Milli Teknoloji Hamlesi: Hayal mi, Gerçek mi?

Teknolojik bağımsızlık, 21. yüzyılın küresel güç mücadelesinin kalbinde yer alıyor. Türkiye’nin Milli Hamlesi de bu mücadelede “yerli ve milli” bir eksen oluşturma hedefiyle yola çıktı. Peki bu hamle, bir hayalin peşinde koşmak mı, yoksa somut adımlarla gerçeğe dönüşen bir strateji mi?

Başarı Hikâyeleri: Savunmadan Otomotive

Milli Teknoloji Hamlesi’nin en görünür başarıları savunma sanayisinde. Bayraktar TB2 insansız hava araçları, dünya çapında ses getiren operasyonel başarılarıyla Türkiye’yi bu alanda küresel bir oyuncu haline getirdi. Altay tankı, TF-X Milli Muharip Uçak projesi ve Hürjet uçağı gibi projeler, savunmada dışa bağımlılığı azaltma yolunda önemli kilometre taşları.

Otomotivde ise , elektrikli araç pazarında hem sembolik hem teknolojik bir dönüşümün habercisi. Yerli batarya üretimi ve otonom sürüş teknolojilerine , Türkiye’yi yarışında konumlandırıyor.

Dijital alanda, e-Devlet sistemleri, PİCTES gibi siber güvenlik hamleleri ve Turkovac aşısıyla sağlıkta yerli üretim, hamlenin farklı sektörlere yayılan etkisini gösteriyor. Teknoparklar ve destekleri, genç girişimcilere ilham verirken, Türk mühendislerinin yapay zekâ ve robotik alanındaki uluslararası başarıları umut vaat ediyor.

Zorluklar: Önündeki Duvarlar

Ancak bu tablo, hamlenin yalnızca bir yüzü. Beyin göçü, en kritik sorunlardan biri. Yüksek vasıflı gençlerin yurtdışına çıkışı, ‘nin lokomotifini zayıflatıyor. Eğitim sisteminin ezberci yapısı ve STEM alanlarındaki nitelikli iş gücü açığı, inovasyonun önünde engel.

Teknolojik bağımlılık da devam ediyor: Yarı iletken üretimi, mikroçip teknolojisi ve ileri malzeme biliminde dışa bağımlılık, savunma ve otomotivdeki başarıları kırılgan kılıyor. Finansman ise bir diğer risk. Ekonomik dalgalanmalar, Ar-Ge yatırımlarının sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Küresel rekabette ise Çin, ve gibi devlerle yarışmak, Türkiye’nin ölçeğini aşan bir mücadele. ün inovasyona yatırım iştahı ve kamunun destek mekanizmaları, bu yarışta kilit rol oynayacak.

Jeopolitik Bağlam: Fırsatlar ve Tehditler

Türkiye’nin coğrafi konumu, teknoloji hamlesini hem stratejik hem de politik bir araç haline getiriyor. F-35 programından çıkarılma, Türkiye’yi TF-X projesine hız vermeye zorladı. Benzer şekilde, Batı ile yaşanan gerilimler, savunma sanayisinde yerli üretimi tetikledi. Ancak bu izolasyon, kritik teknolojilere erişimi kısıtlayarak çelişkili bir tablo yaratıyor.

Sonuç: Hayal ile Gerçek Arasında Bir Köprü

Milli Teknoloji Hamlesi, ne tam bir hayal ne de tamamlanmış bir gerçek. Savunma ve otomotivdeki somut çıktılar, hamlenin “imkansız” olmadığını kanıtlıyor. Ancak eğitim reformu, beyin göçünün tersine çevrilmesi ve yarı iletken gibi stratejik alanlarda atılım yapılmadığı sürece, bu hamle “tam bağımsızlık” hedefine ulaşamayabilir.

Türkiye’nin önündeki yol, uzun vadeli politikalara sadakat, uluslararası iş birlikleri ve ekonomik istikrar gerektiriyor. Unutmamak gerekir: Silikon Vadisi de bir garajda başladı. Milli Teknoloji Hamlesi, ancak kararlılıkla desteklendiğinde “hayal” olmaktan çıkıp “Türkiye’nin gerçeği” haline gelebilir.

Yarının teknolojisi, bugünün adımlarını bekliyor.