Emtia piyasalarında tamamlanan haftada yatırımcıların odağında hem ABD’de açıklanan makroekonomik veriler hem de jeopolitik gelişmeler yer aldı. ABD’de tarım dışı istihdam Aralık ayında sadece 50 bin artışla beklentilerin oldukça altında kaldı; buna rağmen işsizlik oranı yüzde 4,4’e geriledi, saatlik ücret artışı yüzde 3,8 civarında izlendi ve hizmet sektörü güçlü kalmaya devam etti. Bu veriler, ekonomik aktivitenin karmaşık bir tablo çizdiğini gösterirken, büyüme ve enflasyon beklentileri açısından yatırımcı algılarında belirleyici oldu. Aynı dönemde ISM imalat endeksi daralma bölgesinde kalırken, hizmet endeksi iç talebin canlı olduğunu işaret etti.
Bu makroekonomik çerçeve içinde değerli metaller tarafında güçlü bir hafta performansı kaydedildi. Haftalık bazda paladyum fiyatları yüzde 12,2 gibi dikkat çekici bir artışla haftanın en çok kazandıran metal olurken, gümüş yüzde 10,2, platin yüzde 6 ve altın da yüzde 4,1 civarında değer kazandı. Böylelikle paladyum, yatırımcı ilgisinin en yoğunlaştığı değerli metal olarak öne çıktı.
Piyasalardaki bu güçlü ralli, değerli metallere yönelik talebin sürdüğünü gösteriyor. Bank of America’nın 2026 için platin ve paladyum fiyatlarına ilişkin tahminlerini yukarı yönlü revize etmesi de bu eğilimi destekliyor. Banka, özellikle fiziksel piyasadaki arz sıkışıklığı ve Çin’den gelen güçlü talebin bu metallere yukarı yönlü baskı oluşturduğunu belirterek, 2026 yılı ortalama platin fiyat tahminini anlamlı şekilde artırdı.
Bu dönemde jeopolitik risklerin de emtia fiyatlarına etki ettiği görülüyor. Özellikle ABD’nin Venezuela’daki askeri müdahalesi ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılmasının ardından piyasalarda artan jeopolitik belirsizlik, güvenli liman talebini artırarak altın ve gümüş gibi metallerin yükselmesini destekledi. Bölgedeki gelişmeler yatırımcıların risk algısında belirleyici oldu ve emtia fiyatlarının yönü üzerinde etkili olmaya devam etti.
Jeopolitik gelişmelerin yanında, ABD Başkanı Donald Trump’ın savunma bütçesi açıklamaları ile Amerika’nın stratejik konum vurgusu da risk algısının şekillenmesinde rol oynadı. Trump’ın savunma bütçesinin 1,5 trilyon dolar olması gerektiği ve düşman kim olursa olsun ABD’nin güvenliğinin sağlanacağı yönündeki mesajları, küresel risk iştahı üzerinde etkili olurken yatırımcıların jeopolitik risk primini fiyatlamalarına yansıttı.
Emtia piyasalarında Çin cephesinden gelen haberler de yakından takip edildi. Çin’de imalat PMI verilerinin 49,2’den 50,1’e yükselerek büyüme bölgesine geçmesi, ekonomik toparlanma sinyali olarak algılanırken, bu durum özellikle sanayi metalleri ve enerjide talep beklentilerini canlı tuttu. Bu tarz veriler, merkez bankalarının faiz politikaları beklentilerini etkileyeceği için yatırımcı kararlarında belirleyici oluyor.
Piyasalarda ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, haftayı yaklaşık yüzde 4,17 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,7 yükselerek 99,1’e çıktı. Bu makro şekillenme, özellikle doların güç kazanmasıyla birlikte emtia fiyatlamalarında daha karmaşık bir tablo oluşturuyor.
Tüm bu veriler ve jeopolitik gelişmeler, emtia piyasalarının sadece arz-talep dengesi ile değil; jeopolitik riskler, makro ekonomik veriler, merkez bankası politikaları ve küresel büyüme beklentileriyle de sürekli etkileşim içinde olduğunu gösteriyor. Özellikle değerli metallerdeki güçlü performans, yatırımcıların hem güvenli liman hem de ekonomik toparlanma beklentileri çerçevesinde fiyatlama yaptıklarını ortaya koyuyor.









