklık ve TCMB’nin politika adımlarının seyri, önümüzdeki dönemde ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.