Altın piyasası haftaya sert bir geri çekilmeyle başlarken, jeopolitik gelişmeler ve makroekonomik veriler fiyatlar üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. ABD yönetiminin İran’dan gelen barış teklifini reddetmesiyle birlikte artan diplomatik tansiyon, piyasalarda belirsizliği canlı tutarken ons altın fiyatı 4.670 dolar seviyesine kadar geriledi. Günlük bazda yüzde 0,89’luk düşüş kaydeden altın, güvenli liman talebine rağmen satış baskısından kurtulamadı.
ABD ile İran arasında devam eden anlaşmazlık, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin sürmesi nedeniyle küresel piyasalarda risk primini yüksek tutuyor. Tarafların karşılıklı olarak sert açıklamalarda bulunması, kısa vadede bir uzlaşma ihtimalini zayıflatırken, bu durum enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Ancak paradoksal biçimde, bu tür jeopolitik riskler altına destek vermesi beklenirken, mevcut tabloda yüksek faiz beklentileri altının cazibesini sınırlıyor.
Öte yandan ABD’den gelen makroekonomik veriler, altın fiyatlarındaki geri çekilmenin ana nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Nisan ayına ilişkin tarım dışı istihdam verisi 115 bin ile beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşti. Piyasa beklentisi 62 bin seviyesindeydi. Ayrıca mart ayı verisinin 178 binden 185 bine revize edilmesi, iş gücü piyasasının güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. İşsizlik oranı ise yüzde 4,3 ile sabit kalarak beklentilere paralel gerçekleşti.
Bu güçlü istihdam verileri, ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmekte acele etmeyeceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Faiz getirisi olmayan altın, yüksek faiz ortamında yatırımcılar için daha az cazip hale gelirken, doların güçlü kalması da ons fiyatı üzerinde ek baskı yaratıyor.
Teknik açıdan bakıldığında altın fiyatları gün içerisinde 4.705 – 4.670 dolar bandında dalgalandı. Önceki kapanış seviyesi olan 4.721 doların altında kalınması, kısa vadede aşağı yönlü risklerin devam ettiğine işaret ediyor. Buna rağmen altın, yıllık bazda yüzde 42’nin üzerinde yükseliş sergileyerek uzun vadeli güçlü görünümünü koruyor. Son 5 yılda görülen 5.598 dolar seviyesi ise halen önemli bir referans noktası olmayı sürdürüyor.
Mevcut piyasa dinamikleri değerlendirildiğinde, altın fiyatlarının kısa vadede iki ana faktör arasında sıkıştığı görülüyor: bir yanda artan jeopolitik riskler ve güvenli liman talebi, diğer yanda ise yüksek faiz ve güçlü dolar teması. Eğer ABD’den gelen veriler güçlü kalmaya devam ederse ve Fed’in sıkı para politikası beklentisi korunursa, altın üzerinde baskı sürebilir. Ancak jeopolitik risklerin daha da tırmanması durumunda, bu baskının sınırlanması ve yeniden yukarı yönlü hareketlerin görülmesi de olasılık dahilinde.
Yatırımcıların önümüzdeki süreçte sadece jeopolitik gelişmeleri değil, aynı zamanda ABD enflasyon verileri ve merkez bankalarının politika sinyallerini de yakından takip etmesi gerekecek. Çünkü altının yönü, giderek daha fazla küresel likidite ve faiz beklentileri tarafından belirleniyor.











