ABD-İran Barış Adımı Asya Piyasalarını Dengeledi: Nikkei Rekor Kırarken Petrol Geriledi

ABD-İran barış anlaşması piyasaları rahatlattı. Nikkei rekor kırarken petrol düştü, faiz beklentileri öne çıktı.

ABD ile İran arasında imzalanan geçici barış anlaşması, küresel piyasalarda jeopolitik risklerin bir miktar azalmasına neden olurken, Asya borsalarında dengeli bir görünümün ortaya çıkmasını sağladı. Nisan ayında ilan edilen ateşkesin taraflar arasında yürütülen kalıcı barış müzakerelerine zaman tanımak amacıyla 60 gün daha uzatılması, yatırımcıların risk algısında olumlu bir etki yarattı. Bununla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşma şartlarının yerine getirilmemesi halinde askeri operasyonların yeniden başlayabileceğine yönelik açıklamaları, bölgede belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi.

Piyasalar bir yandan diplomatik gelişmeleri takip ederken diğer yandan merkez bankalarının para politikalarına odaklanmayı sürdürüyor. Uzmanlar, Orta Doğu kaynaklı risklerin azalmasının kısa vadede piyasalara destek sağladığını ancak küresel ekonomik görünüm açısından faiz politikalarının belirleyici olmaya devam edeceğini vurguluyor.

Asya hisse senedi piyasalarında genel olarak yatay bir seyir izlenirken, Japonya piyasaları pozitif ayrıştı. Nikkei 225 endeksi, yarı iletken ve yapay zeka hisselerindeki güçlü yükselişlerin desteğiyle tarihinde ilk kez 71.000 puan seviyesinin üzerine çıkarak yeni bir rekora imza attı. Küresel teknoloji yatırımlarına yönelik iyimserlik ve yapay zeka temalı şirketlere olan ilginin devam etmesi, Japon borsasını destekleyen temel faktörler arasında yer aldı. Güney Kore borsası da yüzde 0,9 yükselerek bölgedeki olumlu görünümü güçlendirdi.

Jeopolitik tansiyonun düşmesi enerji piyasalarında ise satış baskısını beraberinde getirdi. Orta Doğu’da arz kesintisi yaşanabileceğine ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte petrol fiyatları geriledi. ABD tipi ham petrolün varil fiyatı yüzde 1,25 düşüşle 75,83 dolara, Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 1,4 gerileyerek 78,41 dolara indi. Enerji fiyatlarındaki geri çekilme, özellikle petrol ithalatçısı ülkeler açısından enflasyon baskılarının hafiflemesi bakımından olumlu değerlendiriliyor.

Petrol piyasasında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayımladığı rapor oldu. Kurum, küresel petrol talebindeki büyümenin yavaşlaması ve üretim kapasitesindeki artış nedeniyle 2027 yılında belirgin bir arz fazlası oluşabileceğini öngördü. Bu beklenti, uzun vadede enerji fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskının devam edebileceğine işaret ediyor.

Öte yandan ABD piyasalarında görünüm daha temkinliydi. ABD Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede sıkı para politikası duruşunu koruyacağına yönelik mesajlar, hisse senetleri üzerinde baskı yarattı. Dow Jones endeksi yüzde 0,98, S&P 500 endeksi yüzde 1,21 ve Nasdaq endeksi yüzde 1,34 değer kaybetti. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonun kontrol altında tutulmasının öncelikli hedef olmaya devam ettiğini vurgulaması ve bazı politika yapıcıların yıl içinde faiz artışı ihtimalini gündeme getirmesi, yatırımcıların risk iştahını sınırladı.

Tahvil piyasalarında da faiz beklentilerinin etkisi hissedildi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,471 seviyesine yükselirken, faiz politikasına daha duyarlı olan 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,1759 seviyesine çıktı. Bu görünüm, yatırımcıların yüksek faiz ortamının beklenenden daha uzun süre devam edebileceğini fiyatladığını gösteriyor.

Döviz piyasalarında ise dolar güçlü seyrini korudu. Dolar, Japon yeni karşısında Temmuz 2024’ten bu yana görülen en yüksek seviyeleri test ederek 160,79’a kadar yükseldi. Euro ise dolar karşısında sınırlı değer kazanarak 1,1511 seviyesine ulaştı. Güçlü dolar görünümü, gelişmekte olan ülke piyasaları açısından yakından izlenmeye devam ediyor.

Genel tabloya bakıldığında, ABD-İran arasında atılan diplomatik adımların kısa vadede küresel risk iştahını desteklediği, ancak piyasalarda asıl yönün merkez bankalarının faiz politikaları ve küresel büyüme görünümü tarafından belirleneceği görülüyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş ve enerji arzına ilişkin endişelerin azalması küresel ekonomi açısından olumlu sinyaller verirken, yüksek faiz ortamının sürmesi riskli varlıklar üzerindeki baskının tamamen ortadan kalkmasını engelliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yatırımcıların hem jeopolitik gelişmeleri hem de merkez bankalarından gelecek mesajları dikkatle takip etmeyi sürdüreceği değerlendiriliyor.