Enflasyon Gölgesinde Zam: Rakamlar Artıyor, Alım Gücü Yerinde Sayıyor

5 aylık verilerle zamlar netleşti ama enflasyon karşısında memur ve emeklinin alım gücü artmıyor, kayıplar sürüyor.

Memur ve emeklinin maaş artışı yine rakamların, beklentilerin ve enflasyonun gölgesinde şekilleniyor. Mevcut sistemde memur ve memur emeklilerinin maaşları toplu sözleşme ve enflasyon farkına, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları ise doğrudan 6 aylık enflasyona endeksli. Kağıt üzerinde bu yöntem adil gibi görünse de, günlük hayatın gerçekleriyle karşılaştırıldığında tartışmalar her geçen yıl daha da büyüyor.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre Kasım ayında TÜFE yüzde 0,87 arttı, yıllık enflasyon yüzde 31,07 olarak gerçekleşti. Böylece yılın ikinci yarısına ait 5 aylık enflasyon verisi netleşti ve maaş zamlarına ilişkin ilk tablo ortaya çıktı. Bu tabloya göre SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 5 aylık zammı yüzde 11,20, memur ve memur emeklilerinin artışı ise yüzde 17,55 oldu. Elbette bu oranlar nihai değil; Aralık ayı enflasyonu eklendiğinde Ocak 2026 zamları kesinleşecek.

Şu anki veriler, özellikle emekliler açısından düşündürücü bir tabloyu işaret ediyor. Yüzde 11,20’lik artış, yalnızca fiyat artışlarının bir kısmını telafi ediyor; temel harcamalarda yaşanan yükseliş dikkate alındığında, alım gücünde gerçek bir iyileşmeden söz etmek zor. Memur ve memur emeklileri için oluşan yüzde 17,55’lik artış ise görece daha yüksek görünse de, son yıllarda biriken kayıpları telafi etmekten uzak.

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminleri, zam oranlarının hangi aralıkta şekillenebileceğine dair önemli ipuçları veriyor. 11 aylık enflasyonun yüzde 29,74’e ulaşması, yıl sonu için öngörülen yüzde 31–33 bandını güçlü kılıyor. Eğer enflasyon yüzde 31 seviyesinde gerçekleşirse, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak zammı yüzde 12,28, memur ve memur emeklilerinin zammı ise yüzde 18,70 olacak. Yüzde 33’lük bir enflasyon senaryosunda ise bu oranlar sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 20,51 seviyesine çıkacak.

Burada dikkat çeken bir başka nokta da taban aylık tartışması. Memur emeklileri için 1000 liralık taban aylık artışı beklentisi, özellikle düşük maaş alan kesimler için kritik önemde. Ancak geçmiş deneyimler, taban aylık artışlarının kısa vadede rahatlama sağlasa da, yüksek enflasyon ortamında hızla eridiğini gösteriyor.

Asıl mesele, zam oranlarının kaç olduğu değil; bu zamların vatandaşın mutfağına ne kadar yansıdığı. Kira, gıda, enerji ve sağlık harcamaları son yıllarda maaş artışlarının çok üzerinde seyrediyor. Bu nedenle her zam dönemi, toplumun geniş kesimleri için bir “rahatlama” değil, kayıpların ne kadarının telafi edilebildiğini ölçen bir muhasebeye dönüşüyor.

Eğer ücret artışları yalnızca enflasyonu yakalamaya çalışır, refah payı içermeden belirlenirse, memur ve emekli her yıl bir adım geriden gelmeye devam eder. Kalıcı çözüm, yalnızca dönemsel zamlar değil; enflasyonla daha etkin mücadele, maaşların satın alma gücünü koruyan yapısal düzenlemeler ve özellikle emekliler için insan onuruna yaraşır bir gelir düzeyinin güvence altına alınmasıdır.