Türkiye’de finans piyasaları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nin bugün açıklayacağı yılın üçüncü faiz kararına kilitlenmiş durumda. Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve özellikle Orta Doğu’da devam eden savaşın yarattığı belirsizlikler, kararın önemini daha da artırırken, piyasa beklentileri Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde yoğunlaşıyor.
Son dönemde enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikası duruşunu sürdüren TCMB’nin, bu toplantıda da temkinli ve veri odaklı yaklaşımını koruması bekleniyor. Piyasa aktörleri, özellikle enflasyon beklentilerinin kontrol altında tutulması ve finansal istikrarın sağlanması açısından mevcut politika setinin korunmasının daha olası olduğu görüşünde birleşiyor.
TCMB cephesinden gelen son mesajlar da bu beklentileri destekler nitelikte. TCMB Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, yaptığı değerlendirmede enflasyon üzerindeki risklerin sürdüğüne dikkat çekerek, Merkez Bankası’nın bu süreçte “temkinli ve veri odaklı” bir yaklaşımı sürdüreceğini vurgulamıştı. Karahan ayrıca, alınan sıkılaştırıcı adımların yalnızca ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda piyasa beklentilerini çıpalama açısından da kritik rol oynadığını ifade etmişti.
Hatırlanacağı üzere TCMB, mart ayında gerçekleştirilen son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit bırakmıştı. Aynı toplantıda gecelik borç verme faizi yüzde 40, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5 seviyesinde korunmuştu. Bu karar, Merkez Bankası’nın sıkı para politikası duruşunu sürdürme kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmişti.
Bugün saat 14.00’te açıklanacak kararın sadece faiz oranı açısından değil, karar metninde yer alacak yönlendirmeler bakımından da piyasalar üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Özellikle enflasyon görünümüne ilişkin verilecek mesajlar, önümüzdeki dönemde para politikasının yönü hakkında önemli ipuçları sunabilir.
Öte yandan küresel gelişmeler de TCMB’nin hareket alanını doğrudan etkiliyor. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerinden enflasyonist baskı yaratma potansiyeli, Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikaları da Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından yakından takip ediliyor.
Genel çerçevede bakıldığında, TCMB’nin bugün açıklayacağı kararın sürprizden uzak olması beklenirken, verilecek mesajların tonu ve ileriye dönük sinyaller piyasalarda asıl fiyatlamayı belirleyecek unsurlar olacak. Ekonomistler, mevcut koşullar altında erken bir gevşeme adımının riskli olacağı görüşünde birleşirken, sıkı para politikasının bir süre daha korunmasının en güçlü senaryo olarak öne çıktığını belirtiyor.











