Rekorlar, Jeopolitik Riskler ve Fed Gölgesinde Küresel Piyasalar
Asya piyasaları haftaya yapay zekâ yatırımlarının yarattığı güçlü ivme ile başlarken, teknoloji hisselerindeki yükseliş bölge endekslerini tarihi seviyelere taşıdı. Ancak aynı zamanda Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatlarını yükseltmesi, yatırımcıların risk iştahını sınırlayan en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Küresel piyasalarda bir tarafta yapay zekâ destekli büyüme hikâyesi güçlenirken, diğer tarafta enerji fiyatlarındaki yükseliş ve yaklaşan ABD ekonomik verileri piyasalarda temkinli havayı canlı tutuyor.
Haftanın ilk işlem gününde özellikle yarı iletken ve teknoloji şirketlerine yönelik yoğun talep, Asya borsalarındaki yükselişin temel motoru oldu. Yapay zekâ ekosisteminin merkezinde yer alan çip üreticilerine yönelik küresel talep artışı, yatırımcıların teknoloji hisselerine yönelmesini sağladı. Bu eğilim özellikle Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi teknoloji üretim zincirinin merkezindeki ekonomilerde daha belirgin hissedildi.
Japonya’da Nikkei 225 Endeksi, geçtiğimiz hafta kaydettiği yaklaşık %5’lik yükselişin ardından yeni haftada da %0,5 artış göstererek tarihi zirvesini yeniledi. Uzun yıllar boyunca düşük büyüme ve deflasyon baskısıyla mücadele eden Japon ekonomisi için bu yükseliş, yalnızca hisse piyasası performansı açısından değil, küresel yatırımcı güveninin geri dönüşü açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor.
Güney Kore tarafında da teknoloji kaynaklı iyimserlik dikkat çekiyor. Özellikle yarı iletken üreticileri ve yapay zekâ donanımı sağlayıcılarına yönelik talebin etkisiyle Güney Kore borsası geçen hafta %8 değer kazandı ve yeni haftaya %1,3 yükselişle başladı. Benzer şekilde Tayvan piyasalarında da teknoloji şirketlerinin öncülüğünde haftalık kazanımlar %6 seviyesine ulaştı.
Bölgesel ölçekte bakıldığında, Japonya hariç MSCI Asya-Pasifik Endeksi’nin %0,2 yükselmesi, yatırımcıların teknoloji odaklı büyüme beklentilerini koruduğunu gösteriyor. Piyasalarda özellikle çip sektörü açısından kritik öneme sahip olan Computex fuarında yapılacak açıklamalar büyük önem taşıyor. Yatırımcıların odağında, yapay zekâ devriminin en önemli şirketlerinden biri olan Nvidia Yönetim Kurulu Başkanı Jensen Huang’ın açıklamaları bulunuyor. Küresel piyasalarda Nvidia’nın yön gösterici rolü düşünüldüğünde, yapılacak açıklamaların yalnızca teknoloji şirketlerini değil, dünya genelindeki risk iştahını etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Ancak piyasalardaki iyimser tablo tamamen risksiz değil. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler enerji piyasalarını yeniden hareketlendirmiş durumda. Körfez bölgesinde barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki güvenlik endişelerinin sürmesi, küresel enerji arzına ilişkin soru işaretlerini artırıyor. İsrail ordusunun Lübnan içlerine yönelik operasyonlarını genişletmesi de petrol piyasasında arz risklerini gündemde tutuyor.
Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı %1,9 yükselerek 92,89 dolara, ABD ham petrolü ise %2,4 artışla 89,46 dolara ulaştı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından yeni bir maliyet baskısı yaratırken, küresel enflasyonla mücadele sürecini de zorlaştırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Enerji fiyatlarındaki artış tahvil piyasalarına da yansıdı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri 3 baz puan yükselerek %4,470 seviyesine çıktı. Tahvil faizlerindeki yükseliş, yatırımcıların daha uzun süre yüksek faiz ortamı beklentisini fiyatlamaya başladığını gösteriyor. Özellikle petrol fiyatlarındaki yükselişin yeniden enflasyonist baskı oluşturabileceği düşüncesi, merkez bankalarının faiz indirimlerine yönelik beklentileri sınırlıyor.
Avrupa piyasalarında ise daha temkinli bir görünüm hâkim. Vadeli işlemlerde EURO STOXX 50 kontratlarının %0,3, DAX vadeli işlemlerinin %0,2 ve FTSE kontratlarının %0,5 gerilemesi, küresel yatırımcıların risk dağılımında daha seçici davranmaya başladığını ortaya koyuyor. Buna karşın ABD tarafında teknoloji ağırlıklı iyimserlik devam ediyor. S&P 500 vadeli endeksi %0,2, Nasdaq vadeli kontratları ise %0,4 yükseliş kaydetti.
Özellikle dikkat çeken nokta ise ABD borsalarında yükselişin giderek dar bir şirket grubuna dayanması. Yapay zekâ odaklı en büyük 10 şirketin S&P 500 endeksindeki ağırlığının %40 seviyesine ulaşması, piyasalarda yoğunlaşma riskini artırıyor. Mayıs ayında teknoloji hisselerinin %16 yükselmesine karşın temel tüketim sektörünün %3’ten fazla değer kaybetmesi, yatırımcıların büyüme beklentisi yüksek sektörlere yöneldiğini açık şekilde ortaya koyuyor.
Önümüzdeki günlerde piyasaların asıl belirleyicisi ise ABD’den gelecek ekonomik veriler olacak. Fed’in faiz politikasına yön verecek mayıs ayı tarım dışı istihdam verisi, yatırımcıların en yakından takip ettiği gündem maddesi hâline gelmiş durumda. Piyasalar, istihdamın yaklaşık 85 bin kişi artmasını, işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde sabit kalmasını bekliyor.
Bu veri yalnızca ABD ekonomisinin gücünü göstermekle kalmayacak, aynı zamanda Fed’in faiz artırımı veya faizleri uzun süre yüksek tutma ihtimalini de şekillendirecek. Kurumların yıl sonuna kadar yeni faiz artışı ihtimalini yaklaşık %50 seviyesinde fiyatlaması, piyasalarda belirsizliğin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Döviz piyasalarında ise dolar güçlü görünümünü koruyor. Dolar/yen paritesinin 159,42 seviyesinde seyretmesi, Japonya Merkez Bankası’nın olası müdahale sınırı olarak görülen 160 seviyesine yaklaşılması nedeniyle dikkatle izleniyor. Euro/dolar paritesinde ise sıkışık görünüm sürerken, kurun 1,1645 seviyesinde dengelendiği görülüyor.
Küresel piyasalardaki mevcut tabloya bakıldığında, yapay zekâ yatırımları kısa vadede piyasalara yön veren en güçlü tema olmayı sürdürürken, petrol fiyatları ve merkez bankası politikaları bu yükselişin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. Özellikle teknoloji hisselerindeki yoğunlaşmanın artması, piyasalarda olası bir düzeltme riskini büyütebilir. Buna karşın yatırımcılar için temel soru değişmiyor: Yapay zekâ kaynaklı büyüme hikâyesi, yükselen enerji maliyetleri ve yüksek faiz ortamına rağmen küresel ekonomiyi taşımaya devam edebilecek mi?










