Sanayide Temkinli İyimserlik: Reel Kesim Güveni Artıyor

Reel Kesim Güveni 103,7’ye çıktı; üretim ve istihdam umut verdi, zayıf ihracat ve yatırımlar toparlanmayı sınırlıyor.

Reel Kesim Güven Endeksi’nin 103,7 seviyesine yükselmesi, sanayi cephesinde uzun süredir aranan temkinli toparlanma işaretlerini güçlendirdi. Endeksin 100 eşik değerinin üzerinde kalmayı sürdürmesi, reel sektörün mevcut koşulları tamamen olumsuz okumadığını, aksine önümüzdeki döneme dair ölçülü bir iyimserlik taşıdığını gösteriyor. Aylık bazda 0,5 puanlık artış sınırlı görünse de, özellikle beklenti kalemlerindeki iyileşme endeksin niteliğini daha anlamlı kılıyor.

Endeksin yukarı yönlü hareketinde, gelecek üç aya ilişkin üretim hacmi ve istihdam beklentilerindeki artış belirleyici oldu. Sanayicinin üretimi artırma ve iş gücünü koruma eğilimi, iç talebin tamamen çökmemiş olduğuna işaret ederken, genel gidişata ilişkin algının da bir miktar toparlandığı görülüyor. Bu tablo, finansman koşullarının sıkı olduğu bir dönemde dahi sanayinin tamamen frene basmadığını ortaya koyuyor.

Buna karşın, resmin karanlık tarafı da hâlâ oldukça belirgin. Mevcut siparişlerin zayıf seyri, özellikle gelecek dönem ihracat siparişlerine yönelik düşüş beklentisi, sanayinin dış talep kanalında ciddi bir kırılganlık yaşadığını gösteriyor. Küresel büyümenin yavaşlaması, Avrupa pazarındaki durgunluk ve kur oynaklığı, ihracatçı sanayi için belirsizliği artırıyor. Bu belirsizlik, sabit sermaye yatırım harcamalarına yönelik isteksizlik olarak da kendini gösteriyor. Sanayici üretimi sürdürmeye niyetli olsa da, kapasite artıracak uzun vadeli yatırımlar konusunda temkinli davranıyor.

Öte yandan maliyet ve fiyatlama tarafında daha olumlu bir tablo öne çıkıyor. Önümüzdeki 12 aya ilişkin ÜFE beklentisinin yüzde 33,0’a gerilemesi, enflasyon algısında kademeli bir yumuşamaya işaret ediyor. Bu düşüş, hem maliyet baskılarının azaldığına dair bir beklentiye hem de fiyatlama davranışlarının daha öngörülebilir hale geldiğine işaret ediyor. Enflasyon beklentilerindeki bu iyileşme, para politikasının reel sektör üzerindeki baskısının ilerleyen dönemde görece hafifleyebileceği beklentisini de besliyor.

İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı’nın yüzde 74,2’ye yükselmesi, üretim çarklarının düşük hızda da olsa dönmeye devam ettiğini gösteriyor. Bu oran güçlü bir genişlemeye işaret etmese de, daralma endişelerinin bir miktar geride kaldığını düşündürüyor. Ayrıca sanayide genel gidişat konusunda kötümser olduğunu belirtenlerin oranındaki azalma, sektörde psikolojik eşiğin kısmen aşıldığını ortaya koyuyor.

Tablo: Sektörlere Göre KKO (%)

SektörKKO (%)SektörKKO (%)SektörKKO (%)
Gıda72,8Basım65,1Elektrikli teçhizat71,2
İçecek69,4Kimyasal74,4Makine ve ekipman64,5
Tütün83,3Eczacılık ürünleri79,2Motorlu kara taşıtları73,3
Tekstil69,0Kauçuk ve plastik75,2Diğer ulaşım araçları76,7
Giyim75,9Diğer mineral ürünler74,5Mobilya75,6
Deri62,4Ana metal75,8Diğer imalatlar67,5
Ağaç ürünleri83,8Fabrikasyon metal74,1Kurulum ve onarım72,7
Kağıt83,5Elektronik71,7

Genel tabloya bakıldığında, reel sektör ne güçlü bir büyüme hikâyesi yazıyor ne de derin bir kriz algısı taşıyor. İç talep ve istihdam beklentileri güveni ayakta tutarken, ihracat ve yatırım cephesindeki zayıflık toparlanmanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde finansman koşullarının seyri, küresel talep görünümü ve enflasyon beklentilerindeki kalıcı iyileşme, bu temkinli iyimserliğin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek. Sanayi için şu anki tablo, “kontrollü ilerleme, yüksek teyakkuz” olarak özetlenebilir.