Kıymetli okur, insanoğlunun “yoktan var etme” tutkusu tarih boyunca hep ilham vermiştir. Simyacılar kurşunu altına çevirmek için kellerini yoldu, biz ise plastik bir kartla havadan para üretmeyi başardık. Evet, “kredi kartı” denen bu çağdaş büyü, cüzdanında 3 kuruş olmayan insanı, lüks bir akşam yemeğinde şampanya patlatırken buluveriyor. Sihir diye buna derim!
1. Plastik Sihirbazlık: Havadan Para Çekmek
Kredi kartını eline alan insan, aniden kendini finansal bir Houdini sanıyor. “Limitim var, harcarım” diye düşünürken, aslında “limitim yokmuş gibi harcıyorum” gerçeğini görmezden geliyor. Kartı uzattığın an, sanki sihirli değnekle bir borç anıtı dikiyorsun. En komiği, bu “sihir”in bedeli ayda bir kapını çalıp, “Merhaba, hatırlatayım dedim: Sen aslında fakirsin!” diyen ekstrelerle geliyor.
2. “Taksit Yapınca Bedava” İllüzyonu
İnsanın içindeki çocuk, “Taksitle alınca sanki hiç ödemeyecekmişim gibi hissediyorum!” diye heyecanlanıyor. 12 taksit! Ne muhteşem! Aylık 200 lira ödersem, bir yıl sonra… 2.400 lira ödemiş oluyorum. Üstelik “indirimli” diye aldığım ürünün fiyatı zaten 1.800 liraydı. Ama olsun, matematik böyle sihirli şeyler için icat edilmedi mi?
3. Bankaların Felsefe Taşı: Faiz
Simyacılar “felsefe taşı”nı ararken, bankalar çoktan bulmuş: Faiz. Sen “havadan” harcadıkça, onlar “gerçek” parayı cebe indiriyor. “Asgari ödeme” tuzağına düşüp, 100 liralık alışverişi 300 liraya öderken, banka sana teşekkür ediyor: “Müşteri sadakati için minnettarız!”
4. “Kontrol Bende” Sanrısı
Kredi kartı, insana “Ben finansal özgürlüğümü yaşıyorum!” dedirtirken, aslında onu bir borç labirentinde koşturuyor. Her ödeme günü, labirentin duvarları biraz daha daralıyor. Ama endişelenme! Yeni ay gelir, limitin yenilenir ve labirentin kapıları yeniden açılır. Ta ki bir gün “Kredi notunuz düşük” yazısını okuyana kadar…
Son Söz: Büyü Bozulunca…
Kredi kartı, modern çağın en ironik icadı: Olmayan parayla, olmayacak hayaller satın alırsın. Ama unutma: Her sihrin bir büyü bozumu vardır. Havai fişekler söndüğünde, geriye karanlık ve bir sürü kâğıt parçası kalır. Belki de gerçek zenginlik, cüzdandaki limit değil, içerideki paranın “gerçek” olmasıdır.
Dipnot: Bu yazıyı okurken kredi kartınız cebinizden “Bana da bak!” diye seslendiyse, kulaklarınızı tıkayın. Ya da daha iyisi, makası alıp “Simya dersi: Plastik kesmek”e başlayın!