Türkiye nüfusunun yarısını kadınlar oluşturuyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı “İstatistiklerle Kadın 2025” çalışması, Türkiye’de kadınların nüfus, eğitim, ekonomi ve sosyal hayattaki konumuna dair önemli veriler ortaya koydu.
Buna göre Türkiye’de nüfusun yüzde 49,98’i kadınlardan, yüzde 50,02’si ise erkeklerden oluşuyor. Kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus ise 43 milyon 59 bin 434 kişi olarak hesaplandı.
Kadınların erkeklere göre daha uzun yaşaması, ileri yaş gruplarında kadın oranını artırıyor. Örneğin:
- 60-74 yaş grubunda kadın oranı yüzde 51,9
- 90 yaş ve üzeri grupta yüzde 69,7
Bu veriler, yaşlı nüfus içerisinde kadınların belirgin şekilde çoğunlukta olduğunu gösteriyor.
Eğitimde büyük ilerleme
Son yıllarda eğitim alanında önemli bir yükseliş yaşandı.
2008 yılında 25 yaş ve üzeri nüfus içinde en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı yüzde 75,1 iken bu oran 2024’te yüzde 92,6’ya yükseldi.
Cinsiyetlere göre değişim ise şöyle:
- Kadınlar: yüzde 67,5 → yüzde 88,3
- Erkekler: yüzde 82,8 → yüzde 97
Ayrıca ortalama eğitim süresi de belirgin şekilde arttı.
| Yıl | Toplam | Kadın | Erkek |
|---|---|---|---|
| 2011 | 7,3 yıl | 6,4 yıl | 8,3 yıl |
| 2024 | 9,5 yıl | 8,8 yıl | 10,2 yıl |
Yükseköğretim mezunu oranı da önemli ölçüde yükseldi.
2008’de yüzde 9,1 olan oran, 2024’te yüzde 25,2’ye çıktı.
- Kadınlarda: yüzde 7,1 → yüzde 23,6
- Erkeklerde: yüzde 11,2 → yüzde 26,8
Ayrıca eğitim düzeyinin kuşaklar arası aktarımı da dikkat çekiyor. Annesi yükseköğretim mezunu olan bireylerin yüzde 84,4’ü de yükseköğretim mezunu.
Kadınların iş gücüne katılımı hâlâ düşük
Eğitimdeki ilerlemeye rağmen kadınların iş gücüne katılımı erkeklerin oldukça gerisinde.
2024 yılında:
- Toplam iş gücüne katılım oranı: yüzde 54,2
- Kadınlar: yüzde 36,8
- Erkekler: yüzde 72
İstihdam oranı da benzer bir tablo ortaya koyuyor.
- Toplam istihdam: yüzde 49,5
- Kadınlar: yüzde 32,5
- Erkekler: yüzde 66,9
Ancak eğitim seviyesi arttıkça kadınların iş gücüne katılımı önemli ölçüde yükseliyor.
| Eğitim Durumu | Kadın İş Gücüne Katılım |
|---|---|
| Okuryazar olmayan | yüzde 14,6 |
| Lise altı | yüzde 27,5 |
| Lise mezunu | yüzde 38,5 |
| Meslek lisesi | yüzde 43,8 |
| Yükseköğretim mezunu | yüzde 68,7 |
Bu tablo, eğitimin kadınların ekonomik hayata katılımında belirleyici faktör olduğunu ortaya koyuyor.
Kadın istihdamında bölgesel farklar
Kadın istihdam oranı bölgeler arasında da ciddi farklılık gösteriyor.
En yüksek oran:
- Antalya – Isparta – Burdur: yüzde 39,3
En düşük oran:
- Van – Muş – Bitlis – Hakkari: yüzde 20,9
Erkek istihdamında ise en yüksek oran Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde yüzde 72,3, en düşük oran ise Şanlıurfa ve Diyarbakır’da yüzde 59 olarak ölçüldü.
Yarı zamanlı çalışma kadınlarda daha yaygın
2024 yılında yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranı yüzde 12,1 oldu.
- Kadınlarda: yüzde 18,3
- Erkeklerde: yüzde 9
Bu durum, kadınların özellikle aile ve çocuk bakım sorumlulukları nedeniyle esnek çalışma biçimlerine daha fazla yöneldiğini gösteriyor.
