Merkez Bankaları Altın Satışına Döndü: Türkiye Zirvede, Polonya Alımda Öne Çıktı

Mart 2026’da merkez bankaları net altın sattı. Türkiye 60 tonla lider satıcı, Polonya ise en büyük alıcı oldu.

Dünya Altın Konseyi tarafından açıklanan Mart 2026 verileri, küresel merkez bankalarının altın stratejisinde dikkat çekici bir yön değişimine işaret etti. Uzun süredir alım tarafında olan merkez bankaları, mart ayında net 30 ton altın satışı gerçekleştirdi. Bu tablo içinde en dikkat çeken ülke ise açık ara farkla Türkiye oldu.

Verilere göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, mart ayında gerçekleştirdiği 60 tonluk satışla dünyanın en büyük altın satıcısı konumuna yerleşti. Aynı dönemde Rusya da 6 tonluk satış yaparken, Azerbaycan Devlet Petrol Fonu’nun (SOFAZ) ilk çeyrek verileri de 22 tonluk net satışa işaret etti. Türkiye’nin bu satışlarının arkasında, döviz ihtiyacı ve piyasa likiditesini artırma amacı olduğu değerlendiriliyor. Bu hamle, özellikle son dönemde dalgalı seyreden finansal koşulların merkez bankası rezerv politikaları üzerindeki etkisini açık şekilde ortaya koyuyor.

Öte yandan altın talebi tamamen ortadan kalkmış değil. Mart ayında Polonya Merkez Bankası 11 tonluk alımla en büyük alıcı olurken, onu Özbekistan (9 ton) ve Kazakistan (6 ton) izledi. Çin Merkez Bankası ise 17 aydır sürdürdüğü alım trendini devam ettirerek mart ayında alımını 5 tona yükseltti. Ayrıca Çek Cumhuriyeti ve Guatemala da 2’şer tonluk alımlarla dikkat çekti.

Yılın geneline bakıldığında da tablo büyük ölçüde değişmiyor. 2026’nın ilk çeyreğinde Polonya toplam 31 ton altın alarak en büyük alıcı olurken, onu Özbekistan (25 ton), Kazakistan (13 ton) ve Çin (7 ton) takip etti. Buna karşılık, aynı dönemde Türkiye’nin altın rezervi toplamda 79 ton azaldı ve böylece yılın en büyük satıcısı unvanını da aldı. Satışların önemli bir kısmının mart ayında yoğunlaştığı görülüyor.

Bu gelişmeler, merkez bankalarının altına bakışında daha esnek ve konjonktüre bağlı bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Son yıllarda jeopolitik riskler ve enflasyon endişeleri nedeniyle güçlü bir talep gören altın, artık bazı ülkeler için kısa vadeli likidite aracı olarak da kullanılabiliyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, döviz rezervlerini dengelemek ve finansal istikrarı korumak adına altın satışlarının geçici olarak artabileceği değerlendiriliyor.

Ancak dikkat çeken bir diğer unsur, altının rezerv varlığı olarak önemini kaybetmemesi. Polonya ve Çin gibi ülkelerin istikrarlı alımları, uzun vadede altının merkez bankaları için güvenli liman özelliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Bu da küresel ölçekte iki yönlü bir stratejinin oluştuğunu gösteriyor: Kısa vadede likidite için satış, uzun vadede güven için alım.

Önümüzdeki süreçte merkez bankalarının altın politikalarının, küresel faiz oranları, doların gücü ve jeopolitik gelişmeler doğrultusunda şekillenmeye devam etmesi bekleniyor. Özellikle ABD para politikası ve küresel risk iştahı, altın talebinin yönünü belirleyen en kritik unsurlar arasında yer almayı sürdürecek.