Küresel piyasalarda güvenli liman olarak görülen altın, son günlerde yatırımcıların karşı karşıya kaldığı çelişkili gelişmeler nedeniyle sert dalgalanmalar yaşamaya devam ediyor. Haftanın son işlem gününde hem jeopolitik gelişmeler hem de makroekonomik veriler altın fiyatları üzerinde belirleyici olurken, yaşanan sert hareketler piyasada yön arayışını güçlendirdi. Dün 4.023 dolar seviyesine kadar gerileyen altın, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu’da barış ihtimaline işaret eden açıklamalarının ardından hızlı bir toparlanma yaşayarak bugün 4.246 dolar seviyesine kadar yükseldi. Ancak yükselişin kalıcı olamaması ve yeniden gündeme gelen enflasyon baskıları ile faiz artırımı beklentileri, değerli metal üzerinde satış baskısını artırdı. Spot piyasada altın fiyatı şu sıralarda yüzde 0,4 düşüşle 4.194 dolar seviyesinde işlem görüyor.
Piyasalarda oluşan dalgalı görünüm, yatırımcıların aynı anda birden fazla risk unsurunu fiyatlamasından kaynaklanıyor. Bir tarafta jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik iyimser beklentiler bulunurken diğer tarafta ABD ekonomisinden gelen güçlü veriler, sıkı para politikalarının uzun süre devam edeceği endişesini artırıyor. Analistler, altının son yıllardaki en karmaşık fiyatlama süreçlerinden birini yaşadığına dikkat çekerek, güvenli liman talebinin zaman zaman güç kazansa da yüksek faiz ortamının altın üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdüğünü belirtiyor.
Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz politikalarına yönelik beklentiler, altın fiyatlarının yönü üzerinde kritik rol oynuyor. Mayıs ayına ilişkin üretici fiyat endeksi verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi, enflasyonist baskıların halen güçlü olduğuna işaret etti. Uzmanlara göre enerji maliyetlerindeki artışın ekonomik sistemin tüm katmanlarına yayılması, son üç buçuk yılın en sert yıllık maliyet artışlarından birini beraberinde getirdi. Bu tablo, yatırımcıların faiz indirimi beklentilerini geri plana iterken, piyasalar aralık ayına kadar yeni bir faiz artırımı ihtimalini yaklaşık yüzde 60 oranında fiyatlamaya başladı. Getiri sağlamayan fiziki altın yatırımları ise yüksek faiz dönemlerinde yatırımcı açısından cazibesini önemli ölçüde kaybediyor.
Öte yandan jeopolitik gelişmeler altındaki yön arayışını karmaşık hale getiriyor. Perşembe günü sert satışlarla son altı ayın en düşük seviyelerine yaklaşan altın, Trump’ın Washington ile Tahran arasında kısa süre içinde bir barış anlaşması imzalanabileceğine yönelik açıklamalarının ardından hızlı bir yükseliş kaydetti. Beklenen olası uzlaşının, küresel enerji ticareti açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri azaltabileceği ve enerji arzına ilişkin endişeleri hafifletebileceği değerlendirmeleri piyasalara olumlu yansıdı. Gün sonunda altın fiyatları yaklaşık yüzde 3,5 oranında yükselişle kayıplarını telafi etti. Ancak İranlı yetkililerden gelen “henüz nihai mutabakat sağlanmadı” yönündeki açıklamalar, bölgesel belirsizliklerin sürdüğünü göstererek fiyatlarda yeniden dalgalanmaya neden oldu.
Vadeli işlem piyasalarında ise daha farklı bir görünüm dikkat çekiyor. Özellikle Aralık vadeli ABD altın kontratlarında görülen toparlanma, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ediyor. Vadeli kontratlar yüzde 2,2 oranında yükselerek 4.206,80 dolar seviyesine ulaşırken, yatırımcıların kısa vadeli belirsizliklere karşı korunma arayışını sürdürdüğü görülüyor.
Altındaki satış baskısı yalnızca sarı metalle sınırlı kalmadı. Değerli metal piyasasının diğer önemli üyeleri de küresel risk iştahındaki değişimden etkilendi. Spot gümüş fiyatları yüzde 0,5 gerileyerek ons başına 67,21 dolar seviyesine düşerken, endüstriyel kullanım alanı nedeniyle farklı dinamiklere sahip olan platin pozitif ayrıştı. Güçlü sanayi talebine yönelik beklentilerin etkisiyle platin yüzde 0,6 değer kazanarak 1.734,08 dolar seviyesine yükseldi.
Uzmanlar önümüzdeki süreçte altın piyasasında yönü belirleyecek ana başlıkların ABD’den gelecek enflasyon verileri, Fed üyelerinin açıklamaları ve Orta Doğu’daki diplomatik gelişmeler olacağını vurguluyor. Teknik açıdan bakıldığında ise 4.200 dolar seviyesinin altındaki hareketlerin satış baskısını hızlandırabileceği, buna karşılık jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi halinde güvenli liman talebinin altını yeniden yukarı taşıyabileceği ifade ediliyor. Yatırımcıların kısa vadede yüksek volatiliteye karşı temkinli pozisyon alması gerektiği değerlendiriliyor.










