Temmuz 2026 Güven Endeksi: Güven Var Ama Temkin de Var

Temmuz güven endeksleri, hizmet ve inşaatta sınırlı toparlanmaya, perakendede ise talep ve satış beklentilerindeki zayıflamaya işaret etti.

Türkiye ekonomisinin nabzını tutan öncü göstergeler arasında yer alan sektörel güven endeksleri, ekonomik faaliyetlerin yönü hakkında önemli ipuçları sunmaya devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2026 yılı temmuz ayı hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endeksleri, ekonominin tüm sektörlerde aynı hızda ilerlemediğini bir kez daha ortaya koydu. Veriler, hizmet ve inşaat sektöründe sınırlı da olsa iyimserliğin sürdüğünü, buna karşılık perakende ticaret sektöründe tüketici talebine ilişkin temkinli bir görünümün güçlendiğini gösteriyor.

Temmuz ayında mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,4 artarak 112 seviyesine yükseldi. Güven endeksinin 100 puanın üzerinde bulunması sektörün geleceğe ilişkin iyimser olduğunu, 100 puanın altında olması ise kötümser beklentilerin ağır bastığını ifade ediyor. Bu açıdan bakıldığında hizmet sektörünün güçlü görünümünü koruduğu söylenebilir.

Hizmet sektöründeki detaylara bakıldığında tablo daha da anlam kazanıyor. Son üç aylık dönemde iş durumunun yüzde 0,5 artması, firmaların mevcut faaliyetlerinden genel olarak memnun olduğunu gösterirken, gelecek üç aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisinin yüzde 3,7 yükselmesi, sektör temsilcilerinin önümüzdeki döneme daha umutlu baktığını ortaya koyuyor. Buna karşın son üç aylık dönemde hizmetlere olan talebin yüzde 0,2 gerilemesi, mevcut talepte küçük de olsa bir yavaşlama yaşandığını gösteriyor. Bu durum, firmaların bugün yaşanan sınırlı zayıflığa rağmen gelecekte talebin yeniden güçleneceğine inandığını düşündürüyor.

Öte yandan perakende ticaret sektörü, temmuz verilerinin en dikkat çekici başlığı oldu. Perakende ticaret güven endeksi yüzde 1,6 düşerek 111 seviyesine geriledi. Endeks hâlâ iyimser bölge olan 100 puanın üzerinde bulunsa da, düşüş eğilimi sektörün geleceğe ilişkin beklentilerinde temkinli davranmaya başladığını gösteriyor.

Perakende sektöründeki alt göstergeler de bu tabloyu destekliyor. Son üç aylık dönemde iş hacmi ve satışların yüzde 0,5 azalması, tüketicilerin harcamalarında daha seçici davranmaya başladığına işaret ediyor. Bunun yanında mevcut mal stok seviyesindeki yüzde 0,1’lik gerileme oldukça sınırlı olsa da firmaların stok yönetiminde daha kontrollü hareket ettiğini gösteriyor. En dikkat çekici veri ise gelecek üç aylık dönemde iş hacmi ve satış beklentisinin yüzde 3,8 düşmesi oldu. Bu veri, sektör temsilcilerinin önümüzdeki dönemde talep artışı konusunda eskisi kadar iyimser olmadığını ortaya koyuyor.

Bu gelişmelerin arkasında yüksek finansman maliyetleri, tüketicilerin satın alma gücündeki baskılar ve faiz oranlarının harcamalar üzerindeki etkisi bulunuyor. Özellikle dayanıklı tüketim ürünleri, elektronik ve mobilya gibi krediye duyarlı sektörlerde talebin yavaşlaması, perakende güvenini aşağı çeken temel unsurlar arasında yer alıyor.

İnşaat sektöründe ise uzun süredir devam eden zayıf görünümün tamamen sona ermediği, ancak kademeli bir toparlanma eğiliminin sürdüğü görülüyor. İnşaat güven endeksi yüzde 0,6 artarak 83,5 seviyesine yükseldi. Buna rağmen endeksin 100 puanın altında kalmaya devam etmesi, sektörün hâlâ iyimser bölgeye geçemediğini gösteriyor.

İnşaat sektörünün alt verileri de karmaşık bir görünüm sunuyor. Alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyinin yüzde 3,9 artması, yeni projelerin ve devam eden yatırımların sektöre destek verdiğini gösteriyor. Ancak gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisinin yüzde 2,3 azalması, firmaların istihdam konusunda temkinli davrandığını ortaya koyuyor. Bu durum, maliyet baskılarının ve finansmana erişim koşullarının şirketlerin yatırım kararlarını hâlâ sınırladığını düşündürüyor.

Verilerin bütününe bakıldığında Türkiye ekonomisinde tek hızda ilerleyen bir büyümeden değil, sektörler arasında farklılaşan bir ekonomik görünümden söz etmek daha doğru olacaktır. Hizmet sektörü, turizm, ulaştırma, sağlık, eğitim ve profesyonel hizmetlerin katkısıyla büyümeye devam ederken, perakende ticaret tüketici davranışlarındaki değişimden doğrudan etkileniyor. İnşaat ise kamu yatırımları, kentsel dönüşüm projeleri ve deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetlerinden destek alsa da yüksek maliyetler nedeniyle tam anlamıyla güçlü bir ivme yakalayabilmiş değil.

Önümüzdeki aylarda bu endekslerin seyri büyük ölçüde enflasyonun yönüne, faiz politikasına, kredi koşullarına ve hane halkının satın alma gücüne bağlı olacak. Enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlanması ve finansman maliyetlerinin zaman içinde gerilemesi hâlinde hem perakende ticaret hem de inşaat sektöründe güvenin daha belirgin şekilde güçlenmesi mümkün olabilir. Buna karşılık yüksek maliyet ortamının devam etmesi, özellikle iç talebe bağımlı sektörlerde büyüme hızını sınırlayabilir.

Unutulmaması gereken önemli nokta ise güven endekslerinin ekonomik büyüklükleri değil, beklentileri ölçtüğüdür. Bu nedenle güven endeksleri tek başına üretim, satış veya büyüme verisi olarak değerlendirilmemelidir. Ancak beklentiler, yatırım ve tüketim kararlarını doğrudan etkilediği için ekonominin gelecekte izleyeceği yol açısından son derece değerli öncü göstergelerdir.

Sonuç olarak temmuz ayı verileri, Türkiye ekonomisinde hizmet sektörünün güçlü duruşunu koruduğunu, inşaat sektöründe kırılgan da olsa toparlanmanın sürdüğünü, perakende ticaret sektörünün ise talep görünümündeki zayıflama nedeniyle daha temkinli bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki aylarda enflasyonla mücadelede sağlanacak başarı, finansman koşullarındaki olası iyileşme ve iç talebin yeniden dengelenmesi, bu güven endekslerinin yönünü belirleyecek en önemli unsurlar olmaya devam edecek. Ekonomide kalıcı güvenin oluşması ise yalnızca beklentilerin iyileşmesiyle değil; üretimin, yatırımın, istihdamın ve satın alma gücünün birlikte güçlenmesiyle mümkün olacaktır.