Nitekim 3 yaş altı çocuğu olan kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak hesaplandı.
Siyaset ve üst yönetimde kadın temsilinde artış
Kadınların kamu yönetimi ve siyasetteki temsili son yıllarda yükselse de hâlâ sınırlı seviyede.
2025 itibarıyla:
- Kadın büyükelçi oranı: yüzde 28,4
- Kadın milletvekili oranı: yüzde 19,9
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 592 milletvekilinin 118’i kadın, 474’ü erkek.
Bu oran 2007’de yüzde 9,1 seviyesindeydi.
Akademide de kadın temsili artıyor:
- Kadın profesör oranı: yüzde 34,9
- Kadın doçent oranı: yüzde 43,3
Şirket yönetimlerinde ise ilerleme daha sınırlı:
- BIST 50 şirketlerinde kadın yönetim kurulu üyesi oranı: yüzde 18,3
Ar-Ge ve teknolojide kadınların payı
2024 yılında kadın AR-GE personel sayısı 106 bin 74 kişi ile toplamın yüzde 34,2’sini oluşturdu.
Sektörlere göre dağılım:
- Yükseköğretim: yüzde 47,9
- Kamu: yüzde 30,6
- Şirketler: yüzde 28,2
Ayrıca üretken yapay zeka kullananların oranı yüzde 19,2 oldu.
- Kadınlar: yüzde 18,8
- Erkekler: yüzde 19,4
En yüksek kullanım 16-24 yaş grubunda yüzde 39,4 olarak ölçüldü.
Evlilik yaşı yükseliyor
2025 verilerine göre:
- Kadınların ortalama ilk evlenme yaşı: 26
- Erkeklerin ortalama ilk evlenme yaşı: 28,5
En yüksek evlenme yaşı:
- Tunceli: kadın 29,6 – erkek 32,4
En düşük evlenme yaşı:
- Kilis: kadın 23,7
- Şanlıurfa: erkek 26,4
Boşanma davalarında çocuk velayeti çoğunlukla annelere veriliyor.
- Anne: yüzde 74,6
- Baba: yüzde 25,4
Yoksulluk ve sosyal risk kadınlarda daha yüksek
2025’te yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 27,9 olarak hesaplandı.
- Kadınlar: yüzde 30,1
- Erkekler: yüzde 25,6
18-64 yaş grubunda ise:
- Kadınlar: yüzde 28,4
- Erkekler: yüzde 21,8
Kadınların en çok maruz kaldığı şiddet türü psikolojik şiddet
Kadına yönelik şiddet araştırmasına göre kadınların yaşamlarının herhangi bir döneminde maruz kaldıkları şiddet türleri şöyle:
- Psikolojik şiddet: yüzde 28,2
- Ekonomik şiddet: yüzde 18,3
- Fiziksel şiddet: yüzde 12,8
- Israrlı takip: yüzde 10,9
- Dijital şiddet: yüzde 8,3
- Cinsel şiddet: yüzde 5,4
Kadınların yüzde 39,5’i şiddeti en çok eş, eski eş veya partnerlerinden gördüğünü belirtti.
Kadınlar daha uzun yaşıyor
Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi:
- Genel ortalama: 78,1 yıl
- Kadınlar: 80,7 yıl
- Erkekler: 75,5 yıl
Kadınlar ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşıyor.
Ancak sağlıklı yaşam süresi erkeklerde daha uzun:
- Kadınlar: 56,3 yıl
- Erkekler: 58,9 yıl
Genel değerlendirme
Veriler, Türkiye’de kadınların eğitim, akademi ve diplomasi gibi alanlarda ilerleme kaydettiğini ortaya koyuyor. Ancak özellikle iş gücüne katılım, istihdam, üst yönetim ve siyasette temsil açısından erkeklerle arasındaki farkın devam ettiği görülüyor.
Uzmanlara göre kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımı için özellikle şu alanlarda politika geliştirilmesi önem taşıyor:
- Kadın istihdamını artıracak teşvikler
- Çocuk bakım ve kreş imkanlarının yaygınlaştırılması
- Eşit ücret ve kariyer fırsatları
- Kadına yönelik şiddetle mücadelede daha güçlü mekanizmalar
Bu alanlarda sağlanacak ilerleme, yalnızca kadınların değil Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal kalkınmasının da önemli bir parçası olarak görülüyor.










