Altında Ralli: Belirsizlik, Fed Beklentisi ve Jeopolitik Risklerin Yükselişi

Altın rekor seviyelere yaklaşırken Fed indirim beklentisi, zayıf ABD istihdam verisi ve jeopolitik riskler alımı tetikliyor.

Spot altın, haftayı ons başına yaklaşık 4.517 dolar seviyesinde kapatarak tarihî zirvesine yeniden yaklaşırken, haftalık bazda yaklaşık yüzde 4 civarında bir kazanç sağladı ve rekor seviyeye işaret eden seyri korudu. Aynı dönemde ABD altın vadeli işlemleri de yükselişte tamamladı. Bu tablo, altının küresel yatırımcılar açısından “güvenli liman” özelliğini tekrar hatırlattığını gösteriyor.

Altının bu yükselişinde temel makroekonomik verilerden biri ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam rakamı oldu. Aralık ayında istihdam artışı beklentilerin oldukça altında gerçekleşirken, işsizlik oranı ise biraz daha olumlu seyretti. Uzmanlar, bu durumun ekonomide istihdam yaratma kapasitesinin zayıfladığı şeklinde okumalar yarattığını belirtiyor. Zayıf istihdam verisi, piyasaları Fed’in faiz indirimi yapacağı beklentisini güçlendirirken, düşük faiz ortamının altın gibi getirisi bulunmayan varlıkların cazibesini artırdığı yorumlarına yol açtı.

Bu süreçte piyasalarda Fed’in en az iki faiz indirimi yapacağı beklentisi, altını destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Para politikası görünümüne yönelik bu güvercin beklenti, değerli metaller için yatırımcı talebini canlı tutuyor ve altının safe-haven özelliğini güçlendiriyor.

Jeopolitik riskler de altına talebi artıran diğer önemli bir faktör. İran’daki protestolar, Rusya-Ukrayna savaşı gibi süregelen jeopolitik gerginlikler bunlara ek olarak Venezuela’daki siyasi kriz gibi belirsizlikler ve ABD’nin farklı dünya bölgelerinde stratejik söylemleri, küresel risk algısını yükselterek altına olan güvenli liman talebini artırdı. Bu risklerin devam ediyor olması, yatırımcıların portföylerinde altın ağırlığını artırmasına neden oluyor.

Türkiye’de de gram altın fiyatları, ons altındaki yükselişle paralel bir seyir izleyerek haftayı yükselişle kapattı. Gram altın, hafta bazında yaklaşık yüzde 4,3 artışla 6.266 TL civarına yükseldi ki bu rekor seviyelere yakın bir performans anlamına geliyor.

Altın piyasasındaki bu güçlü ralli, yalnızca kısa vadeli bir hareketten çok daha derin dinamiklerle destekleniyor. Bir yandan Fed politikası beklentileri, diğer yandan jeopolitik belirsizlikler ve küresel ekonomik göstergelerdeki zayıflık, altının güvenli liman aracı olarak cazibesini artıran unsurlar. Bu çerçevede birçok büyük finans kuruluşu ve analist, 2026 yılı için altın fiyat tahminlerini yukarı yönlü revize ediyor. Bazı öngörüler, altının ons fiyatının **4.800 doları aşabileceğini veya hatta bazı senaryolarda 5.000 dolara kadar yükselebileceğini dikkat çekiyor ki bu da mevcut seviyelerin çok üzerine işaret ediyor.

Değerli metaller cephesinde ise yalnızca altın değil, gümüş, platin ve paladyum gibi diğer metaller de haftayı artıda kapatarak yükseliş eğilimini sürdürdü. Bu durum, küresel yatırımcı ilgisinin sadece altına değil, geniş bir değerli metaller sepetine doğru kaydığını gösteriyor. Daha hareketli emtia piyasaları ve arz-talep dinamiklerinin değişmesi, bu metallerin fiyatlarına da pozitif yansıyor.

Altının kısa vadede dalgalı seyredebileceğini unutmamak gerekiyor. Doların gücü, emtia endekslerindeki ayarlamalar ve potansiyel kar realizasyonları gibi faktörler zaman zaman satış baskısı yaratabiliyor. Ancak Fed’in para politikası, küresel ekonomik yavaşlama endişeleri ve jeopolitik risklerin sürdüğü bir ortamda altın, uzun vadeli yatırımcılar için hâlâ güçlü bir koruma aracı olarak değerini koruyor.

Sonuç olarak, altın piyasasının bu seviyelere gelmesinde ABD’deki ekonomik veriler, merkez bankası politikaları ve risk iştahındaki değişimler gibi çok boyutlu etkenler rol oynuyor. Altının, yalnızca mali piyasalardaki dalgalanmalardan değil, küresel jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerden de etkilenen bir yatırım aracı olduğu açıkça görülüyor. Önümüzdeki dönemde bu dinamiklerin nasıl evrileceği, altın fiyatlarının yönü açısından belirleyici olacak.