Hizmet Enflasyonunun Sessiz Dili: Fiyatlar Yavaşlıyor mu, Yük Kalıcı mı?

Kasım H-ÜFE aylık düşse de yıllık yüzde 34,93 artış, hizmet enflasyonunun geçici değil kalıcı bir baskı olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Kasım 2025 Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verileri, yüzeyde sakin ama derininde önemli sinyaller barındıran bir tabloya işaret ediyor. Aylık bazda yüzde 0,70’lik gerileme, hizmet sektöründe kısa vadeli bir nefeslenme algısı yaratsa da, yıllık artışın yüzde 34,93 gibi yüksek bir seviyede kalması, maliyet baskılarının hâlâ güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Dahası, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 37,71’lik artış, hizmet enflasyonunun ekonomide kalıcı bir yük haline geldiğini düşündürüyor.

Aylık düşüş, ilk bakışta olumlu gibi görünse de bu gerilemenin genel bir rahatlamadan ziyade sektörler arası farklılaşmadan kaynaklandığı görülüyor. Özellikle ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 0,09, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde ise yüzde 1,91’lik düşüş, turizm sezonunun sona ermesi ve iç talepteki yavaşlamanın bir yansıması olarak okunabilir. Ancak asıl dikkat çekici kalem, gayrimenkul hizmetlerinde yaşanan yüzde 8,57’lik sert aylık gerileme. Bu düşüş, konut piyasasında işlem hacminin daraldığını ve fiyatlama gücünün zayıfladığını gösteriyor.

Buna karşın yıllık verilere bakıldığında tablo çok daha farklı. Gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 42,22 ile en yüksek yıllık artış, barınma maliyetlerinin neden hâlâ toplumun en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu net biçimde açıklıyor. Ulaştırma ve depolama hizmetlerindeki yüzde 31,51, konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki yüzde 36,00, bilgi ve iletişim hizmetlerindeki yüzde 35,19 artışlar, hizmet sektörünün geniş bir alanda maliyet baskısı altında olduğunu ortaya koyuyor. Mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 39,35, idari ve destek hizmetlerde ise yüzde 38,49’luk artış, özellikle şirketlerin operasyonel giderlerinin neden düşmekte zorlandığını gösteren önemli göstergeler arasında yer alıyor.

Bu noktada kritik soru şu: Aylık düşüşler kalıcı bir dezenflasyon sürecinin başlangıcı mı, yoksa geçici bir düzeltme mi? Mevcut veriler, ikinci ihtimalin daha güçlü olduğunu düşündürüyor. Çünkü hizmet enflasyonu, mal enflasyonuna kıyasla daha yapışkan bir yapıya sahip. Ücretler, kira giderleri ve sözleşmeli hizmet bedelleri kolay geri gelmediği için, yıllık oranların yüksek seyri fiyatların aşağı yönlü hareketini sınırlıyor.

Öte yandan bilgi ve iletişim hizmetlerinde aylık yüzde 2,15’lik artış ile mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde görülen yüzde 0,75’lik yükseliş, dijitalleşme ve uzmanlık gerektiren alanlarda talebin canlı kaldığını gösteriyor. Bu da ekonomideki yavaşlamanın her sektöre eşit yansımadığını, bazı alanlarda maliyet artışlarının hâlâ kolaylıkla fiyatlara aktarılabildiğini ortaya koyuyor.

Sonuç olarak Kasım ayı H-ÜFE verileri, hizmet sektöründe kısa vadeli bir soğuma işareti verse de, yıllık ve ortalama rakamlar enflasyonist baskının henüz kırılmadığını açıkça gösteriyor. Hizmet enflasyonunda kalıcı bir düşüş için yalnızca talep tarafının değil, maliyetleri besleyen yapısal unsurların da zayıflaması gerekiyor. Aksi halde aylık bazdaki bu tür gerilemeler, istatistiksel bir mola olmaktan öteye geçemeyecek.