Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün açıkladığı 2025 büyüme verilerine göre Türkiye yüzde 3,6’lık yıllık büyüme oranıyla OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ilk üç ekonomi arasına girdi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü verilerine göre Türkiye, bu oranla Polonya ile üçüncülüğü paylaşırken, G20 ülkeleri içinde ise beşinci sırada konumlandı. Küresel ekonomide büyümenin sınırlı kaldığı bir yılda elde edilen bu performans, Türkiye’nin görece pozitif ayrıştığını ortaya koydu.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre ekonomi, 2025’in son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,4, çeyreklik bazda ise yüzde 0,4 büyüme kaydetti. Böylece yılın tamamında büyüme oranı yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Bu sonuçla birlikte Türkiye ekonomisi çeyreklik bazda üst üste 22 çeyrektir büyümesini sürdürürken, yıllık bazda kesintisiz büyüme süresi 16 yıla ulaştı. Bu istikrar, özellikle küresel talepteki yavaşlama ve sıkı para politikalarının etkili olduğu bir dönemde dikkat çekici bulundu.
OECD sıralamasında 2025’in en hızlı büyüyen ekonomisi yüzde 12,6 ile İrlanda oldu. Çok uluslu şirket yatırımları ve teknoloji ihracatı kaynaklı dalgalı ancak yüksek oranlı büyüme performansıyla bilinen İrlanda’yı yüzde 4,6 ile Kosta Rika izledi. Türkiye ve Polonya yüzde 3,6 ile üçüncü sırayı paylaşırken, yüzde 3,1 ile İsrail ve yüzde 2,9 ile Danimarka listenin üst sıralarında yer aldı. Buna karşılık Avrupa’nın büyük ekonomilerinden Almanya ve Finlandiya yüzde 0,2 ile en düşük büyüme oranlarını kaydetti. Bu tablo, Avrupa ekonomilerinde belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.
Türkiye, G20 liginde de güçlü bir konum elde etti. Büyüme verisi açıklanan G20 ülkeleri arasında yüzde 3,6’lık oranla beşinci sırada yer alan Türkiye, gelişmiş ve gelişmekte olan büyük ekonomiler arasında üst sıralarda konumlandı. G20 içinde en hızlı büyüyen ekonomi yüzde 7,6 ile Hindistan olurken, onu yüzde 5,11 ile Endonezya, yüzde 5 ile Çin ve yüzde 4,5 ile Suudi Arabistan takip etti. Amerika Birleşik Devletleri yüzde 2,2, Birleşik Krallık yüzde 1,3 ve Japonya yüzde 1,1 büyüme oranında kaldı. Bu karşılaştırma, Türkiye’nin hem gelişmiş ekonomilerin hem de bazı gelişmekte olan büyük ülkelerin önünde yer aldığını gösterdi.
2025 performansına sektörel açıdan bakıldığında, iç talep ve hizmetler sektörünün büyümeye önemli katkı sunduğu, ihracat tarafında ise küresel talep zayıflığına rağmen dengeli bir görünüm sergilendiği değerlendiriliyor. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikalarına rağmen büyümenin pozitif kalması, ekonominin dirençli yapısına işaret ediyor. Bununla birlikte sürdürülebilir büyüme açısından verimlilik artışı, yüksek katma değerli üretim ve doğrudan yabancı yatırımların artırılması kritik önem taşıyor.
Küresel ekonomide 2025 yılı, düşük büyüme ve jeopolitik risklerin gölgesinde geçti. Avrupa ekonomilerindeki zayıf performans, enerji maliyetleri ve finansman koşullarının sıkılığıyla bağlantılı görülürken; Asya tarafında daha güçlü büyüme dinamikleri dikkat çekti. Türkiye’nin bu tabloda OECD’de ilk üçte, G20’de ilk beşte yer alması, küresel ölçekte rekabet gücünü koruduğunu ortaya koydu.
Önümüzdeki dönemde büyümenin kompozisyonu belirleyici olacak. İç talep ağırlıklı büyüme yerine ihracat ve yatırım destekli dengeli bir yapı, makroekonomik istikrar açısından daha sağlıklı bir zemin sunabilir. 2025 verileri Türkiye’nin hız kesmeden yoluna devam ettiğini gösterirken, kalıcı refah artışı için yapısal reformlar ve fiyat istikrarının güçlendirilmesi temel gündem maddeleri olmaya devam edecek.











