Geçen hafta küresel piyasalarda dengeleri değiştiren en önemli başlık, altın ve gümüşün ons fiyatlarında görülen tarihi rekorlar oldu. Fed’in gevşeme patikasına gireceğine yönelik iyimserlik, doların zayıflaması ve merkez bankalarının artan altın talebi, değerli metalleri güçlü biçimde destekledi. Yatırımcılar için bu tablo, yalnızca kısa vadeli bir yükselişten ziyade küresel para sisteminde süregelen dönüşümün de bir yansıması olarak okunuyor.
Altının ons fiyatı cuma günü 4 bin 549,9 dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Haftalık bazda yüzde 4,5’lik değer kazancıyla 4 bin 533 dolardan kapanan altın, jeopolitik belirsizlikler ve para politikalarındaki yön değişimi beklentileriyle güvenli liman özelliğini bir kez daha teyit etti. Özellikle gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri, altına olan yapısal talebi kalıcı biçimde güçlendiriyor.
Gümüş cephesinde ise yükseliş çok daha sert gerçekleşti. Sanayi metali olmasının yanı sıra değerli metal kimliği taşıyan gümüşün ons fiyatı, cuma günü 79,3 dolar ile rekor kırarken, haftayı yüzde 17,9 artışla 79,2 dolardan tamamladı. Bu hareket, hem yenilenebilir enerji ve teknoloji sektörlerinden gelen talebin hem de yatırımcıların alternatif güvenli liman arayışının etkisini ortaya koydu. Gümüşteki yükseliş, risk iştahının tamamen kaybolmadığını ancak korumacı reflekslerin güçlendiğini gösteriyor.
Makro cephede ABD tahvil piyasası daha sakin bir görünüm sundu. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftalık bazda 1 baz puan gerileyerek yüzde 4,14’e indi. Faizlerdeki bu sınırlı düşüş, Fed’in önümüzdeki dönemde daha güvercin bir duruş sergileyebileceği beklentisini desteklerken, dolar endeksindeki yüzde 0,6’lık gerilemeyle 98,6 seviyesine inmesi, değerli metallere alan açan bir diğer önemli unsur oldu. Enerji tarafında ise Brent petrolün varili yüzde 0,5 yükselişle 60,4 dolar seviyesinde dengelendi; bu da küresel büyüme beklentilerinin zayıf ama tamamen sönümlenmediğine işaret etti.
Yurt içinde ise tablo daha karmaşık. Geçen hafta Borsa İstanbul’da satış ağırlıklı bir seyir izlendi ve BIST 100 endeksi haftayı yüzde 0,42 düşüşle 11.294,37 puandan kapattı. Küresel piyasalarda değerli metallere yönelim artarken, hisse senedi piyasasında temkinli duruşun öne çıkması dikkat çekti. Dolar/TL’nin haftayı yüzde 0,2 artışla 42,9010’dan tamamlaması, kur cephesinde kontrollü ama yukarı yönlü seyrin sürdüğünü gösterdi.
Buna karşılık Türkiye’nin risk algısında belirgin bir iyileşme var. 5 yıllık CDS’in 205 puana gerileyerek Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyeyi görmesi, dış yatırımcı açısından olumlu bir sinyal olarak öne çıkıyor. Ayrıca BDDK’nın bankalar ve finansal kuruluşlar için enflasyon muhasebesi uygulanmamasına karar vermesi, sektör bilançolarında oynaklığı sınırlayıcı bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu karar, kısa vadede finansal tabloların daha öngörülebilir olmasını sağlarken, piyasaların odağını yeniden makro verilere çevirebilir.
Önümüzdeki hafta yurt içinde iş gücü istatistikleri, işsizlik oranı, ekonomik güven endeksi, dış ticaret dengesi ve imalat sanayi PMI verileri yakından izlenecek. Yılbaşı tatili nedeniyle perşembe günü piyasaların kapalı olması, haftanın geri kalanında işlem hacimlerini sınırlayabilir. Küresel tarafta ise altın ve gümüşte görülen rekor seviyelerin ardından kâr realizasyonları mı yoksa yeni zirveler mi sorusu gündemde olacak. Mevcut görünüm, değerli metallerin yalnızca enflasyona karşı değil, aynı zamanda para politikalarındaki belirsizliğe karşı da güçlü bir sigorta olarak konumlandığını gösteriyor.











