ABD’de ocak ayına ilişkin tarım dışı istihdam verisi, yılın ilk büyük makro sürprizlerinden birine işaret etti. Piyasa beklentilerinin 55–66 bin aralığında yoğunlaştığı bir dönemde istihdamın 130 bin artması, ilk bakışta iş gücü piyasasının dirençli kalmaya devam ettiğini gösteriyor. İşsizlik oranının yüzde 4,3 seviyesinde sabit kalması da bu tabloyu destekler nitelikte. Ancak verinin detaylarına inildiğinde, manşetin arkasında daha karmaşık bir görünüm olduğu görülüyor.
İstihdam artışının önemli bölümü sağlık, sosyal yardım ve inşaat sektörlerinden geldi. Özellikle sağlık sektöründe kaydedilen 82 bin kişilik artış, toplam artışın büyük kısmını oluşturdu. Ayakta sağlık hizmetleri, hastaneler ve bakım evleri gibi alanlarda süregelen yapısal talep, bu sektörün istihdam üretme kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Sosyal yardım alanındaki 42 bin kişilik artış da benzer şekilde demografik ve sosyal dinamiklerin etkisini yansıtıyor. İnşaat tarafında ise 33 bin kişilik artış, özellikle konut dışı ticari projelerdeki hareketlilikle ilişkilendirilebilir.
Buna karşın tablo tamamen parlak değil. Federal hükümette 34 bin kişilik istihdam kaybı yaşanırken, Ekim 2024’teki zirveden bu yana toplam düşüşün 327 bine ulaşması dikkat çekici. Bu, kamu tarafında ciddi bir daralma sürecine işaret ediyor. Finans sektöründe de 22 bin kişilik kayıp kaydedilmesi, yüksek faiz ortamının kredi ve finansal faaliyetler üzerindeki baskısının sürdüğünü düşündürüyor. Mayıs 2025’ten bu yana finans sektöründeki toplam kaybın 49 bine ulaşması, bu alandaki zayıflığın geçici olmayabileceğine işaret ediyor.
Ücret cephesinde ise enflasyon açısından kritik bir veri akışı var. Ortalama saatlik kazançlar ocakta aylık yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 3,7 arttı ve 37,17 dolara yükseldi. Bu artış, ücret baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Özel sektör üretim ve gözetim dışı çalışanların saatlik kazancındaki artış da benzer bir eğilime işaret ediyor. Haftalık çalışma süresinin 34,3 saate yükselmesi ve imalatta fazla mesainin 2,9 saat seviyesinde gerçekleşmesi, işverenlerin mevcut çalışanlardan daha fazla verim almaya çalıştığını ortaya koyuyor.
Ancak önceki aylara ilişkin aşağı yönlü revizyonlar, manşet verinin gücünü bir miktar gölgeliyor. Kasım ve aralık aylarına ait toplam istihdam artışının 17 bin kişi aşağı çekilmesi, son dönemde iş gücü piyasasının zaten zayıflama eğiliminde olduğunu düşündürüyor. Dahası, 2025 yılı genelinde aylık ortalama istihdam artışının yalnızca 15 bin olarak hesaplanması, ocak ayındaki güçlü artışın trendden ziyade geçici bir sıçrama olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Bu noktada ABD Merkez Bankası (Fed) açısından kritik soru şu: İş gücü piyasası gerçekten yeniden hız mı kazanıyor, yoksa belirli sektörlerin geçici katkısıyla mı ayakta duruyor? Sağlık ve sosyal yardım gibi kamuya yakın ve demografik temelli sektörlerin sürüklediği bir istihdam artışı, özel sektörün genel dinamizmini tam olarak yansıtmayabilir. Finans ve kamu tarafındaki kayıplar ise ekonomik aktivitede seçici bir yavaşlamaya işaret ediyor olabilir.
Ücret artışlarının yüzde 3,7 seviyesinde seyretmesi, Fed’in enflasyonla mücadele sürecinde temkinli kalmasına neden olabilir. Eğer ücretler bu hızda artmaya devam ederse, hizmet enflasyonunun kalıcı şekilde düşmesi zorlaşabilir. Bu da faiz indirim beklentilerinin ötelenmesine yol açabilir. Öte yandan istihdam artışının geniş tabanlı olmaması ve önceki aylardaki zayıf trend, Fed’e “bekle-gör” alanı da sunuyor.
Sonuç olarak ocak ayı verisi, ilk bakışta güçlü bir iş gücü piyasasına işaret etse de detaylar daha dengeli bir tablo ortaya koyuyor. 130 binlik artış moral verici, ancak sektör dağılımı, kamu ve finans tarafındaki kayıplar ile aşağı yönlü revizyonlar, ekonominin homojen bir güçlenme içinde olmadığını gösteriyor. Önümüzdeki aylarda istihdam artışının sektörler geneline yayılıp yayılmayacağı ve ücret baskılarının hangi hızda seyredeceği, hem piyasaların yönü hem de Fed politikası açısından belirleyici olacak.











