Türkiye piyasalarında son haftalarda gözlenen pozitif hava, yabancı yatırımcı cephesinden gelen güçlü alımlarla daha da belirgin hale geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri, yabancıların hem hisse senedi hem de tahvil tarafında dikkat çekici büyüklükte pozisyon artırdığını ortaya koyuyor. 23 Ocak haftasında yabancı yatırımcıların 490,6 milyon dolarlık hisse senedi, 1 milyar 256,1 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi ve 363,6 milyon dolarlık ÖST varlığı alımı yapması, toplamda yaklaşık 1,75 milyar dolarlık güçlü bir girişe işaret ediyor.
Bu rakamlar yalnızca haftalık bir hareketi değil, aynı zamanda son dönemde giderek hızlanan bir yön değişimini yansıtıyor. Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stokunun 38 milyar 532,5 milyon dolardan 39 milyar 866,3 milyon dolara yükselmesi, yabancıların Borsa İstanbul’a bakışının belirgin biçimde iyileştiğini gösteriyor. Benzer şekilde, yabancıların DİBS stokunun 20 milyar 18,6 milyon dolardan 21 milyar 510,1 milyon dolara çıkması, tahvil piyasasında da Türkiye varlıklarına yönelik iştahın arttığını ortaya koyuyor. ÖST stoklarının 989,9 milyon dolar seviyesine ulaşması ise, özel sektör borçlanma araçlarının da yeniden ilgi görmeye başladığını düşündürüyor.
Bu tabloyu yalnızca sayısal bir artış olarak görmek eksik olur. Çünkü yabancı yatırımcı davranışı genellikle uzun vadeli beklentilerle şekillenir. Yabancıların hem hisse hem tahvil tarafında eş zamanlı alıma yönelmesi, Türkiye ekonomisine ilişkin orta vadeli görünümün uluslararası yatırımcı nezdinde daha olumlu okunmaya başlandığını gösteriyor. Özellikle enflasyonla mücadelede atılan adımlar, para politikasında öngörülebilirlik arayışı ve finansal istikrarı güçlendirmeye yönelik düzenlemeler, bu güven artışının temelini oluşturuyor.
Tahvil tarafındaki güçlü girişler ayrıca dikkat çekici. Yabancı yatırımcılar genellikle faizlerin zirveye yaklaştığını düşündükleri dönemlerde uzun vadeli tahvillere yönelir. Bu açıdan bakıldığında, 1,26 milyar dolarlık DİBS alımı, piyasaların Türkiye’de faiz döngüsünde tepeye yaklaşıldığına dair bir beklenti oluşturduğuna işaret ediyor olabilir. Eğer bu beklenti güçlenirse, önümüzdeki dönemde hem tahvil faizlerinde aşağı yönlü eğilim hem de hisse senetlerine olan ilginin artması şaşırtıcı olmayacaktır.
Hisse senedi tarafında ise yabancı girişlerinin, BIST 100 endeksinde görülen rekor seviyelerle örtüştüğü dikkat çekiyor. Yükselen işlem hacimleri ve bankacılık hisseleri başta olmak üzere geniş tabanlı yükselişler, yabancıların daha çok büyük ve likit hisselere yöneldiğini düşündürüyor. Bu da endeksin yukarı yönlü hareketini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Bununla birlikte, yabancı girişlerinin kalıcı olup olmayacağı kritik bir soru olarak masada duruyor. Kalıcılık için yalnızca portföy yatırımlarının değil, doğrudan yabancı yatırımların da artış göstermesi gerekiyor. Ayrıca küresel risk iştahı, ABD Merkez Bankası’nın para politikası ve jeopolitik gelişmeler gibi faktörler, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışını hızlı biçimde etkileyebilecek unsurlar arasında yer alıyor.
Yine de mevcut veriler, Türkiye piyasaları açısından güçlü bir psikolojik eşik aşıldığını düşündürüyor. Uzun süredir sınırlı kalan yabancı ilgisinin yeniden canlanması, piyasalarda fiyatlamaların daha sağlıklı ve dengeli oluşmasına katkı sağlayabilir. Yabancı girişlerinin devam etmesi durumunda, Türk lirası varlıklarda değerlenme eğilimi, risk priminde düşüş ve finansman koşullarında görece iyileşme görmek mümkün olabilir.
Sonuç olarak, 23 Ocak haftasında gerçekleşen yaklaşık 1,75 milyar dolarlık yabancı alımı, Türkiye piyasaları için yalnızca haftalık bir veri değil, aynı zamanda yeni bir dönemin işareti olarak okunabilir. Bu eğilimin sürmesi halinde, hem borsada hem de tahvil piyasasında daha istikrarlı ve derinlikli bir görünümün oluşması beklenebilir. Ancak yatırımcılar açısından, güçlü girişlere rağmen temkinli ve veri odaklı yaklaşımın önemini koruduğunu da unutmamak gerekiyor.











